Akut Solunum Yolu Enfeksiyonları

Konusu 'Anne ve Çocuk Sağlığı' forumundadır ve Gelmezsen tarafından 11 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. Gelmezsen

    Gelmezsen New Member

    Akut solunum yolu enfeksiyonları (ASYE) alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları olarak ikiye ayrılabilir. Larinks ve altındaki bölge alt solunum yolları olarak kabul edildiğinden, krup sendromları, akut bronşiyolit, akut bronşit ve pnömoni (Zatüre) akut alt solunum yolu enfeksiyonları olarak sayılabilir. Çocukluk çağında akut solunum yolu enfeksiyonları çok sık görülür. Bunların çoğu üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) şeklindedir. Ancak alt solunum yolu enfeksiyonları hiç de az değildir.

    1993 yılında yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre beş yaş altı çocuklarda son iki hafta içinde alt solunum yolu enfeksiyonu görülme sıklığı %12 olarak bulunmuş olup, bunların ancak %37'sinin tedavi için sağlık kuruluşlarına götürüldüğü saptanmıştır. Halbuki bu enfeksiyonların çoğu çok ucuza malolan penisilin ile tedavi edilebilmektedir. Bu konuda ailelerin bilinçlendirilmesi çocuk ölümlerinin azaltılması açısından son derece önemlidir.

    Krup Sendromu : Mukozada ödem oluşması sonucunda üst solunum yolu tıkanıklığı tablosuyla kendini gösteren benzer klinik tablolara krup sendromu denilmektedir. Daha önceleri, difteriye krup sendromu, diğerlerine ise psödokrup (yalancı krup = difteri) denilirken günümüzde buna benzer tabloların hepsine birden krup sendromu denilmektedir. Bu tabloların ortak özelliği üst solunum yolu tıkanıklık bulguları (stridor, ses kısıklığı ve bazen havlar tarzda öksürük) ile karşımıza gelmesidir.

    Krup sendromu denilince genellikle aşağıdaki klinik durumlar akla gelir:

    - Viral krup

    - Spazmodik (tekrarlayıcı) krup

    - Bakteriyel trakeit

    - Akut epiglottit

    Viral krup: laringotrakeal enfeksiyonların %95'inden sorumludur. Etken genellikle parainfluenza virusudur. Yaşamın ikinci yılında en fazla görülür. Önce ateş, burun akıntısı ile başlar ve sonra nefes alma zorluğu (stridor), havlar tarzda öksürük ve ses kısıklığı olaya eklenir. Tedavide hava yoluyla verien kortizonlar (nebulize steroidler) yararlı olabilir.

    Spazmodik krup’ta akşam çocuk yatarken herhangi bir şeyi yokken, gece aniden havlar tarzda öksürükle uyanır. Solunum zorluğu, hırıltılı solunum (Stridor) vardır. Nefes alıp verirken ısılık sesine benzer bir ses duyulur. Ateş görülmez. Zaman zaman aynı durum yineleyebilir. Altta yatan alerjik yapının sorumlu olabileceği düşünülmektedir. Tedavide soğuk buhar ve steroidler mukozadaki ödemi çözme açısından yararlı olabilir.

    Bakteriyel trakeit ender görülen ancak tehlikeli bir tablodur. Klinik olarak ağır viral krup tablosuna benzer. Ancak bunda ateş yüksek olup ağır bir görünüm vardır; gittikçe ilerleyen solunum yolu obstrüksiyonu yapar. Etken genellikle S. aureus ya da H.influenzae'dır. Balgam koyu ve yapışkandır. Tedavide antibiyotikler kullanılır. Sefuroksim gibi ikinci kuşak sefalosporinler yeğlenir.

    Akut epiglottit seyrek görülen ancak yaşamı tehdit eden bir tablodur. Bir ile altı yaş arasındaki çocuklarda görülür. Etken H.influenzae tip B'dir. Viral kruptakinin tersine öksürük yok ya da çok azdır. Ateş çok yüksek olup toksik bir görünüm vardır. Çocuk hava yollarını açık tutmak için hareketsiz pozisyonda oturur, ağzı açıktır ve salyası akar. Yutma güçlüğü olduğundan yeme isteksizliği vardır. Dil basacağı ile ağız muayenesi çok tehlikeli olup solunum yollarının tam obstrüksiyonu ve ölüme neden olabilir. Bu hastalıkta dakikalar bile çok önemli olduğundan hemen yoğun bakım ünitesine alınmalı ve genel anestezi altında solunum tüpü takılmalıdır. Bazen de gırtlak bölgesinin açılarak solunum cihazına bağlanması gerekebilir. Tedavide gecikmeden ikinci (sefuroksim) ya da üçüncü (sefotaksim,seftriakson) kuşak sefalosporinler gibi antibiyotikler başlanır. Genellikle 5-7 günlük bir tedavi yeterlidir. Ev halkına rifampin isimli antibiyotik ile koruma yapılmalıdır.

    Zatüre (Pnömoni)

    Ülkemizde beş yaş altı ölüm nedenleri arasında perinatal nedenlerden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Bu enfeksiyonların erken dönemde tanınıp uygun biçimde tedavi edilmesiyle bu ölümlerin çoğu önlenebilir. Yaşlara göre pnömoniye en sık neden olan etkenler değişir

    Genellikle bir ÜSYE'den birkaç gün sonra aniden yükselen ateş, artan öksürük ve solunum güçlüğü alt solunum yolu enfeksiyonunu akla getirmelidir. Sağ alt lob pnömonilerinde çocuklar karın ağrısı nedeniyle hekime getirilebir. Fizik muayenede hızlı solunum, burun kanatlarının nefes alırken açılması, kaburgalar ve köprücük kemikleri arasındaki derinin nefes alırken içeri çekilmesi gözlenir. Dinlemekle genellikle nefes alıp verirken çıtırtı duyulur. Lober pnömonide, o bölgede solunum sesleri azalmış olup komşu akciğer alanlarında tuber sufl (artmış solunum sesi - haşin solunum) alınır.

    Üst lob pnömonilerinde ense sertliği saptanabilir. Özellikle küçük çocuklarda kalp yetmezliği tabloya eklenebilir. Bu durumda, taşikardi ve karaciğer büyümesi gibi bulgular da ortaya çıkar.

    Akciğerin sadece bir bölgesinin tutulması (Lober konsolidasyon) ise genellikle etkenin pnömokok olduğunu düşündürür. Çok hızlı ilerleyen, su birikmesine yol açan pnömonilerde ise etken genellikle stafilokoklardır. Süt çocukluğu döneminin ilk aylarında akciğer dinleme bulguları çok gürültülü olmasına karşın bebeğin genel durumu nispeten daha iyi ise, annenin gebeliği sırasında vaginal akıntı öyküsü pozitif ise, standart tedaviye yanıt yoksa klamidya pnömonisi akla gelmelidir.

    Hastaneye yatırılan çocuklarda etkenin saptanabilmesi için kan kültürleri alınmalı ve eğer olanaklı ise burun salgılarında (nazofarengeal sekresyonlarda) solunum virüsleri araştırılmalıdır. Klinik ve radyolojik olarak her zaman viral ya da bakteriyel pnömoni ayrımı yapılamadığından, pratik olarak pnömoni tanısı alan her çocuğa antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. İlk başlanacak antibiyotik çocuğun yaşı ve hastalığın şiddetine göre değişir.

    Akut Bronşiyolit

    Akut bronşiyolit süt çocukluğu döneminde en sık karşılaşılan alt solunum yolu enfeksiyonudur. Bunların genellikle %2-3'ü hastaneye yatırılır. Daha çok bir ile dokuz ay arasındaki bebeklerde görülür. Bir yaşından sonra ender olarak görülür. Etken %75-80 olguda virüstür ( RSV Respiratuvar Sinsitial Virüs). RSV ve her yıl kış aylarında salgınlara neden olur. Genellikle burun akıntısı ile başlar ve daha sonra kuru ve keskin bir öksürük ortaya çıkar. Arkasından solunum sıkıntısı ve beslenme zorluğu görülür. Fizik muayenede, hızlı solunum, ıslık sesli solunum (whezing), göğüs dersinde nefes alırken (interkostal ve subkostal) çekilmeler saptanır. Daha ağır olgularda dudaklar, parmak uçlarında morarma ve taşikardi de olaya eklenebilir.

    Akut bronşiyolitte destek tedavi uygulanır.Hastanın sıvı ve kalori gereksinimi karşılanmalıdır. Nemlendirilmiş oksijen verilir. Antibiyotik ve steroidler yararsızdır. Solunum yolu ile bronş açıcıların (Nebülize bronkodilatatörler) akut bronşiyolitte çok yararlı olmadığı söylenmekte ise de pratiktesık olarak kullanılmaktadır.Akut bronşiyolit geçiren çocukların yaklaşık yarısı ileriki 3-5 yıl içinde tekrar öksürük ve hırıltılı solunum atakları geçirmektedir.


    Sonuç ve Öneriler

    Akut solunum yolu enfeksiyonları, çocukluk çağında en sık geçirilen ve en çok ölüme neden olan enfeksiyon hastalıklarıdır.

    ÜSY enfeksiyonlarının en sık etkeni virüsler olup genellikle kendiliğinden düzelirler. ÜSY enfeksiyonları başlığı altında toplanan değişik klinik tabloların iyi tanınması ve etkenlerinin bilinmesi, gereksiz antibiyotik kullanımını azaltarak hem ülke ekonomisine yarar sağlayacak hem de toplumda dirençli bakteriyel suşların gelişmesini önleyecektir.

    Ülkemizde beş yaş altı ölüm nedenleri arasında doğumsal nedenlerden sonra ikinci sırada yer alan pnömoninin erken tanınması ve uygun tedavisi ile çocuk ölümlerinin önemli bir kısmı önlenebilir.

Sayfayı Paylaş