''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

Konusu 'Cinsel Sağlık Bilgisi' forumundadır ve mCEmRaH tarafından 3 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Evlenmeden önce neler yapmamız gerekir?


    Niçin evleniriz ;Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi beraberlik,birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.

    Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır.

    Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır. Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.

    Yetersiz cinsel eğitim, daha önceden bilinmeyen ama evlilik süresinde ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunları zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. Bu yüzden evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden uzaklaştırır.

    Bunlar nelerdir ;

    En önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir Erkeğin ve kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelliyecek problemleri var mı, varsa ve mümkünse bunun düzeltilmesi.
    Herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı ( sarılık, cinsel yolla geçen bir hastalık, aids ve bu gibi ) varsa gerekli önlemleri alınıp, tedavi edilmesi .
    İleride sorun olabilecek herhangi bir sağlık problemi var mı. ( Gizli şeker, kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )
    Bebek sahibi olmayı engelliyecek bir sebep var mı ? Erkeklerde evlenmeden önce sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol edilmesi.
    Gebelik esnasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma( çiğ etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur ) gibi gebeliğin ileri ki aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup olmadığının araştırılması gerekir.
    Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir.

    Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda oluşabilir.

    Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok

    Kadın Rh negatif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok

    Kadın Rh pozitif , erkek Rh pozitif uyuşmazlık yok

    Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları engeller.

    6. Çiftlerin ailelerinde ve ya kendilerinde kalıtsal ( doğumla geçen ) bir hastalık ve ya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması , değerlendirilmesi eğer riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip edilmesi gerekir.

    Özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması ( bunu hekiminizin tavsiye ettiği bir yerde ve ya hastanelerin genetik bölümlerinde yaptırabilirsiniz )

    Akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah edilebilir ;

    Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır ( teknik olarak herkesin genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır ) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.

    Teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.

    Evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma almak oluşabilecek korku ve yanlışlıkları ve bunların getirebileceği cinsel isteksizlikleri ve problemleri ortadan kaldıracaktır.
    Unutmayınız ki yaşanan her şey iz bırakır.

    Evli çiftlere bir önerimizde birbirlerini iyice tanıyana kadar çocuk sahibi olmamaları. Bunun içinde bir hekime danışarak en uygun doğum kontrol yöntemini cinsel hayatlarına başlamadan önce uygulamalarıdır. Gebe kalma korkusu altında kadın rahat bir cinsellik yaşayamaz.


    Sonuç olarak yukarıda saydığımız olumsuzlukların var olması birbirini seven iki insanın bir araya gelmesi için engel teşkil etmeyebilir. Bunların önceden bilinmesi eğer mümkünse gerekli tedavilerin yapılması ve tedbirlerin alınması faydalıdır.

    Bilinmeden evlilik sırasında ortaya çıkması ve ya getirebileceği tamiri mümkün olmayan

    sonuçlar büyük hayal kırıklıkları, olumsuzluklara hatta ilişkinin bitmesine neden olur.

    Bu gibi rahatsız edici olaylarla karşılaşmamak için önerilerimize uymanızı ve hekim kontrolünde sağlıklı bir cinselliğe adım atmanızı öneririz.

    Op.Dr.Cenk Kiper = Mutlu insan
  2. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Evlilik sorunları ve Cinsel iletişimsizlik



    Evlilik aslında birbirinden farklı iki insanın paylaşmaya başladığı yeni bir hayat dönemi olarak değerlendirilir. İnsan hayatındaki her değişim strese sebep olur ancak evlilik gibi köklü değişimlerin yeri daha bir farklı olmaktadır.



    Şöyle düşünün kültürel olarak aile yaşantısı olarak birbirinden farklı iki kişinin aynı evi aynı zaman ve mekanı paylaşmaya başlamaları hayatınızda ne kadar radikal bir değişimdir.

    Hele birde eşinizle öncesinde tam tanışmadığınızı düşünün. Belki de hep güzel saatleri paylaştınız ve birbirinize göstermek istediğiniz yüzünüzü gösterdiniz. Gülünecek neşeli anları paylaştınız. Ancak artık evlisiniz ve iki kişilik düşünmek zorundasınız. Bu durumda kendinizi kısıtlanmış gibi hissetmeniz gayet doğaldır. Karşı tarafın da aynı duyguları paylaştığını unutmayın. Bunu böyle düşündüğünüzde karşılıklı anlayışla bazı sorunların üstesinden gelebilirsiniz.

    Eğer her iki zaman içersinde çözülecektir. Ancak bunun yanında yeni yaşamınızda ortaya çıkabilir. Yeni yaşamınızda değişen bir şeyde artık düzenli bir cinsel yaşamın başlaması. Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerini eşleri ile yaşamaktadırlar. Daha önce yaptığım bir araştırmada erkeklerin % 40 ı ilk deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdiklerini gördüm. Bu oran kadınlarda daha da yüksek çıkmıştı. Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte yanlış bilmeleri nedeniyle bazı cinsel sorunlarda karşımıza çıkmaktadır.

    En sık evliliğin ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama karşımıza çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi vardır. Kapıda birileri sizden haber beklerken sınavdaki bir genç gibi performans kaygısı yaşayan ve cinsel organında sertleşme sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça karşılaşmaktayız.

    Bazen de cinsel ilişkide yaşayacağını sandığı için kendini aşırı kasan ve bu nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da karşılaşmıyor değiliz.İlişkiye müsaade etmeyecek kadar vajina kaslarında kasılma ile giden duruma ise vaginismus diyoruz. Diğer cinsel sorunlar için cinsel yaşam sayfalarımıza bakabilirsiniz.

    Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. Eğer bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz

    mguveli
  3. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Evlilikte Cinsel Sorunlar



    İletişim kuramama ve uzlaşmada güçlük: Bu problem gerçektende çiftler arasında oldukça sık görülür. Çiftler ya tartışmaz (“nasılsa bir şey değişmiyor”) ya da tartışır ancak uzlaşamaz. Genellikle herkes kendi söylemek istediğini söyler ancak karşı tarafı gerçekten dinlemez. Tartışamayan çiftler için durum daha kötüdür. Çünkü tartışmanın yerini akıl okuma almıştır(örnek: Kadın:Artık bana hiç dokunmuyor. Muhtemelen beni sevmiyor acaba bir başkasımı var? Erkek: Dokunursam gene seks istediğimi düşünecek ve beni reddedecek ben en iyisi televizyon seyredeyim. Kadın: Şimdide televizyonu açtı bu kesin beni sevmiyor, yüzsüzlük etmeyim gidip yatayım. Erkek: Bu saatte yatılırmı, bu kadının bana hiç tahammülü yok.)
    Aldatma (sadakatsizlik): Burada bahsedilen çiftlerden birinin ya da her ikisinin böyle bir deneyim yaşadıktan sonra evliliği sürdürmek zorunda kalması ya da evliliği sürdürmek istemesi durumunda yaşanacaklardır. En sık iki soru; “bu şartlarda gerçekten devam etmeli miyiz?” beni hala aldatıyor mu?

    Evlilik sorunlarında tedavi:

    Özetle çiftlere

    Aile danışmanlığı yapıyoruz

    İletişim eğitimi veriyoruz

    Rahat tartışabilmelerini sağlıyoruz

    Anlaşamasalar bile uzlaşmayı öğretiyoruz

    Çift olarak yaşam repertuarlarını genişletiyoruz

    Kaynana sorunu:
    Burada asıl sorun çiftlerin kendi aile düzenlerine sınır çizememiş olmasıdır. Böyle bir sorunu batılı literatürde bulmak çok güçtür. Ancak bizler bu sorundan kaynaklanan soruna her gün tahmin edemeyeceğiniz sıklıkta rastlıyoruz.

    Tipik sorunlar: Kaynanamla altlı üstlü oturuyoruz. Her şeyimize karışıyor.

    Kocam sürekli onlarda yemek yemek istiyor.

    Kocam sürekli onlara harcıyor bizle ilgilenmiyor.

    Her hafta sonumuzu her tatilimizi onlarla geçirmek istiyor.

    Yukarıda bahsedilen sorunlar çoğunlukla evlilikle ilgili ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kaynanasıyla rekabet halinde ki bir kadın kocasından bu durumun acısını farklı dolaylı yollarla çıkarmaya (yatakta isteksizlik, farklı önemsiz konulara öfkelenme gibi ) çalışıyor. Bunu da yapamazsa öfkesini ya çocuklarından (dayak vs) ya da kendisinden çıkarıyor olabilir (baş ağrısı,boyun, bel ağrısı, konversif bayılmalar vs).

    kaynak[​IMG]r.M. Levent Soylu
  4. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Türk erkekleri sertleşme sorunlu mu?

    Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir cinsel ilişki için yeterli ereksiyonun sağlanamaması ya da sürdürülememesi olarak tanımlanan ‘‘sertleşme sorunu’’ görülme sıklığının, Türk erkeklerinde dünya ortalamasının üzerinde olduğunu açıklıyor.

    Sertleşme sorunu, dünyada 100 milyondan fazla erkeğin olduğu kadar eşlerinin de yaşam kalitelerini etkileyen ciddi bir tıbbi durum. Özellikle 40-70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısını etkileyen sertleşme sorunu, minimal, orta ve tam olarak üç seviyede ortaya çıkıyor.

    Bu sorunun kökeninde diyabet, damar sertliği ve yüksek kolesterol, nörolojik, ürolojik ve psikolojik problemler, omurilik yaralanmaları ve prostat cerrahisi yatıyor. Sertleşme Sorunu Sıklığı ve Özelliklerinin Belirlenmesi Ön Raporu sonuçları, Türkiye’de 40 yaş üstü erkeklerin % 69’unda herhangi bir derecede sertleşme sorunu olduğunu gösteriyor. Aynı çalışmaya göre hiçbir şekilde sertleşme sağlayamayan erkeklerin oranı 40 yaşlarında % 0.4 iken, bu oran 50 yaşlarında % 3, 60 yaşlarında % 12 ve 70 yaş üstünde ise % 49 gibi değerlere ulaşıyor.

    Hastalıklarla ilişkisi var

    Sertleşme sorununun diğer bazı ciddi hastalıklarla olan ilişkisi de araştırmaya dahil edildi. Buna göre diyabet, kalp hastalığı, hipertansiyon, Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) ve prostat kanseri gibi hastalıklarda sertleşme sorunu görülme oranının arttığını gösteriyor. Diyabet hastalarında % 89.9 olarak belirlenen sertleşme sorunu görülme sıklığı kalp hastalarında % 85, hipertansiyonlularda % 88.7, BPH hastalarında % 94.8 ve prostat kanseri hastalarında % 100 gibi yüksek rakamlara ulaşıyor.

    Ayrıca diyabet, kalp hastalığı ve hipertansiyon için ilaç kullanan hastalarda da sertleşme sorunu görülme sıklığının arttığı tespit edildi. Sertleşme sorunu görülme oranının, diyabet ilaçları kullanan hastalarda % 91.9, kalp ilacı kullanan hastalarda % 86.6’ya, hipertansiyon ilacı kullanan hastalarda % 90.1’e yükseldiği gözlendi.

    Sertleşme sorunu sıklığı yaşla beraber artan bir durum. Ancak uzmanlar bu sorunun sebebinin yaşlılık olmadığını ve gençlerde de görülebildiğini belirtiyor. Kişinin kendisine verdiği değeri ve özgüveni üzerinde çok derin etkilerde bulunan ve kişisel ilişkilere zarar verebilen sertleşme sorunu, hayatın tüm yönlerini kapsayabilen bir anksiyete neden olabiliyor. Bu sebeple hemen hemen tüm sertleşme sorunu vakalarında psikolojik bir yön de bulunuyor. İletişimsizlik ya da yanlış anlamalar nedeniyle partnerlerin kendilerini reddedilmiş hissettikleri ya da istemediklerini düşündükleri durumlarla da sertleşme sorunu hastalarında sıkça karşılaşılıyor.

    TEDAVİSİ VAR

    Tedavi edilebilir bir durum olan sertleşme sorununu yaşayan erkekler ve eşleri, genellikle tedavi arayışına nasıl gireceklerini bilmemekte ve utanç duygusu nedeniyle sorunu hekimleriyle birlikte değerlendirmekten kaçınmaktadır. Ancak yeni tedavi olanakları, bu problemler üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor. Ağızdan alınan ilaçlardan elle çalışan vakum pompalarına, enjeksiyonlardan protezlere kadar birçok tedavi seçeneği var.

    4 Mayıs 1999 Hürriyet Gazetesi
  5. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Erkeklerde Cinsel Sorunlar





    Şikayet

    Gerek cinsel istek gerekse cinsel performans açısından zorluklarınız var.

    Nedenleri

    İktidarsızlık : Cinsel ilişkide bulunmak için yeterli ereksiyona ulaşamıyor ve bunu sürdüremiyorsunuz.

    İktidarsızlık ya da ereksiyon bozukluğu erkeklerde çok sık görülen bir sorundur. Geçici iktidarsızlığın hemen hemen bütün erkeklerde görüldüğünü bilmekte yarar vardır; bu tamamen normaldir ve endişe edilecek bir şey yoktur. Ancak bu sürekli hale gelirse, özgüveni ve kişisel ilişkileri sarsabilir. Neyse ki, iktidarsızlık tedavi edilebilir bir sorundur.

    Eskiden iktidarsızlığın esas olarak psikolojik nedenlerden kaynaklandığına inanılırdı; şimdi iktidarsızlık vakalarını hemen hemen yarısının fiziksel nedenlere dayandığı düşünülüyor. (Ara sıra erekte olmuş bir vaziyette uyanıyorsanız, sorunun fiziksel bir nedeni olamaz.) İktidarsızlığın muhtemel psikolojik nedenleri arasında depresyon, cinsel isteksizlik, sinirlilik, yorgunluk veya performans korkusu (bir kez ereksiyon olmayınca bunun tekrarlaması korkusu sayılabilir. Fiziksel nedenler açısından şeker hastalığı, kalp hastalığı, hormon bozuklukları, prostat bezinin iltihaplanması, aşırı alkol ve uyuşturucu kullanımı ve ilacın yan etkisi söz konusu olabilir. İktidarsızlık durumlarının çoğu kendiliğinden geçer.

    Erken boşalma : Çok küçük bir uyarıyla orgazm olup eşinizi tatmin edemeden boşalıyorsunuz. Erkeklerde en yaygın cinsel sorun olan erken boşalma özellikle genç erkeklerde ve/veya yeni başlayan ilişkilerde söz konusu olur. Bu, daha çok psikolojik nedenlerden, genellikle de ilk cinsel ilişkiler sırasındaki heyecan ve tedirginlikten kaynaklanır.

    Cinsel isteksizlik : Artık seksle ilgilenmiyorsunuz ve ender olarak bunu düşünüyorsunuz. Cinsel isteksizliğin zaman zaman herkesin başına gelebileceğini bilmekte yarar vardır. Ancak uzun sürerse ve/veya eşiniz sonuçtan memnun olmazsa, bir sorun haline gelir.

    Cinsel isteksizliğin pek çok nedeni olabilir. Depresyon, yorgunluk, stres, ağrı, ilgi kaybı veya bir ilişkide çözülmemiş bir çatışmanın bulunması isteğinizi azaltabilir. Ancak fiziksel bir neden, örneğin erkeklik hormonu testosteronun azalması da söz konusu olabilir.

    Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?

    Seks ve cinsellik üzerine çok sayıda kitap ve video vardır ve bunlar yararlı olabilir.

    Birçok cinsel güçlülüğün kökünde ilişki problemleri bulunur ve bunları açıkça konuşmak muazzam bir fark yaratır.

    “Sıkma” tekniği: Kadın boşalma belirtileri ortaya çıktığında eşinin penisini kasıklarının hemen altından baş parmağı ve işaret parmağıyla sıkarsa, erkeklerin erken boşalma konusunda daha fazla kontrol kazanmasına yardımcı olabilir.

    Geç boşalma veya boşalamama bir ilacın (örneğin seçici serotonin gerialım inhibitörleri gibi bir depresyon ilacının) etkisiyle meydana gelmiş olabilir.

    Neden bunaltıysa uyarıcı egzersizler faydalı olabilir.

    Önleme

    Eşinizle açık, dürüst iletişim sayesinde ilk elden cinsel sorunların meydana gelmesini önleyebilirsiniz. Bütün sorunlarınızı çözmeye çalışın. Cinsel ilişkinizle ilgili hiçbir sorunu tartışmakta tereddüt etmeyin.

    Alkol içiyorsanız, günde 1 – 2 bardağı geçmeyin.

    Yasadışı uyuşturucuları kullanmayın.

    Aşırı çalışmaktan ve yorgunluktan kaçının.

    Öteki Nedenler

    Peyronie hastalığı

    Orgazm olamama

    Geç boşalma

    Ağrılı cinsel ilişki


    Kaynak : Medicare
  6. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Erkek Cinsel Organları



    Cinsel açıdan erkeğin üremedeki rolü kadına göre daha basittir. Erkek sperm üretir ve döllenmenin gerçekleşebilmesi için bu spermleri kadının dölyoluna ( vajina ) boşaltır. Erkeğin cinsel organları bu işlevi yerine getirecek biçimde oluşmuşlardır. Sperm üretme sistemi iki erbezinden (testis ) oluşur. Bu bezler aynı zamanda ergenlikte çeşitli bedensel değişikliklere yol açan hormonları da üretirler. Spermi kadının dölyatağına ( uterus ) ulaştıran organa penis denir. Penis aynı zamanda idrarın boşaltılmasını sağlar. Spermi erbezlerinden penise taşıyan bir kanal sistemi vardır. Bu sistem depolama bölgeleri içerir. Bu yüzden erbezleri, yalnızca spermin boşaltıldığı orgazm anında değil, sürekli olarak sperm üretebilir. Erkeğin cinsel organlarında spermlerin içinde yaşadıkları ve yüzdükleri sıvıyı üreten bir dizi salgı bezi daha vardır.
    Bütün bu organların üreme için en önemlileri erbezleridir. Erbezleri, gövdenin dışında derisi kırışık bir torbanın içinde yer alır. Erbezleri önce gövdenin içinde oluşur, daha sonra doğumdan kısa bir süre önce torbanın içine inerler. Eğer bu gerçekleşmez ve zamanında tıbbi müdahale yapılmazsa erkek yaşamı boyunca kısır kalabilir.
    Hayvan türlerinin önemli bir bölümünde, erbezleri, insanlarınkinden farklı olarak gövdenin içindedir. Sadece memelilerin bazı türlerinde erbezleri doğumdan belli bir süre önce, başlangıçta bulunduğu böbrekler yakınındaki bölgeden gövdenin dışına, erbezi torbalarının içine iner. Bazı türlerde erbezleri yine aşağıya iner ama gövdenin dışına çıkmaz, karın boşluğunun alt kısmında kalır. Bazılarındaysa daha değişik bir düzen görülür: erbezleri mevsimlerle birlikte yer değiştirirler. Çiftleşme döneminde gövdenin dışına çıkarlar, dönemin kapanmasıyla da yine karın boşluğunun içine çekilirler. Bu mevsimlik hareket de göstermektedir ki, canlıların çoğunda erbezlerinin etkinliği, gövdenin dışına çıkmalarıyla sağlanmaktadır. Başka bir deyişle insanlarda olduğu gibi hayvanların çoğunda da sperm üretimi ancak gövdenin dışında bulunan ve dolayısıyla sıcaklığı gövde sıcaklığının biraz altında kalan erbezleri tarafindan gerçeleştirilebilmektedir. Erbezi torbaları yün kumaşla sarmalanan erkek farelerin kısırlaştığı deneylerle saptanmıştır.
    Buna karşılık ancak vücut sıcaklığındaki bir erbezinde sperm üretebilen türlerin sayısı da çoktur. Üstelik, bunlar, erbezleri gövde dışında kalan türlere çok benzeyen, akraba türlerdir. Birbirine çok yakın türlerin oldukça farklı ısı düzeylerinde üreme faaliyetini yürütebilmelerinin nedeni henüz anlaşılmış değildir.
    Erbezi torbasına sahip türlerde bu organın yeri de oldukça değişiktir. İnsanlarda torbalar penisin arkasındadır; buna karşılık bazı keseli hayvanlarda penisin önünde ve şebeklerde de penisin yanında bulunur.
    Torba, birer erbezi içeren iki bölüme ayrılır. Torbanın dışındaki ince çizgi bu ayrılma sınırını gösterir. Erkeklerin çoğunda sol erbezi sağdakine göre biraz daha aşağıdadır. Ancak her ikisi de küçük kaslar sistemiyle yukarı ve aşağı doğru hareket ederler. Torbanın derisine bağlı olan bu kaslara dartos, erbezlerine bağlı olan kaslara ise kremaster denir. Soğukta bu kaslar erbezlerini gövdeye doğru çeker. Sıcakta ise kaslar gevşer ve erbezleri aşağıya sarkar.
    Bu karmaşık düzen gereklilikten doğmuştur. Çünkü erbezleri yeterli ölçüde spermi, gövde sıcaklığının biraz altında, 35 °C'de üretirler. Eğer sıcaklık yüksekse sperm üretilemez, hatta baba olma yeteneği bütünüyle ortadan kalkabilir. Uzun süre bisiklet sürmenin, sıkı kilotlann sperm üretimi üzerinde olumsuz etki yaptığı söylenmektedir. Buna karşılık İskoçya türü etekliğin verimliliği artırdığı öne sürülmektedir.
    Her bir erbezi 250 kadar bölmeden oluşur. Bu küçük, sıkı sıkıya birbirine geçmiş borular ersuyu üreten kanalcıklardır. 800 kadar kanalcıkta her gün yüzmilyonlarca sperm üretilir. Kanalcıklar birbirlerine bağlıdırlar ve hepsi birden daha geniş bir toplama kanalına açılırlar. Erbezinin üstünde sarılmış biçimde bulunan bu toplama kanalına "epididimis" adı verilir. Yaklaşık 6 metre uzunluğundaki epididimis içinde spermler hareket etmeye alışırlar.
    Kanalcıklarda yeni spermaların üretilmesiyle birlikte daha önceden üretilmiş spermler, epididimis'e itilir. Eski spermler burada bir süre beklerler. Boşaltım için on-on beş gün kadar bekleyen spermler boşaltım olmazsa ölürler. Epididimis, "vas deferens" (sperm kanalı) adı verilen ve kalın kas duvarlarıyla çevrili bir başka kanalla bağıntılıdır. Kan damarları ve sinirlerle birlikte bu kanal sperma kordonunu oluşturur. Her bir erbezinden çıkan sperma kordonu bir kavis çizerek penisin tabanına kadar gelir. Kasık kemiğinin ön ve üst tarafindan dolanan kordon böbreklerden idrar torbasına giden idrar yolunu çevreler, döner ve sonunda, idrar torbasının arkasından aşağıya doğru iner.
    İki sperm kanalının son bölümleri diğer bölümlere göre daha geniştir. Buralarda spermler depolanır. sperm keseleri adı verilen iki küçük bezden gelen kanalları birleştiren sperm kanalı ; prostat bezinin çevresine ulaşır. Burada iki kanal birleşir ve idrar yoluna girerler. İdrar kanalı, penis boyunca idrar torbasında uzayan kanaldır. Prostatın altında bazı bezler idrar yoluna salgı yapar. Bunlara Cowper ve Littre bezleri adı verilir.
    Bu bezler cinsel birleşme sırasında penisin ucunun ıslanmasını sağlarlar; ayrıca spermin içinde yüzdüğü sıvıyı da salgılarlar. Bu sıvı sperm için gerekli olan oksijen ve besini verir. Sıvının içinde bir pervane görevini yapan kuyruk hareketleri yoluyla yüzen spermler bu sıvılarla birlikte meniyi oluşturur. Bezlerden gelen salgıların kimyasal bileşimleri o kadar belirgindir ki, giysilere bulaşmış olan meni üzerinde yapılan kimyasal deneyler, tecavüz suçlarında kanıt olarak gösterilebilmektedir.
    Prostat bezinin ürettiği kimyasal maddeler arasında bulunan bir dizi maddeye prostaglandinler denir. Bu maddeler kadının dölyatağında birleşme sırasında görülen kasılmaları kolaylaştırır ve spermin kadının üreme organlarına doğru yol almasına yardımcı olabilir.Penis idrarın dışarıya atılmasını sağlar..İdrarın boşaltılması sırasında penisin inik ve yumuşak olması en uygunudur. Ama yumuşak bir penis spermleri kadının dölyatağının derinlerine taşımak açısından hiç elverişli değildir. Bu yüzden bir erkek cinsel açıdan uyarıldığında penisi de sertleşir ve dikleşir. Bu yolla cinsel ilişki daha kolaylaşır.
    Peniste gözenekli dokulardan oluşan üç sütun yer alır. Üstte ve yanlarda iki Korpora kavernoza bulunur. Bu tabakalar tabanda kasık kemiğine bağlıdırlar. Alt tarafta ise
    daha küçük olan Korpus spongiozum tabakası yer alır. Bu tabaka penis başındaki dokuları da oluşturur. Her üç sütuna da kan damarları bağlıdır. Bir erkek cinsel açıdan uyarıldığında kan hızla bu dokulara dolar. Mantar biçimindeki dokular kanı çabucak emerler ve şişerler. Penisin sertleşme olayı da buna bağlıdır. Sertleşme omurilikten gelen sinirsel uyarılar aracılığıyla meydana gelen otomatik bir olaydır. Sertleşmeye pekçok şey yol açabilir. Karşı cinse hiç dokunulmaksızın bir koklama ya da görme de penisin sertleşmesini sağlayabilir. Öte yandan, beyinden gelen mesajlar sertleşmeyi engelleyebilir. Penisin başında çok duygun sinirler vardır. Dölyatağının içindeki penisin sürtünmesi sonucunda baştaki sinirlerin uyarıcı etkileri erkekte orgazmı sağlar.
    Hayvanlarının çoğunun penisinde, os penis adı verilen bir kemik (veya kıkırdak) bulunmasına rağmen, insanda böyle bir şeye rastlanmaz. Hayvanlarda bu kemiğin işlevi, penisin sertliğini sağlamaktır. Bütün etoburlar (köpekler, kediler, fokbalıkları, ayılar), yarasalar ve maymunlarda bir os penis vardır. Buna karşılık toynaklılarda(at ve inek gibi hayvanlar), kanguru gibi keseli hayvanlarda ve balinalarda böyle bir kemik yoktur. İnsanda koni biçiminde olan penis başı ( glans ) da çeşitli hayvan türlerinde çok farklı biçimler almıştır. Bazı keselilerde olduğu gibi iki parçalı veya çatallaşmış da olabilir, bütün diğer memelilerdeki gibi tek parçalı da olabilir. Bazı maymun türlerinde penis başı çok küçüktür. Buna karşılık insanda oldukça büyüktür ; penisin toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır ve penisin en duyarlı kısmıdır.
    Orgazm aşamasına ulaşılmadan önce Cowper ve Littre Bezleri'nden belirli ölçüde sıvı salgılanır. Bu sıvı penisin başını ıslatır ve uyarıcı etkileri artırır. Sıvının bir başka önemli görevi de idrar yolunda spermlere zararı dokunacak maddeleri işe yaramaz hale sokarak spermin idrar yolundan geçişini sağlamaktır. Bundan sonra, sinirsel uyarılar meni kanalı, meni bezleri ve prostat bezi çevresindeki kasları harekete geçirirler. Bu hareketler bir pompa işlevini görerek spermlerin ve öteki bezlerden gelen sıvıların idrar yoluna boşalmasını sağlar. Penisin süngerimsi dokularının çevresindeki bir dizi kasın kasılmasıyla birlikte meni idrar yolunda ilerler ve dışarıya atılır. Bu arada kaslar idrar torbasına giden kanalı kapatırlar. Böylece idrarın meniye karışması önlenmiş olur.
    Sünnet, yani penisin başındaki derinin alınması dünyanın en eski adetlerinden birisidir. Özellikle müslüman ülkelerde uygulanan sünnet sağlık açısından yararlı bir işlemdir. Çünkü sünnetsiz kişilerin sürekli yıkanmamaları durumunda, baş derisinin altında smegma adı verilen bir salgı birikebilir. Görülen bir başka durumda sünnetli kişilerde ya da eşlerinde penis ve rahim kanserlerine çok az rastlanmasıdır. Bu elverişli durumların bir sonucu olarak sünnet çeşitli ülkelerde giderek yaygınlaşan bir olay haline gelmektedir. Sünnetli erkeklerin cinsel açıdan doyuma daha çok ulaştıkları inancı ise yanlıştır. Bir görüş, açıkta kalan penis başının bütün gün pantolona sürtünmesinin cinsel duyarlığı azalttığı yolundadır. Bu yüzden erkekler orgazma ulaşmak için uzun sürelere gereksinim duymaktadırlar. Ne var ki yapılan araştırmalar sünnetli ve sünnetsiz kimseler arasında orgazma ulaşma açısından bir fark olmadığını ortaya koymuştur.
    Penisin boyutları üzerine pekçok yanlış kanı yaygındır. Kimi erkekler penislerinin kısalığından dolayı çeşitli karmaşık ruhsal durumlara girmektedirler. Oysa penisin büyüklüğü ya da küçüklüğüyle cinsel ilişkide başarı arasında bir ilişki yoktur. Penisin büyük olması kişinin "daha erkek" olmasını gerektirmez. Cinsel ilişkide doyuma ulaşma penisin büyüklüğü ya da küçüklüğüyle değil, cinsel teknikle ve esas olarak da psikolojik uyumla ilgilidir.
    Erkeğin sertleşme ve sperm üretme yeteneği, kadının menapoz dönemini tamamlamasından çok sonra da devam eder.
    ABD'de yapılmış bir araştırmaya göre, erkeklerin %90'ı ; 50 yaşına geldiğinde sertleşme yeteneğini korumaktadır. Altmış yaşındayken sertleşme yaşayabilenlerin oranı yüzde 80'in biraz üzerinde, yetmiş yaşındakilerin oranı yüzde 70 ve seksen yaşındayken sertleşme yeteneklerini sürdürenlerin oranı da yüzde 25'tir. Ancak bu oranların orgazm yeteneğiyle doğrudan bir ilişkisi yoktur. Kinsey ve çalışma arkadaşları tarafından yapılmış bu araştırmaya göre, elli yaşındaki ABD'li erkekler ortalama haftada iki kez, yetmiş yaşındakiler de bir kez orgazm yaşamaktadırlar.
  7. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    ERKEN BOŞALMA



    Erken boşalma her ne kadar bir cinsel problem veya yetersizlik gibi görülse de bir problem olmayıp bir cinsel uyumsuzluktur

    Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Bu yüzden de gerçek anlamda ortada bir erken boşalma sorunu olmayıp erkeğin kadının orgazmından önce veya ona ruhen yetecek kadar beraber olamadan boşalması bir cinsel uyumsuzluk ortaya çıkaracaktır.

    # O halde erken boşalma diye adlandırılan sıkıntı bir cinsel yetersizlik değil, sadece çözülmesi gereken bir sorundur,ve çözümü de basittir.

    Bir partneriniz sizinle kurduğu ilişkide siz boşalmadan orgazma ulaşabilir,diğeri ise daha geç orgazm oluyordur ve siz ondan önce boşalabilirsiniz. Bu durumda kime veya neye göre erken boşalıyorsunuz . Böyle olunca bu tamamen karşı tarafla uyum sorunu olup bir yetersizlik değildir, ama var olan uyumsuzluğu da ortadan kaldırmak gerekir.

    Tabi ki bu konuda yapılan çalışmalar ve istatistikler vardır ve ortalamalar alınarak çıkarılan sonuçlar genel değerler olarak kabul edilebilinir.

    Buna göre;

    -Penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa ileri derecede erken boşalma

    -penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma orta derece erken boşalma

    -penis vajinada iken 1 ila beş dakika arası boşalma erken boşalma olarak kabul edilebilinir.

    Bu koşullar altında normal ilişki süresini penis vajinada iken 5 dakika ve üstü olarak kabul ediyoruz ,ideali 5 ila 15 dakika arasıdır ama bu dediğimiz gibi çiftlere bağlı,siz erken boşalabilirsiniz veya partneriniz geç boşalabilir bu bir uyum sorunudur.

    Erken boşalmanın nedenleri ne olabilir;

    -yaptığımız çalışmalar sonucu en yaygın olarak rastlanılan konu gençlik çağlarında yapılan masturbasyonlardır ,yakalanılma korkusu ve aşırı heyecan ile yapılan bu masturbasyonlar da en önemli şey bir an önce boşalıp o hazzı yakalamak ve yakalanmamaktı.

    -ve erken boşalmanın önemli olduğunun kabul edildiği bazı gençlik yılları da vardır,bu yıllarda tıpkı uzağa işemek,organ büyüklüğü yarışması yada ilk orgazma ulaşan kişiyi bulmak için masturbasyon yarışmaları yapılırdı,ve bu yarışmayı kazanan kişi kahraman,imrenilen kişi olurdu.

    -gençlik yıllarında ,sık sık,birden fazla orgazm olup sertleşme sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla bile gelmemiştir,ve amaç sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır.

    -cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş veya diğer faktörler neticesi evlilik öncesi ilişki yaşayamamış veya masturbasyon yapamamış kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.

    -partnere aşırı ilgi ,bağlılık ve sevgi heyecanı arttırıp erken boşalmaya neden olabilir.

    -uzun süren cinsel perhizler sonrası kurulan ilişkilerde de erken boşalma görülebilir.

    -para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı masturbasyon gibi yalnız olarak tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur,gene amaç boşalıp rahatlamaktır.

    Uyumsuzluk olaya seksüel paylaşım gerektiren,önem verilen başka bir kişi katılınca ortaya çıkmakta ve o zaman anlaşılmaktadır.

    Erken boşalma cinsel sıkıntılar içinde en kolay çözüme ulaştırdığımız ve başarı olduğumuz konu olup gerekli olan kişinin önerileri düzenli uygulaması ve terapi aldığı hekimi ile uyumlu çalışmasıdır.

    Çözümde verdiğimiz cinsel eğitim ve öneriler bir çok kişinin aslında bilebildiği veya bilinçsizce yaptığı şeyler olup burada önemli olan belirli bir düzen ve sürede uygulanmasıdır.

    Boşalmayı kontrol etmek tıpkı bisiklete binmek gibidir ,öğrenene kadar sıkıntı çekebilirsiniz ama bir kez öğrendiniz mi bir daha unutmazsınız ,çok uzun ara verip tekrar bindiğiniz zaman başlangıçta belki kısa bir süre yalpalar ama tekrar eski halinize dönersiniz.

    Boşalma bir ateşleme mekanizması olup başladığı zaman hiç kimse hiçbir yolla onu bastıramaz,geciktiremez,denetim altında tutamaz.

    Yapmamız gereken şey ateşlenme noktasına gelmeden sistemi yavaşlatmak ,durdurmak veya kontrol altına almaktır.

    Cinsellikte en önemli şeyin uyum olduğunu söylemiştik,orgazm zamanlaması da (gerek erkeğin erken orgazmı,gerekse kadının geç orgazmı) temelde çiftlerin karşılıklı olarak düzeltmeleriyle ilgili bir konudur.

    Nasıl ki erkeğin yaklaşımı ve sevecenliği ve de tavrı ile kadın orgazmı öne alınabilinirse, kadının yardımıyla,eşlerin her ikisi de isterse,pratik olarak her erkeğin orgazmının geciktirilebilineceği bilinmelidir.

    Kadın ve erkeğin ilişki sürelerini uzatmak için bir çok yol ve yöntem mevcuttur.

    Erkeğin erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır.Genelde kişiler önce bunları kendileri denemekte başarılı olamayınca hayal kırıklığına uğramakta ,panik olmaktadırlar,bu sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır. Hatta bu hayal kırıklıkları giderek bir sertleşme sorunu halinide almaktadır.Erken boşalan kişi, partnerine yeterli olamamanın sıkıntısı ile seksten uzaklaşmakta ve sertleşmede sorun yaşayabilmektedir.Evlilikler yıkılmakta ,ciddi psikiyatrik sıkıntılar yaşanmaktadır.Çözümü çok çok basit olan böyle bir olay için tedaviye gitmemek , ertelemek veya utanıp sıkılmak, cinsel hayata küsüp hayatımızı ,yaşam kalitemizi düşürmenin hiç bir anlamı yoktur.

    Sistemli bir uygulama, eşler arası ve doktorunuz veya seks terapistiniz ile uyumlu çalışma gereklidir ve eğer düzenli uygulanırsa çok kısa sürede bu sorun ortadan kalmaktadır.

    Biz bu konuda profesyonel destek almanızı ,bir seks terapi merkezine kendiniz veya eşinizle beraber baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede çözmenizi öneririz.

    Bu konu bir gerçektir ve bundan utanılmaz.Ve hergün bu konu ile ilgili bir çok kişi bizi aramakta ve gelmektedir. Hepside sorunun çözümünü sağlayıp huzur güven ve mutlulukla sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşmaktadırlar.

    Sağlık merkezimizde oluşturduğumuz seksüel terapi grubumuz (ben,psikiyatri uzmanı,üroloji uzmanı ve psikoloğumuz) ve bu sorunu kesinlikle üç-dört seansta çözmekteyiz.



    kaynak[​IMG]insan.com
  8. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Tanım:

    Boşalmanın (Ejakulasyon) penis vajinaya girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir eşi tatmin edemeden olması veya kişinin isteğinden önce olmasına Erken Boşalma ( Premature Ejaculation) denir.
    Genellikle dile getirilmesi güç olduğundan ve göreceli bir kavram olduğundan rastlanma sıklığı konusunda yeterli bilgi yoktur. Ancak 25 yaşın altındaki genç erkeklerin üçte birinde ve 40 yaşın üzerindekilerin % 10 unda görüldüğü sanılmaktadır. Aslında hemen her erkek hayatının bir bölümünde bu sorunla karşılaşabilir. En azından ilk cinsel deneyimleri esnasında oluşan gerginlik sebebiyle erken boşalma görülebilir ve zamanla ejakulasyonu kontrol etmeyi öğrenirler.

    Sebepler:

    Erken Boşalmanın birinci sebebi biyolojiktir. Erkekte normal fizyolojik boşalma ve orgazm penis vajene girdikten 2-3 dakika sonra olmaktadır. Oysa kadınlarda normal fizyolojik orgazm ve doruğa ulaşma penis vajene girdikten yaklaşık 12-14 dakika sonra olmaktadır. Ancak çoğu kadın sadece penisin vajene girmesi ile orgazma ulaşamaz diğer cinsel uyarılara da gereksinim duyarlar. Kadınların yaklaşık % 10 u ise cinsel uyarılara rağmen hiçbir şekilde orgazm olamamaktadır.

    Diğer sebepler arasında ise günah işleme veya suçluluk duygusu, hastalık kapma, gebe bırakma, başkası tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu ; aşırı isteğin verdiği gerginlik gibi psikolojik faktörler önemli rol oynamaktadır.

    Bazen prostat iltihapları veya sinirsel yolları etkileyen hastalıklarda rol oynamaktadır.

    Tedavi:

    Sebebin açığa çıkarılması, endişelerin giderilmesi , sık cinsel ilişkide bulunarak cinsel gerilimin azaltılması bazen işe yarayabilir.

    Erken boşalma eşlerin biri veya her ikisi içinde cinsel sorun halini alırsa tedavisi gerekir.

    Sıkıştırma Tekniği: Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bu metodda kadın erkeğin penisini boşalma yaklaşana kadar uyarır. Boşalma oluşacağı anda kadın erkeğin penisini erksiyonun bir kısmı kayboluncaya dek sıkar. Bu teknikde amaçlanan orgazm öncesi hissedilenleri ve geciktirmeyi erkeğe öğretmektir. Elle uyararak hareketsiz bir ilişki ile başlayan bu teknik daha sonra kaydırıcı bir krem kullanarak,kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak , kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak sürdürülür. Master ve Jhonsons bu tekniği öğrenerek uygulayanların %98 inde erken boşalma sorununun ortadan kalktığını bildirmiştir.

    Dur-Başla Tekniği: Bu teknikte kadın erkeğin penisini 3 kez ardı ardına boşalma olasıya kadar uyarır, ancak boşalma olmadan önce uyarıyı keser. Dördüncü denemede ise boşalmaya izin verilir. Haftada 3 kez erkek boşalmasını kontrol edesiye değin tekrar edilir. Boşalmanın kontrol edildiğinden emin olunduğunda bu işlem kayganlaştırıcı bir kremle denenir. Daha sonraki aşamalarda kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak , kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak ve son olarak yanyana pozisyonda dur-başla tekniği uygulanır. Bu teknikle erkek uyarılma sona erdirilmediği takdirde boşalacağı zamanı öğrenir. Bu tekniği uygulayanların % 90-95 inde boşalmanın 10-15 dakikalara uzayabildiği bildirilmiştir.

    Psikoterapi ve depresyon tedavisi: Bazı vakalarda erken boşalma derinlerdeki bir ruhsal çatışmadan veya depresyondan kaynaklanıyor olabilir. Bunların açığa çıkarılması, psikoterapi uygulanması veya depresyonun tedavisi erken boşalmayı da engelleyebilmektedir.

    Not: Bu sayfa okuyucularımızdan gelen yoğun istekler üzerine ve arama motorumuzda ençok aranan konulardan biri olması sebebiyle sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Bu bilgiler kesinlikle online olarak teşhis ve tedavi amacını gütmemektedir. Bu tür bir sorununuz olduğunda mutlaka Uzman Hekime görününüz.

    populermedikal
  9. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Sertleşme sorunu!
    Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir cinsel ilişki için yeterli ereksiyonun sağlanamaması ya da sürdürülememesi olarak tanımlanan sertleşme sorunu görülme sıklığının, Türk erkeklerinde dünya ortalamasının üzerinde olduğunu açıklıyor.

    Sertleşme sorunu, dünyada 100 milyondan fazla erkeğin olduğu kadar eşlerinin de yaşam kalitelerini etkileyen ciddi bir tıbbi durum. Özellikle 40-70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısını etkileyen sertleşme sorunu, tam olarak üç seviyede ortaya çıkıyor. Bu sorunun kökeninde diyabet, damar sertliği ve yüksek kolesterol, nörolojik, ürolojik ve psikolojik problemler, omurilik yaralanmaları ve prostat cerrahisi yatıyor.

    Sertleşme Sorunu Sıklığı ve Özelliklerinin Belirlenmesi Ön Raporu sonuçları, Türkiye'de 40 yaş üstü erkeklerin % 69'unda herhangi bir derecede sertleşme sorunu olduğunu gösteriyor. Aynı çalışmaya göre hiçbir şekilde sertleşme sağlayamayan erkeklerin oranı 40 yaşlarında % 0.4 iken, bu oran 50 yaşlarında % 3, 60 yaşlarında % 12 ve 70 yaş üstünde ise % 49 gibi değerlere ulaşıyor.

    Sertleşme sorununun diğer bazı ciddi hastalıklarla olan ilişkisi de araştırmaya dahil edildi. Buna göre diyabet, kalp hastalığı, hipertansiyon, Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) ve prostat kanseri gibi hastalıklarda sertleşme sorunu görülme oranının arttığını gösteriyor. Diyabet hastalarında % 89.9 olarak belirlenen sertleşme sorunu görülme sıklığı kalp hastalarında % 85, hipertansiyonlularda % 88.7, BPH hastalarında % 94.8 ve prostat kanseri hastalarında % 100 gibi yüksek rakamlara ulaşıyor. Ayrıca diyabet, kalp hastalığı ve hipertansiyon için ilaç kullanan hastalarda da sertleşme sorunu görülme sıklığının arttığı tespit edildi.

    Sertleşme sorunu sıklığı yaşla beraber artan bir durum. Ancak uzmanlar bu sorunun sebebinin yaşlılık olmadığını ve gençlerde de görülebildiğini belirtiyor. Kişinin kendisine verdiği değeri ve özgüveni üzerinde çok derin etkilerde bulunan ve kişisel ilişkilere zarar verebilen sertleşme sorunu, hayatın tüm yönlerini kapsayabilen bir anksiyete neden olabiliyor. Bu sebeple hemen hemen tüm sertleşme sorunu vakalarında psikolojik bir yön de bulunuyor. İletişimsizlik ya da yanlış anlamalar nedeniyle partnerlerin kendilerini reddedilmiş hissettikleri ya da istemediklerini düşündükleri durumlarla da sertleşme sorunu hastalarında sıkça karşılaşılıyor.


    Tedavi

    Tedavi edilebilir bir durum olan sertleşme sorununu yaşayan erkekler ve eşleri, genellikle tedavi arayışına nasıl gireceklerini bilmemekte ve utanç duygusu nedeniyle sorunu hekimleriyle birlikte değerlendirmekten kaçınmaktadır. Ancak yeni tedavi olanakları, bu problemler üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor. Ağızdan alınan ilaçlardan elle çalışan vakum pompalarına, enjeksiyonlardan protezlere kadar birçok tedavi seçeneği var.
    internethaber.com
  10. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    EŞCİNSELLİK



    Kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabilir. Belli bir süreç sonunda erkek eşcinseller kendilerini gey kadınlar kendilerini lezbiyen olarak tanımladı. Bu gün halk tarafından pek bilinmeyen bu kelimeler Türkiyede yaşayan eşcinseller arasındada benimsendi ve sıklıkla kullanılmaya başlandı. Eşcinsellik uzun yıllardır bilim çevreleri de dahil olmak üzere bir kimlik bozukluğu, hastalık, sapıklık gibi olumsuz ifadelerle tanımlanmıştır. 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) homoseksüelliğin ruhsal bir bozukluk olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlardır. Ancak bugün bile bu konu, halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde tartışılmaktadır. Ancak bilimsel olarak bakıldığında eşcinselliği benimsemiş ve bu kimliği ile barışık olan grupta ruhsal sorunların ya da bir kimlik bozukluğunun olduğunu bildiren bir veriye rastlanmamaktadır. Ancak eşcinsel kimliğinden kurtulmaya çalışan, homofobik ya da baskı altında olan grupta ruhsal sorunlar heteroseksüellere (karşı cinse ilgi duyanlara göre daha yüksek gibi görünmektedir.

    Eşcinsellik değiştirilebilir mi?
    Heteroseksüelliğe (karşı cinsellik) dönüşme isteği ile ilgili bazı analitik yaklaşım ve davranışçı terapiler mevcut olup başarıları oldukça şüphelidir. Bu terapiler eşcinselliği heteroseksüellikten daha az arzulanır hale getirmeye ya da eşcinsellikten alınan zevki azaltmaya yöneliktir; gerçekten iyi motive bir gurupta bile sağlanacak çözüm çok yüksek oranda geçici olacak, kişinin fantezileri değiştirilemeyecektir. (Isay).

    Bancrofta göre eşcinselliği heteroseksüelliğe dönüştürmeye çalışmak, toplumun bu konudaki olumsuz tutumuna katkıda bulunmaktır; kişi aslında bu dönüşümü gerçekten istememekte, başedemediği çeşitli baskılar nedeniyle istemektedir. Yazar ayrıca dönüşüm amacıyla yapılacak terapinin doğal olamayacağını savunmaktadır. Terapist toplum baskısı ve başvuran için en iyisini yapma konusunda bir ikilem içinde olabilir ancak en azından homoseksüelliği kabullenmenin bir alternatif olarak başvurana sunması gerekmektedir (Bankroft1989). Terapist, başvuranın o anda üstündeki baskıları ve neden başvuruda bulunduğunu ortaya çıkarmalı ve terapinin hedefini netleştirmelidir. Örneğin bazıları terapiste yalnızca güvence ya da izin almak için gelmiş olabilir.

    Eşcinselle terapi:

    Eşcinselliğini kabullendiği halde bu konuda sıkıntı duyan kişi terapiye devam etmek isterse çalışılması gerekebilecek konular genelde 4 başlık altında toplanabilmektedir.

    1-Eşcinsel duygular ve aşkla ilgili suçluluk duyguları.

    2-Aynı cinsten biriyle beraber kapalı bir ilişki kurmanın yaratacağı zorluklar.

    3-Eşcinsel ilişkideki cinsel güçlükler.

    4-Toplumla ilgili ortaya çıkabilecek çatışmalar.



    Ergenlerde dikkat edilmesi gereken noktalar (Davies 1996):

    1) Başvuranın gizliliğine saygı gösterilmeli

    2) İzin verilmesi durumunda aile görüşmesi yapılmalı, ailenin ergeni ya da kendini suçlaması önlenmeli. Ergeni izole etmenin doğuracağı kötü sonuçları bilimsel bir biçimde anlatmalı.

    3) Eşcinsellik hakkında daha ayrıntılı bilgi verilmeli.

    4) Sorunun kişinin eşcinselliği değil homofobi olduğu vurgulanmalı.

    5) Ergenle öz-güven arttırıcı çalışmalar yapılmalı

    6) Ergen ve aile için ayrı ayrı hizmet veren eşcinsel kuruluşların ve yayınların listeleri verilmelidir.

    7) Aids ve diğer riskler konusunda eğitim verilmeli

    Eşcinsellik ve Türkiye
    Eşcinsellik dünyanın farklı yerlerinde benzer yaygınlıkta görülürken kimi toplumlarda bu kavram tümüyle yok sayılır. Bazı toplumlar diğerlerine göre daha kabul edicidir (Carrier 1980). Batılı gelişmiş ülkelerde oldukça iyi örgütlendikleri görülen eşcinseller bu sayede kendi haklarını koruyabilmekte karşılaştıkları sorunlarla (izolasyon, iş bulma güçlüğü, eşcinsellere özel eğlence yerleri) daha kolay başa çıkabilmektedirler. Terapistler de bu tür organizasyonları hem eşcinsellerin hem de ailelerinin sorunlarının çözümünde destek amaçlı kullanmaktadırlar (Davies). Ayrıca bu ülkelerdeki eş cinseller kendilerine özgür cinsellik, daha sosyal bir hayat vs gibi özelliklerin görüldüğü bir alt kültür oluşturmuşlardır.

    Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında daha çok reddedici ülkeler gurubuna yakın gibi görünmektedir. Bu tür toplumlarda cinsiyet rolleri “gender roles” kesin sınırlarla ayrılmıştır ve kadınsı davranan erkeklere tepki vardır ve karşı cinse ait davranışlar göstermekle eşcinsellik eş tutulur. Hatta maço kültürlerde “aktif rolde” (insertor) cinsel ilişki çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi görülür ve “pasif roldekiler” (insertee) eşcinsel olarak nitelenir(carrier). Bir çok eşcinsel, ülkemizde halen çok önemsenen evlilik, çocuk sahibi olmak, din ve ahlaki değerlerin baskısı altında ciddi içsel çatışmalara ve sosyal baskılarla karşılaşmakta ve kişi kendisini eşcinsel olarak nitelemekte bile güçlük çekmekte, diğer bir deyişle "kendini bulma" süreci çok daha zor ve uzun olmakta ve homofobik özelliklerin yerleşimi kaçınılmaz olmaktadır. Daha önce sözü geçen, batılı ülkelerdeki eşcinsel destek kuruluşlarından yoksun olan bu gurup daha sıkıntılı ve depresif, yer altında kalmış bir alt kültürü yaşamaya mahkum kalmaktadır.



    Eşcinsellikle ilgili bazı yanlış inanışlar (Mitler)

    Erkek eşcinseller kadınlığa özenir ve kadınsı hareketleri ile kolayca tanınırlar.

    Eşcinseller, erkeklerin (heteroseksüellerin) peşinde koşar.

    Sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar.

    Sadece aktif rolde olanlar heteroseksüeldir.

    Eşcinsel ilişkide anal seks kuraldır.

    Evlendirilirse eşcinsel değişir, düzelir.



    Sonuç: Eşcinsellik çoğunlukla zor ve acı dolu bir sürecin sonunda oluşan bir durumdur. Artık patolojik kabul edilmeyen bu cinsel yönelim biçimini yaşayan insanlar çoğunlukla kültürel ve sosyal baskılardan kaynaklanan zorluklar yaşamakta, bu gurubun bir kısmı sorunları için psikolojik danışma ya da sağaltıma gerek duymaktadırlar. Yönelimden, çevreden kaynaklanan baskıların yanı sıra eşcinsel cinsel işlev bozuklukları da bu gurubun yoğun olarak yaşadığı güçlükleri oluşturmaktadır. Bu konuyla ilgili yeterli eğitim almış, homofobik özellikleri olmayan ya da bu özelliklerinin farkında olan, eşcinsel alt-kültürüne saygılı, yargılayıcı olmayan anababalar, eğiticiler, yöneticiler ve terapistler, cinselliğinden ve kendinden nefret eden, kendine güvenini kaybetmiş insanlar yaratmak yerine, uyumlu, mutlu, üretken, cinselliğini ve sevgisini kendi tercihi doğrultusunda kullanabilen insanların oluşmasına katkıda bulunacaklardır.

    kaynak[​IMG]r.M. Levent Soylu
  11. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Eşcinseller farklı mıdır?

    Anatomik cinsiyet, doğuştan belirlenir. Cinsel kimlik, erken çocukluk yaşlarında gelişir. Ergenlik döneminde cinsel yönelim ortaya çıkar. Bu temel yapı üzerinde istemli bir seçimimiz söz konusu değildir. Ancak bu yapının üzerine, cinsel bilgi ve deneyimlerimizi, kişisel değer yargılarımızı ekler, cinsel davranışlarımızı dış dünyadaki olanaklarımıza göre belirler ve cinsel eşimizi seçebiliriz.

    Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışlar çok yaygın ve abartılı boyutlarda olabilir. Çoğu insanın kafasında kavram kargaşası olmakla birlikte, eşcinsellerin cinsel kimlikleri, anatomik cinsiyetleriyle uyumludur. Bir eşcinsel erkek, aynen heteroseksüel bir erkek gibi, erkek kimliğini benimsemiştir, erkek bedeninde olmaktan, erkek cinsel organlarından memnundur, bunların cinsel işlevlerinden haz alır. Aradaki tek fark cinsel eş seçimindedir.

    Heteroseksüel erkeğin cinsel fantezilerinde genellikle kadın bedeni veya kadınla kurulacak cinsel ilişki vardır; eşcinsel erkek, erkek bedenini ve erkekle cinsel ilişkiyi hayal eder. Heteroseksüel erkek, bir kadını cinsel eş olarak ister, bir kadınla cinselliği de içeren bir ilişki yaşamak ister, eşcinsel erkek, bir erkeği cinsel eş olarak ister, bir erkekle cinsel ilişkiden haz alır ve bir erkekle beraberlik ister.

    Eşcinsel kadınlar da heteroseksüel kadınlar gibi, kendilerini kadın hissederler, kadın cinsel organlarının işlevlerinden hoşnutturlar, sadece cinsel eşlerinin de erkek değil kendileri gibi bir kadın olmasından cinsel doyum sağlarlar. Eşcinseller kendi cinslerinden biriyle beraberlik isterler ama bu kendilerini diğer cinse ait hissetmeleri demek değildir. Yani erkek eşcinsel kendini erkek olarak hisseder ve kendisi gibi bir erkekle beraberlik ister. Kadın eşcinsel de kendini kadın hisseder ve kendisi gibi bir kadınla ilişkiye girer.

    Eşcinsellerin ait oldukları cinsiyet ve cinsel kimlikleri konusunda olduğu gibi, ilişki biçimleri konusunda da pek çok yanlış inanış vardır. Cinsiyetimizi, cinsel kimliğimizi, cinsel yönelimimizi istemli olarak seçemeyiz. Ama cinsel davranışlarımızı, genel veya cinsel ilişkilerimizin biçimini belirleyebiliriz. Bunu kendi değer yargılarımıza, yaşam koşullarımıza ve olanaklarımıza göre hepimiz farklı şekilde yaparız. Heteroseksüel veya eşcinsel olalım, kadın ya da erkek olalım, ömür boyu sadece tek bir cinsel eşimiz olabilir, yaşamımızın farklı dönemlerini farklı ama hep tek bir cinsel eşle geçirebiliriz, aynı anda bir kaç cinsel eşimiz olabilir veya sürekli değişen cinsel eşlerimiz olabilir. Bu cinsiyetimize, cinsel kimliğimize veya cinsel yönelimimize değil, kişisel kimlik ve kararlarımıza bağlı bir durumdur. Cinsel olmaktan çok ahlâkî bir seçimdir.

    Genellikle eşcinsellerin daha çok eş değiştirdiğine, uzun süreli ve doyumlu beraberlikler kuramadıklarına inanılır. Oysa hem heteroseksüel kadın ve erkekler arasında gizli veya açık olarak çok cinsel eş değiştirenler hiç de az değildir. Hem de eşcinsel çiftler içinde ömür boyu birlikte yaşayanlar, uzun süreli beraberlikler kuranlar, hak elde edebildikleri ülkelerde evlenenler vardır. Öte yandan heteroseksüel bireylerin çoğunun da sürekli ilişkilerde pek çok sorunları olabilir, doyumsuz ve sorunlu ilişkileri ekonomik nedenlerle, çocukları olduğu için ya da herhangi bir nedenle sürdüren birçok çift de vardır. Elbette eşcinsel çiftler de uzun süreli ilişkilerde, aynen heteroseksüel çiftlerde olduğu gibi, genel veya cinsel iletişime ilişkin sorunlar yaşayabilir ve bu sorunlar nedeniyle profesyonel yardım da alabilirler.

    İnsanların cinsiyetleri, cinsel kimlikleri,cinsel yönelimleri yaşamın başka alanlarındaki işlevlerini doğrudan çok fazla etkilemez. Kadın ya da erkek olalım, heteroseksüel, biseksüel ya da eşcinsel olalım, aynı biçimde kendimize özgü bir insanız.

    Okul veya iş yaşamımızda iyi / kötü, başarılı / başarısız olabiliriz. İyi bir öğrenci, başarılı bir mühendis, saygın bir avukat, becerikli bir tamirci, çalışkan bir esnaf, dürüst bir memur, ünlü bir sanatçı olup olmamamızın, cinsel kimliğimizle de cinsel yaşamımızla da bir ilgisi yoktur.

    Kişilerin cinsel yaşamı yalnızca kendilerini ve cinsel eşlerini ilgilendirir.
    kaynak: Minidev.com
  12. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Neden eşcinsel olunur?

    Neden bazı insanların eşcinsel olduğu, çok sorulan, çok tartışılan bir konu. Farklı kesimlerden insanlar, genetiği, ailenin yetiştirme biçimini, şu ya da bu yaşam olayını sorumlu tutma eğilimi gösteriyor. Bilimsel anlamda bugün için, bu soruya verilebilecek en dürüst yanıt, 'henüz bilmiyoruz'dur. Heteroseksüelliğin ya da biseksüelliğin de neden olduğunu henüz bilmiyoruz.

    Bilimsel olarak nedenini bilmediğimiz,kesin bir neden sonuç ilişkisi kurulamayan daha birçok durum var. Buna rağmen, toplumun insanların cinselliğini standartlaştırma eğilimi nedeniyle, neredeyse yalnızca eşcinselliğin nedeni konuşulur. Bu dışlamanın, "normal" dışı saymanın açık bir dışa vurumudur.

    Bazıları, eşcinsellerin cinsel kimlikleriyle toplum içinde bulunmalarına, "gençleri bu yaşam biçimine özendireceği için" karşı çıkarlar. Erkeklerin ya da kadınların toplu halde bulunduğu ortamlarda, eşcinsel eğilimlerin gelişmesinden endişelenilir. Ana-babalar, büyük bir tehlike söz konusuymuş gibi, çocuklarının eşcinsel olmasından korkarlar. Birçok iş alanında eşcinsellerin çalıştırılmasına iyi gözle bakılmaz.

    Öte yandan, birçok insan sosyal çevrelerindeki eşcinselleri bilmezden gelir. Birçok eşcinsel birey de, cinsel kimliklerini en yakın çevrelerinden bile özenle gizleme gereğini duyar. Toplumsal kabul gören tek tip cinsellik modelinde, bir kadın ile bir erkeğin evlilik kurumu içinde kurdukları, tek eşli, üremeye açık, cinsel birleşmeler yer alır. Bu cinsellik modeli, dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar için en uygun, en istenir model olmayabilir.

    Heteroseksüel kadın ve erkekler, tek eşli bir evlilik istemeyebilirler, evlilik kurumunu ya da çocuk sahibi olmayı reddedebilirler ya da çocuklarını tek ebeveynli bir aile içinde büyütmeyi seçebilirler. Heteroseksüel kadın ve erkekler, farklı cinsel eşlerle, farklı kurallarda ilişkiler kurabilir ve kendi cinsel yaşamlarını standart kabul edilen cinsellik modeli dışında kurabilirler. Bunlar da toplumun çok onayladığı durumlar değildir ama birçok kişi, birçok ortamda çok fazla sorun yaşamadan, toplumsal kabul görür. Biseksüel kadın ve erkekler ise, toplumsal çevrelerinde fazla dikkat çekmezler.

    Eşcinseller için durum farklı gelişir. Yaygın yanlış inanışlar etkisinde yetişen bireyler, kendi eşcinsel yönelimlerini fark ettiklerinde, ana-babaların ya da yakın çevrenin gösterdiğine benzer tepkiler verebilir. Eşcinsel yönelimlerini kabul etmekte, buna uygun cinsel etkinliklere girişmekte, bu cinsel etkinliklerden aldıkları haz ile cinsel doyum sağlamakta çeşitli zorluklar yaşayabilirler.

    İlk farkına varma döneminde, duygusal bocalamalar, depresyonlar, cinselliği veya eşcinselliği toptan reddetme eğilimi ve heteroseksüel cinsel davranış geliştirme çabaları gösterebilirler. Bu dönemi kendi kendilerine, profesyonel yardım alarak veya diğer eşcinsellerin desteği ile aşabilirler. Kendi cinsel kimliklerini kabul ettikten sonra da, yakın çevrelerine açılmakta ciddi zorlukları olabilir.

    Elbette cinsel yönelimimizi veya cinsel eş seçimimizi başka insanlara açıklamak zorunda değilizdir. Ancak bir eşcinsel birey, yakın çevresinin neden karşı cinsten bir kız/erkek arkadaşı olmadığı, neden hâlâ evlenmediği, neden yalnız yaşadığı, neden hâlâ çocuk yapmayı düşünmediği gibi soruları karşısında daha çok bocalar.

    Eşcinsel bireyler, yakın çevrelerine farklı oranlarda açılırlar. Kimi ailesinin birçok üyesine, kimi kabul göreceğine inandığı bazılarına açılır. Birçok eşcinsel ailesiyle bu konuda konuşmamıştır, aile üstü kapalı bir biçimde durumu kabul etmiş veya anlamazdan gelmektedir. Aynı durum arkadaş çevresi için de geçerlidir. İş çevresinde de durum, tam bir gizlilikten, konuşulmadan veya nadiren açıkça kabule kadar değişebilir. Bütün bu alanlarda eşcinsel birey, cinsel yanlış inanışlardan etkilenme düzeyine, içinde bulunduğu ortamın sosyal yapısına, mesleğinin özelliklerine, sosyal çevresindeki desteğe göre değişen oranlarda güçlük yaşar.

    Aile ve arkadaş çevresinin kabul ve onayı herkes için olduğu gibi, eşcinsel birey için de önemlidir. Diğer eşcinsel bireylerle sorunların ve belki ortak çözüm yollarının paylaşımı önemli bir destek oluşturacaktır.

    kaynak: Minidev.com
  13. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Vazektomi Ne Demektir?



    Erkeklerde hayalarda (testis) meydana gelen erkek tohum hücreleri (sperm) tohum kanalından geçerek boşalma kanalına gelir. Tohum kanalının bağlanması ile spermler boşalma kanalına geçemez. Böylece menide tohum hücresi olmaz ve gebelikten kesin korunma sağlanır.

    Tohum kanalarının bağlanması kimler için uygundur ?

    Tohum kanalarının bağlanması yeterli sayıda çocuğu olup bir daha kesinlikle çocuk istemeyenler için uygundur.

    Nasıl yapılır, hastanede yatmak gerekir mi?

    Bunun için her zaman erkeğin bayıltılması gerekmez. Tohum kanallarının bağlanması işlemi birkaç dakika sürer. Haya torbası üzerinde küçük bir kesi açılır. Ağrısız ve kansız bir işlemdir. Tohum kanallarının bağlanması sırasında hayalara, erkeklik organına ve idrar yollarına dokunulmaz. Deride hiçbir iz kalmaz. İşlem sonrası hemen eve dönüp günlük işlerinize devam edebilirsiniz.

    Tohum kanallarını bağlatan erkeklerin cinsel yaşamlarında değişiklik olur mu ?

    Tohum kanalları bağlandıktan sonra, cinsel hayatta hiçbir değişlklik olmaz. Cinsel istek, boşalma, zevk alma aynen devam eder.


    --------------------------------------------------------------------------------

    Daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız hekiminize veya bölgenizdeki Sağlık Ocağı, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezine veya Devlet Hastanesi Nüfus Planlaması Kliniğine başvurunuz.


    Kaynak : S.B. AÇSAP web sitesi
  14. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Yedi asırlık seks tavsiyeleri....


    Şeyh El Nefzavi’nin 1394-1433 yılları arasında yazdığı "Kokulu Bahçe" adlı kitap, müslümanlığın en ünlü seksoloji kitabı olarak biliniyor. Tunus Sultanı Abdül Aziz´in veziri Muhammed bin Uane ez Zonavui´nin isteği üzerine hazırlanan kitap "Binbir Gece Masalları" yazarı Lady Burton´u bile etkisi altına almış ve 1850 yılında bir Fransız subay tarafından Fransızca’ya çevrilmiş.
    Değişen bir şey yok
    Araplar´ın cinsel hayatı konusunda tek kaynak gösterilen kitap, 19. yüzyılın sonlarına doğru Avrupalı yazarlarca keşfedildi. Birçok dilin ardından 1970 yılında Başak Yayınevi tarafından Seks Romanları Serisi bünyesinde yayımlandı. Faruk Ülkü tarafından Fransızca´dan tercüme edilen kitabın kapağında "Cinsi aşk bahsinde yazılmış büyük Arap seksoloji şaheseri" ifadesi yer alıyor. İçinde ise 14´üncü yüzyılın sonlarına o dönemde cinsel ilişkideki ayrıntılar en açık şekilde anlatılıyor.

    "Ey Vezirim" hitabıyla başlayan kitap önce kadını tarif ediyor:
    "Yuvarlak belini, güzel göbeğini, şahane sırtını, dolgun kalçalarla birbirine bağladıktan sonra bütün bu harikaların arasına, o oyun ya da savaş alanını yerleştirdi." Ardından mükemmel bir erkeğin tarifi yapılıyor, "Geniş omuzlu, dolgun kalçalı olmalı ve boşalma anını ayarlamayı olduğu gibi, organını yeniden aşka hazırlama yollarını da bilmelidir. Organın kadını tatmin için en çok on iki parmak ya da üç el toplamı, en az altı parmak ya da bir buçuk el toplamı boyunda olması gerekir."

    Karnınız tok olmamalı
    Yazar ideal bir cinsel birleşmenin nasıl olması gerektiğini ise şu şekilde tarif ediyor; "Bilin ki ey Vezir! Bir kadınla beraber olmak istediğinizde birleşmeniz iyi ve sıhhate faydalı olsun derseniz, midenizi fazla yiyecek ve içecek ile doldurmamalısınız. Böyle durumda belinizde tutukluk, idrarınızı tutamama ve göz zaafiyeti tehlikesi yaşarsınız. Tam birleşme anında onunla oynaşınız. Yanaklarını öperek, dudaklarını ve göğüslerini emerek onu heyacanlandırabilirsiniz. Öpüşmeler, ısırmalar, göğüsleri okşamalar, kucaklaşmalar ağız ve dilin hareketleri zevki uzatabilecek, artırabilecek en güzel şeylerdir, inan bana."

    Kitapta ayrıca 11 değişik cinsel birleşme tarifi yapılıyor. Bunun dışında Hintliler tarafından uygulanan 24 ayrı birleşmeden de söz ediliyor. Hepsine ayrı ayrı isimler veren yazar vezirine seslenerek şöyle diyor: "Siz de deneyin değişik durumları. Her kadın şahsen en zevk aldığını seçecektir."

    Doğal viagralar
    Cinsel birleşme zevkini daha da artırmak için 6 yol bulunduğunu belirten yazar, bunları şöyle sıralıyor: "Güçlü bir aşk ateşi, erkek gücü, çok arzu edilen bir sevginin varlığı, yüz güzelliği, tahrik eden yiyecek ve içecekler." Yazar ayrıca cinsel gücü artırıcı ilaçların da tarifini yapıyor:
    "Sakız ağacının meyvelerini ezip, bal ve zeytinyağı ile iyice karıştırdıktan sonra sabahları yataktan kalkar kalkmaz kullanın. Devenin hörgücünde bulunan yağı alıp sevişmeye başlamadan o yağı sürünce faydasını görecek, kadınların da hoşlanacağını öğreneceksiniz. Yeşil bezelye, soğanla iyice kaynatılır, tarçın, zencefil ve kakule tozu serpilerek dövülür. Böylece sevişme gücünü çoğaltacak başka bir ilaç daha elde edilir."

    Hint usulü birleşmeler
    "Kokulu Bahçe"de özellikle Hintler tarafından uygulanan bazı cinsel birleşme pozisyonları da yer alıyor.

    - Dok el ovted (Çivileme): Kadın bacakları ile erkeğin belini sarar sıkıca, arkasını bir yere dayayıp kolları ile erkeğin boynuna sarılır.

    - Nik el haddadi (Demirci biçimi): Kadın, kalçalarının altına bir yastık koyarak sırtüstü uzanır ve dizlerini göğsüne çeker.

    - Haşu en nikanuk (Devekuşu kuyruğu): Kadın sırtüstü yatağa uzanır, erkek onun önünde diz çöker ve sadece başı ve omuzları yatağa değecek şekilde bacaklarını kaldırır kadının; duhulden sonra bacakları ile boynunu kavramış olan kadının kalçalarını kavrayarak aşağı yukarı oynatır.

    kaynak:caddeteam web site
  15. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    Kadında tüplerin bağlanması (TÜP LİGASYONU)

    NEDİR?
    Tüp ligasyonu kadınların kullanabileceği, basit, güvenli, geri dönüşü olmayan etkili bir aile planlaması yöntemidir.
    Kadında yumurtalıklarla rahim arasındaki tüplerin cerrahi yolla bağlanmasıdır.
    Cinsel ilişkiyi etkilemez.

    NE DEĞİLDİR?
    Tüp ligasyonu menapoza girmek değildir.
    Tüpler bağlandıktan sonra kadının görünümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, adet kanamalarında hiçbir değişiklik olmaz.

    NASIL YAPILIR?
    Tüp ligasyonu cerrahi bir işlemdir. Göbek altından küçük bir kesi yapılacağı için genel anestezi vermek ya da işlemin yapılacağı yeri uyuşturmak gerekir. Bu nedenle sağlık kuruluşlarında uzmanlar tarafından yapılmalıdır.
    Tüp ligasyonu yapıldıktan sonra hastanede yatmanız gerekmez. İşlem yapılıp bittikten 2-4 saat sonra klinikten ayrılabilirsiniz.

    NASIL ETKİLİ OLUR?
    Tüp ligasyonu işleminde, tüpler bağlandığı için kadının yumurtalıklarında oluşan yumurta cinsel ilişki sırasında erkek tohum hücresi ile birleşemediğinden döllenme olmaz.
    NE ZAMAN KORUMAYA BAŞLAR?
    İşlem yapıldıktan hemen sonra koruyuculuğu başlar.

    NE ZAMAN YAPILIR?
    Doğum, düşük ve kürtajdan hemen sonra ya da kadın için uygun olan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Adetin bitiş günlerinden sonra uygulanması tercih edilir.






    KİMLER İÇİN UYGUNDUR?
    Kesinlikle daha fazla çocuk istemeyenler
    Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler

    KARAR NASIL VERİLMELİDİR?
    Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemi olduğundan ileride pişmanlık duyulması için işlemden önce danışmanlık hizmeti mutlaka alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalan
  16. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    FRENGİ (Sifiliz)



    Frengi nedir ?
    Frengi, Treponema pallidum adı verilen bir bakterinin (mikrop) neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde, bu bakteri zaman içerisinde vücuda yayılarak birçok organda hasara neden olur.

    Frenginin yaygınlığı nedir ?

    Frengi en sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. 1995 yılı Dünya Sağlık Teşkilatı tahminlerine göre her yıl yaklaşık 12 milyon kişi hastalığa yakalanmaktadır. Hastalık en sık Güney ve Güneydoğu Asya'da görülmektedir. Son yıllarda Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra ortaya çıkan Bağımsızlıklarını Yeni Kazanmış Devletler'de de hastalığın giderek arttığı bildirilmektedir.

    Frenginin ilk belirtileri ne zaman ortaya çıkar ?

    Hastalık; penis, vajina, anüs (makat) ya da ağız yolu ile bulaşır. Mikrobun sağlam kişiye bulaşmasından sonra ilk belirtiler 10 gün ile 3 ay içerisinde ortaya çıkar. Hastalıkta bir veya daha fazla sayıda, üstü açık, bir santimetre boyutlarında , sert, ağrısız "şankır" adı verilen yaralar oluşur. Bu yaralar, genelde bakterinin ilk bulaştığı cinsel organlar etrafında oluşur. Mikrop daha sonra kan yolu ile bütün vücuda yayılır. Kasık ve boyun lenf bezleri şişebilir.

    Frengi şankırı ne zaman ortadan kalkar ?

    İster tedavi edilsin ister edilmesin frengi şankırı birkaç hafta içerisinde kendiliğinden kaybolur. Tedavi görmeden yaraların iyileşmesi hastalığın iyileşmesi anlamına gelmez. Bu devrede tedavi edilmeyen hastalarda hastalık ilerler.

    Frengi, şankır döneminde tedavi edilmez ise ne olur ?

    Hastalık şankır döneminde tedavi edilmez ise, yaraların ortaya çıkışından itibaren 3-6 hafta içerisinde, ellerde, ayaklarda ve vücudun diğer kısımlarında kırmızılıklar (döküntüler) oluşur. Bu kırmızılıkların olduğu bölgelerde de bakteri bulunmaktadır. Bakteri, fiziksel temas sonucu, bu bölgelerdeki yara, sıyrık gibi kısımlardan sağlam kişiye bulaşabilir. Döküntüler genellikle birkaç hafta ya da ay sonra kendiliğinden ortadan kalkar. Döküntüleri ile birlikte; hafif ateş, yorgunluk, baş ağrısı, boğaz ağrısı gibi belirtiler de bulunabilir. Tedavi edilmeyen vakalarda dahi, bu belitiler kendiliğinden kaybolabilir. Frenginin ikinci dönemi olarak bilinen bu dönem 1-2 yıl devam edebilir.

    Frengi, döküntü döneminde de tedavi edilmez ise ne olur ?

    Gerek birinci, gerekse ikinci dönemde tedavi edilmeyen frengi vakalarının üçte birinde, hastalık uzunca bir süre sessiz kaldıktan sonra daha ileri bir döneme gider. Bakteri kalp, gözler, beyin, sinir sistemi, kemikler, eklemler başta olmak üzere vücudun birçok yerinde hasarlara neden olur. Bunun sonucu ruhsal bozukluklar, körlük, felçler ve ölüm meydana gelir.

    Frengi gebe kadından bebeğine bulaşır mı?

    Tedavi edilmeyen frengili gebe kadından, bakteri hamilelik esnasında bebeğe bulaşabilir. Bulaşım riski % 70 dolayındadır. Bu gebelerin ise yaklaşık % 25'i, ölü doğum ya da erken dönem bebek ölümü nedeni ile çocuklarını kaybederler.

    Frengi kan nakli ile de geçer mi?

    Hastalık mikrobu kanda da bulunduğundan kan donörlerinde frengi testi yapılır. Test sonucu hastalık bulunduğu anlaşılırsa kan başkalarına verilmez. Kontrolsüz kan nakli ile hastalık sağlam kişiye bulaşabilir.

    Frengi tanısı basit midir ?

    Frenginin ilk belirtileri diğer bazı hastalıklarda da bulunabilir. Bu nedenle hastalık tanısı sadece hekim tarafından konulabilir. Hekim yaralardan alacağı örnekte mikroskop altında bakteriyi görebilir. Bunun yanında tanı koymaya yardımcı kan testleri de vardır. Ancak, ilk 3 ay testlerin yalancı negatif sonuç (mikrobu taşıdığı halde negatif sonuç çıkması) verebileceği de akılda tutulmalıdır.

    Frenginin tedavisi var mıdır?

    Frengi genellikle penisilin tedavisi ile kolayca iyileşir. Penisilin dozu ve uygulama şekli hekim tarafından belirleneceğinden, cinsel organları etrafında frengi şankırı olanlar kendi kendilerine ilaç kullanmamalıdır. Tedavinin başlangıcından genellikle 24 saat sonra bulaştırıcılık kaybolur.



    Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayınız !
    Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtilerinden kuşkulandığınızda hekime başvurunuz.

    Cinsel eşinizin de muayene ve gerekirse tedavisini yaptırınız.

    Daha önce frengi geçirmiş, ya da o anda şankır belirtileri olan bir kişi iseniz kan bağışında bulunmayınız. Sağlık personelini bu konuda uyarınız.

    Frengiden nasıl korunulur ?


    Cinsel ilişkide kondom kullanınız.
    Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayınız.
    Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmayınız.
    Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabileceğini belleğinizden çıkarmayınız.
    Size nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını sorunuz.
    Hamile iseniz, doğum öncesi dönemde düzenli sağlık kotrollerinizi yaptırınız.
  17. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    GÖĞÜSLER





    Erkek ve kadın arasındaki en belirgin farklardan biri olan göğüsler her iki cinste de başlıca uyarım bölgelerindendir. Özellikle kadın göğüsünün duyarlılığı çok yüksektir. Yalnızca bu alanın uyarılmasıyla kadın orgazma bile varabilir; Kinsey'in araştırmaları bu noktayı açıkça sergilemiştir.
    Kızlarda göğüsler, adet görmeye başlamadan önce irileşirler. Hatta adet görülünce biraz ufalabilirler. Ergenliğin hemen ilk aşamasında ortaya çıkan bu değişiklik, kadının giderek doğurmaya ve yavrusunu beslemeye hazır duruma gelmesine işaret eder. Fizyolojik olarak beslemekten öte bir işlevi olmayan göğüsler, hemen her kültürde önemli cinsel tutkuların başında gelmektedir. Simgesel olarak dişi ile erkek arasındaki ayırımı gözler önüne koyması ve buna ilişkin, tüm sonuçları çağrıştırması bakımından çağlar boyunca göğüsler, kalçalar gibi dişilik ve doğurganlık simgesi olagelmişlerdir. Eski çağlardaki çok göğüslü bereket tanrıçası heykelleri, Rönesans'daki açık dekolteli kadın resimleri, günümüzdeki kıyafetler hep göğüslere atfedilen cinselliğin vurgulanarak karşımıza çıkmasına örnektir.
    Göğüslerin, biyolojik tanımlarına uygun hale gelmeleri, yani iki meme bezi etrafındaki yağ ve doku yığını haline varmaları zaman alan bir süreçtir. Aşağı yukarı 8-10 yaşlarında kız çocuklarında göğüslerin gelişmesinin ilk işareti olarak "areola", yani meme uçlarının etrafindaki koyu renkli hale, genişlemeye başlar. Buna, tomurcuklanma denir. Tomurcuklanmanın arkasından giderek bütün göğüs dolgunlaşmaya başlar ve yuvarlaklaşır. Uzun ergenlik devresi boyunca göğüslerde pek bir değişiklik olmaz; ancak adet zamanlarından önce, yumurtalıklardan üretilen progesteron hormonu fazla yoğun olabildiği için, meme bezlerinin hücreleri geçici olarak büyüyebilirler. Adet öncesi göğüslerde ortaya çıkan gerilme duygusu bu yüzdendir. Bir de hamilelikte ve özellikle doğumdan sonra, üretilen süt nedeniyle göğüsler şişer. Doğumla birlikte meme bezleri süt üretmeye başlarlar. Bu süt, özel kanallarla meme uçlarına götürülür. Bazı Afrika kabilelerinde olduğu gibi çok uzun sürelerle emzirmediği takdirde göğüslerin bu eylemden dolayı yıpranmaları olağan değildir. Genellikle emzirme döneminin sonunda çok hafif bir deformasyonla birlikte, göğüsler eski durumlarına dönerler. Kadın göğüslerinin biçim ve büyüklüğü kalıtsaldır. Ancak hormonal denge bozuklukları aşırı irileşmeye veya başka bir takım anormalliklere yol açabilir. Göğüs biçim ve büyüklükleri kadından kadına büyük farklar gösterebileceği gibi, genellikle bir kadının iki göğsü de birbirine eşit olmayabilir. Göğüs büyüklüğünün, kadının ne cinselliği, ne doğurganlığı, ne de emzirme gücüyle bir ilişkisi vardır. Ufak göğüslü bir kadının büyük göğüslü birinden daha az şehvetli olacağı veya daha az süt üreteceği yolunda hiçbir bilimsel kanıt yoktur. İdeal bir göğüs biçiminden sözetmek olanaksızdır. Bu, çağdan çağa ve insandan insana değişmektedir. Hatta yaşadığımız çağda bile göğüs beğenisi sık sayılabilecek değişiklikler göstermiştir. Ancak hiç olmazsa bu değişikliklerin tespit edilebileceği birkaç kıstasın bulunduğu belirtilebilir. Göğüs yapısının düşük olup olmadığını belirlemek için göğüs başlangıcının üçüncü ile beşinci kaburgalar arasında bulunup bulunmadığına bakılır. Areola ile meme arasındaki orantı ve göğüsün şekli, yani yassı mı yuvarlak mı ya da silindir mi, konik mi olduğu genellikle kullanılan kıstaslardandır. Göğüs güzelliği konusunda en çok değişen anlayış, göğüs büyüklüğüne ilişkin olandır. İkinci Dünya Savaşı ve hemen sonraki yıllarda iri göğüsler makbulken, 1960'lı yıllarda adeta göğüssüzlük moda olmuştur.
    Gerek kadında, gerekse erkekte göğüslerden uyarılma durumunda gözle görülen bir tepki ; meme uçlarından gelir. Areolanın ortasındaki bu koni biçimli yükselti, kadında erkekte olduğundan daha büyük ve yaygındır. Soğukta olduğu gibi cinsel coşkulanmada da her iki cinsin meme uçları sertleşir. Kadında bu sertleşme emzirme sırasında da olur ve zaten bebeğin meme ucunu ağzına alabilmesi için gereklidir. Cinsel temas içinde erkeğin kadının meme ucunu ağzına almasıyla emzirme arasında, çeşitli ruhbilimciler bağ kurmuşlardır. Buna düşkün olan erkeklerde anne tutkusu bulunduğu ya da göğüslerinin eşlerince emilmesinden hoşlanmayan kadınların eşlerinin annesini kıskandığı yolundaki bu çıkarımlar, ağırlıkla Freudiyen yorumlara dayanmaktadır.


    EMZİRME

    Doğumdan hemen sonra memeler "kolostrum" adı verilen ve bebeğe bağışıklık sağlayan bir sıvı üretirler. Üç gün kadar sonra da bu sıvının yerini süt alır. Anne istemezse bebeğine süt vermeyebilir. Ancak çeşitli tıp araştırmaları emzirmenin hem çocuk, hem de anne açısından yararlı olduğunu ortaya koymuşlardır. Kaydedilen tüm teknolojik gelişmeye rağmen anne sütünün tümüyle yerine geçebilen bir mama henüz yapılamamıştır. Keza, üretimine neden olduğu oksitosin hormonu sayesinde dölyolunun küçülmesine yol açan emzirme işleminin de bir benzeri yoktur. Bu hormon, dölyolu kaslarının kasılmasını sağlayarak o bölgenin doğumdan önceki halini almasına yardımcı olur.
    Bebek süt emerken annenin cinsel olarak coşkulanması olağan bir olgudur. Bundan dolayı rahatsız olmak yersizdir. Aksine, önemli fizyolojik ve psikolojik işlevleri olan bu deneyi sevinçle yaşamak gerekir.

    kaynak:ailehekimi.com
  18. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    cinsellik ve gen



    Ylk baky?ta aralarynda ba?lanty kurulamayan ve iki ayry kelime gibi görünen bu kavramlaryn, son ara?tyrmalarda elde edilen bulgulara göre, birbirini tamamlayan, ya?am sisteminin açyklanmasynda önemli veriler oldu?u anla?ylmy?tyr.

    Tarih boyu cinsellik ile ilgili pek çok anekdot okumu?sunuzdur. Bunlardan özellikle ki?isel olanlary, belleklerde yo?unla?my?tyr. Toplumsal de?erlerin ba?ynda gelen cinsellik hakkyndaki de?er yargylary, bireylerde ve uluslarda ?artlanmalar istikametinde ve astrolojik etkilerle olgunla?maktadyr. Bir bakyma, Do?u ve Baty Kültürleri arasyndaki fark da bu ?ekilde belirginle?mi?tir.

    Yeryüzünde ilk insanyn, ortaya çyky?yndan beri varolan, ilk ça?lardan itibaren zikredilen, "temel içgüdü"lerden biri kabul edilen cinselli?in, acaba 'gen'lerle ne gibi ba?lantysy olabilir?

    Kadyn ve erkek arasyndaki en yakyn ve payla?ymcy eylem olan cinsel ili?ki syrasynda aktarylan erkek spermi ile, kadyn yumurtasy arasyndaki 'bir'le?me, sadece basit bir üreme fonksiyonu olarak nitelendirilebilir mi?

    Bu nokta, filozoflaryn ve bilimadamlarynyn dikkatini çekmi?, kendini tanyma, ya?am sistemini anlama konusunda çaly?malarda bulunanlar, zaman içinde fikirlerini açyklamy?lardyr.

    Eflatun "Sempozyum" adly eserinde "Neden cinsellik vardyr?" sorusuna, Aristophones'in me?hur konu?masyndaki öneriyle yanyt vermi? ve konuyu "bir tamirat/yenileme" ?eklinde ele almy?tyr.

    Eflatun'un çözümü; daha sonraki ça?larda, cinsel içgüdüleri, ya?amy koruma ve ya?ama isteklerini içerdi?i gerekçesiyle, Freud tarafyndan da benimsenmi?tir. Ayny soruya cevap arayan pek çok dü?ünür, sonunda kendini biyolojik evrim ilmi içinde bulmu?tur. Bu ilim, ya?ayan dünyanyn, dört milyar yyl önceki mütevazi ba?langycyndan ?imdiki haline, ne ?ekilde ve niçin geldi?ini incelemektedir.

    Charles Darwin, "The. Origin of Species" isimli me?hur eserinde, cinsellikten ve onun de?i?imlerdeki rolünden bahsetmi?tir. Darwin'e göre, bir "tabiat kanunu" olarak, ya?amyn devamy için e?le?me gereklidir.

    Ondokuzuncu yüzyylyn sonlarynda, Alman Biyolog August Weismann, ölümlü ve ölümsüzü biyolojik terminoloji ile açyklayarak cinsellikle evrimi ili?kilendirmi?tir. Weismann'a göre cinsellik, evrimi hyzlandyran bir faktördür; çünkü tabiatyn seçmesi için içeri?i sürekli de?i?en bir depo sunmaktadyr.

    Ama, esas önemli açyklama ve ba?lantylar, yakla?yk elli sene önce ke?fedilen DNA ve genetik ilmi sayesinde olmu?tur. Varly?yn bu boyuttaki, ifade edilen en küçük ?ekil birimi olan ve hücrenin temelini olu?turan DNA= DeoksiriboNükleikAsit, içinde canly ile ilgili tüm bilgilerin bulundu?u, ayny bilgiyi içeren ama, pozitif ve negatif gibi birbirini tamamlayan iki ayry polinukleotid zincirinden olu?mu?tur. Bunlardaki (nükleotid) bilgi, bir canly olu?turmak üzere, hem depolanyp hem de transfer edilmek için hazyrlanmy?tyr.

    DNA molekülünde belli yapy ta?laryny üretmek için gereken genetik ?ifreyi ta?yyan "gen" adly bir bölge vardyr. Bu bölge, o organizma ile ilgili her bir özelli?i tek tek belirleyen konfigürasyonlara (yapy ?ekli) sahiptir.

    Genler, bir organizmanyn karakteristiklerini belirleyen talimatlarla yüklüdür. Bunlar için gereken sistem ise, çevre tarafyndan sa?lanyr.

    Organizmalaryn olu?masy için genlerin aktarymy, üreme fonksiyonu ile gerçekle?ir. Üreme, insanda, kadynda yumurta, erkekte sperm üretimi ile ba?lar. Yarysy anneden, yarysy babadan gelen DNA molekülleri, yumurta ve sperm içinde paketlenerek saklanyr, böylece daha sonraki ku?aklara aktarylyr. Aktarma i?lemi, görüldü?ü gibi, cinselli?in bir sonucu olarak gerçekle?ir.

    Cinsel ili?ki yoluyla, iki ayry cinsten gelen DNA molekülleri kyrylyr ve tekrar yeni bir ?ekilde birle?ir. Kadyn ile erkekten gelen, hata yüklü de olabilen DNA'lar bir bütün te?kil eder, cinsel ili?ki evresinden sonra yeniden gençlik kazanyrlar.

    DNA'larda meydana gelen bozukluklaryn düzeltilmesinde cinsellik çok önemli yer tutar; çünkü hataly DNA olu?umuna yol açan mutasyonlary kysytlar. Bu kysytlama i?lemi, hataly kodun, kadynla erke?in birle?mesi syrasynda, tamir enzimlerince uzakla?tyrylmasy ile gerçekle?ir.

    Yakla?yk dört milyar yyl önce ba?layan insan neslinin sa?lykly bir ?ekilde devamy, her türlü de?i?ikli?e ra?men, cinsellik sayesinde olmu?, anne ve babadan aktarylan genetik veriler harmanlanyp onlaryn sahip oldu?u özelliklerin dy?yndaki bilgilerin de yeni ku?aklarda ortaya çykmasyna zemin hazyrlanmy?tyr.

    Kysaca belirtmek gerekirse, cinsellik; varlyk ile ilgili tüm bilgileri içeren genleri tamir eden, mutasyonlary, bozulmalary kontrol altynda tutarak, onlary (genleri) sa?lykly tutan çok geli?mi? bir sistemdir. Böylece o tür, her türlü mikro ve makro de?i?ime ra?men, ya?amyny devam ettirir, ortak özellikler havuzundan her an yeni olu?umlarla kendini tamir etmeye devam eder.

    Geçti?imiz günlerde, basynda yer alan bir habere göre, kiotech firmasy tarafyndan üretilen ve Yngiltere'de saty?a çykarylan Xcite adly yslak mendilin kokusu, sürenin cazibesini artyrmaktadyr. Kadyn ve erkekler için iki farkly türde üretilen bu mendiller, insanlara cinsellik sinyali göndermek ve kar?y cinsi kendine çekmek için salgylady?y `feromon' adly kimyasal maddeyi içeriyor. Aslynda bir hormon olan feromon (Pheromone), erkekte ter ve idrarda, kadynda ise vajinal salgylarda,koltuk alty teri,tükürük ve çapakta bulunuyor. Feromon baskysyny ister istemez hissediyor ve cinsel yönden uyarylyyoruz.

    Burada bireyin hormonlarynyn dy?tan içe etkilenmesi söz konusu olmaktadyr. Ayny olay Cinsellik hormonlarynyn içten genler vasytasyyla harekete geçmesi ile de gerçekle?mektedir. Bu olu?um Bebe?in ana rahminde aldy?y kozmik etkilerle formatlanyr. Uygun açylymlarda ise ortaya çykar. ABD Ba?kany Clinton'da görüldü?ü gibi. Neden tamamen genetiktir.

    Mistizm'de cinsellik hareketlerine "kader" kavramy ile de?inmede, cinsellik arzeden konumu üstü kapaly ?ekilde, "Gen"lere ba?lamaktadyr.
  19. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    İKTİDARSIZLIK BAHANE




    Yeşil reçetenin kalkmasıyla iktidarsızlık hapı satışında patlama yaşandı. Türkiye’de piyasaya çıktığından beri, doktor kontrolünde 12 bin 500 hasta hap kullanırken, aynı sürede satılan hap sayısı 552 bin 400. Bu hapların yarısına yakını son 3 ayda tüketildi.

    Mucize ilaç Viagra Türkiye’de satış patlaması yaptı. Erkeklerin korkulu rüyası iktidarsızlığın tedavisinde kullanılan ‘Viagra’ ile aynı işlevi gören ‘Sildegra’ya olan talep de gün geçtikçe artıyor. Türkiye’de Mayıs 99’dan bugüne kadar 12 bin 500 hasta erkek Viagra tedavisi gördü. 12 ayda yarım milyonu aşkın Viagra hapı tüketildi. Sildegra ise daha ilk üç ayında 17 bir 200 kutu sattı. Her iki ilaç markasının da kutularında 4’er hap bulunuyor. Türkiye’de en çok Viagra İstanbul’da tüketiliyor. Deprem felaketi yaşayan Kocaeli’nde bile 2000 yılının ilk üç ayında bin 745 kutu Viagra kullanıldı. Uzmanlar Türkiye’de Viagra ve Sildegra gibi ilaçların satışlarında patlama yaşanmasını, toplumun bilinçlenmeye başlanmasına ve yeşil reçetenin kalkmasına bağlıyor.

    İLGİ HER AY ARTIYOR

    IMS’nin (Internatıonal Medical Statıstıc) rakamlarına göre, Türkiye’de Mayıs 99’dan sonra 76 bin 700 kutu Viagra satıldı. Rakamlar Viagra’ya olan ilginin 2000 yılında da artarak devam ettiğini gösteriyor. Geçen Aralık ayında piyasaya Viagra’nın muadili Sildegra isimli bir başka ilaç daha sunuldu. Bu ilaç da ağız yoluyla alınıyor. Uzmanlar, cinsel aktiviteden yaklaşık bir saat önce alınan 50 mg’lık bir adet Sildegra’nın cinsel uyarı ile sertleşmeyi sağladığını belirtiyor. Rakamlar Sildegra’nın Aralık 99’da 5 bin 100 kutu; Ocak 2000’de 5 bir 100 kutu ve Şubat ayında 7 bin kutu satıldığını gösteriyor.

    HANGİ İLAÇ KAÇ PARA

    Türkiye’de Viagra 25 ve 50 mg’lık üretilirken, kaçak yoldan yurda giren 100 mg’lık ilaç da kullanılıyor. 25 mg’lık Viagra (4’lü) 16 milyon 600 bin TL; 50 mg’lık (4’lü) 26 milyon 570 bin TL; 25 mg’lık Sildegra(4’lü) 13 milyon 154 bin TL; 50 mg’lık Sildegra (4’lü) 20 milyon 770 bin TL’den satılıyor.

    Viagra’nın Türkiye’de tuttuğunu ve her kesime ulaştığını söyleyen Prof.Dr. Halim Hattat “Artık insanlar Viagra’yı bir afrodizyak olarak değil, tedavi edeci bir ilaç gibi görüyor. Türkiye’de Viagra’nın kullanımındaki milat yeşil reçetenin ve sağlık heyetinin kalkmasıdır. Bu yüzden de kullanımında büyük artışlar yaşanıyor” dedi.

    UCUNDA ÖLÜM MÜ VAR?

    İ.Ü. Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Doç.Dr. Ateş Kadıoğlu iktidarsızlığın hayatı tehdit eden bir rahatsızlık olmadığına dikkat çekiyor. Kadıoğlu, “Organik nedenler iktidarsızlığın yüzde 70’ine neden olurken; psikolojik faktörler yüzde 30’undan sorumludur. Organik faktörler arasında ise damar bozuklukları, sinirsel nedenler, hormonal ve doku bozukluklarını sayabiliriz” diyor.

    DÜNYADA DURUM

    Sihirli mavi hap Avrupa’da 15 Eylül 1999’da tam bir yılını doldurdu. Bu sürede tedavi gören Avrupalı erkek sayısında büyük artış olurken 27 milyon tablet kullanıldı. Viagra’nın piyasaya çıkmasıyla Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa ve İspanya’da tedaviye başvuran erkek sayısı yüzde 60 artarak 2 milyona ulaştı.

    35 yaşın üzerindeki her 1000 erkeğe yazılan reçete sayısı göz önüne alındığında İsveç ilk sırayı alırken, onu Finlandiya, İsviçre, Norveç, İngiltere, Belçika, Almanya ve Avusturya izliyor. Dünyada her gün 300 bin; ayda ise 10 milyon Viagra reçetesi yazıldığı tahmin ediliyor. Viagra’nın onaylandığı ilk ülke olan ABD reçete sayısına göre dünyada ilk sırayı alıyor.

    kaynak: medicaresaglık
  20. mCEmRaH

    mCEmRaH New Member

    Ce: ''A dan Z ye cinsel hastalıklar' Geldik.Com ÖZEL

    İyi seksin zamanı: Sabah 08:00





    Kronobiyolojiye göre sevişmek için en uygun saat sabah 08:00.

    Önce bir sinema, sonra mum ışığında bir yemek, ardından dans, sonra... Hayır sonrası sandığınız gibi değil. Gerçi tüm romantik öğeler gece üzerine kurulmuştur ama kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var ve seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08:00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16:00 suları.

    Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar:



    07:00: Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hâlâ zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.



    08:00: Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar.



    10:00: Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.



    11:00: Vücudumuz tam formundadır.



    13:00: Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.



    15:00: Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.



    16:00: Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.



    17:00: Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.



    19:00: Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.



    21:00: Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.



    23:00: Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.



    01:00: Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.



    03:00: Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır.

Sayfayı Paylaş