Deyimler / Deyimler hakkında...

Konusu 'Türk Dili ve Edebiyatı' forumundadır ve Duru tarafından 16 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. Duru

    Duru Administrator

    Deyimler

    Kelime topluluklarının meydana getirdiği anlama deyim denir. Deyimlerin ana unsuru,bir durum ifadesi taşımalarıdır.Bu sebeple kullanışlarında dikkatli olmak gerekir.Deyimlerin,atasözleri ve fıkra-hikayeler olmak üzere iki büyük kaynağı vardır.

    Deyimler,dört gramer yapısından oluşmaktadır:

    1. Tek bir kelimeden ibaret olup,semantik manasına göre dikkate alınarak.
    2. Bileşil fiillerin kendisinden önce gelen kelimeye karşı elde ettiği hakimiyetle.
    3. İsmin fiile hakim oluşuyla.
    4. Her iki öğenin eşit oranda kalıplaşmasıyla meydana gelir.

    Deyimlerin ana karakterini anlamak için cümle içindeki kullanılışlarına dikkat etmek gerekir.Yukarıda sıralanan nitelikler göz önüne alınarak,deyimlerin gruplandırılması şöyle yapılabilir:

    1. ALAY VE EĞLENME MAKSADIYLA YAPILAN DEYİMLER:
    a-Tasviri olup fiil karakteri taşımadan kullanılanlar:
    ör:Ayran budalası
    b-Bir hüküm ifade edip atasözü değerine ulaşanlar:
    ör:Atı alan Üsküdar'ı geçti
    c-Hikaye karakteri gösterenler:
    ör:Hoppala
    d-Fiilin hakim olduğu deyimler:
    ör:Akıldan yana züğürt olmak

    2. HİKAYE DEYİMLERİ:

    a-Tasviri mahiyette olanlar:
    ör:Adet yerini bulsun
    b-Dua mahiyetinde olanlar:
    ör:Bereket versin
    c-Hitap olarak kullanılanlar
    ör:Ayol
    d-Üzüntüyü,eseflenmeyi ifade edenler:
    ör:Ah…aksi şeytan
    e-Konuşmayı devam ettirmek amacıyla kullanılanlar:
    ör:Ha,ne diyordum
    f-Teselli mahiyetinde kullanılanlar:
    ör:Adam sen de

    3. TASVİRİ NİTELİKTE DEYİMLER:

    a-Tasviri olanlar:
    ör:Kuyu anası
    b-Fiilin hakim olduğu deyimler:
    ör:Alçak gönüllü olmak

    4. MÜBALAĞA DEYİMLERİ:

    a-Tasviri mahiyette olanlar:
    ör:Ağzı açık kalmak
    b-Alay ve eğlenme ihtiva edenler:
    ör Dananın kuyruğunu koparmak
    c-Küçümseme,tahkir ve ihtar unsurlarını içine alanlar:
    ör:Yüreğinde dağ açılmak

    5. DUA DEYİMLERİ:

    a-Nezaket ve iltifat unsurlarının hakim olduğu dua deyimleri:
    ör:Allah bir arada kocatsın
    b-Vecize mahiyetinde olan dua deyimleri:
    ör:Nemrut'un ateşini Hz.İbrahim'e gülzar eden Allah,sizin de yaktığınız ateşi bize selamet nuru etsin.
    c-İstihza yollu söylenen ve dalkavukluk çeşnisi ile bulunan deyimler:
    ör:Allah akıl versin,çok yaşa
    d-Allah'a şükür anlamında yapılan deyimler:
    ör:Hamdolsun,bin şükür.
    e-Büyü,tılsım bozmak veya yapmak için kullanılan deyimler:
    ör:Üzerliksin hevasın,her dertlere devasın

    6. İLTİFAT,DALKAVUKLUK,YALTAKLANMA ve SEVGİ DEYİMLERİ:

    a-Saray çevresinde padişah ve diğer devlet ricalini tasvir,takdir ve dalkavukluk için kullanılan deyimler:
    ör Devletli,efendizadem
    b-Sevgiliye veya yaranılmak istenen kimseye karşı kullanılan hitap deyimleri:
    ör:A canım,canımın içi,ciğerimin köşesi,elmasım
    c-Sevgiliyi veya yaltaklık edileni tasvir için kullanılanlar:
    ör:Afeti can,gazali rana,hokka gibi ağızlı,kiraz gibi dudaklı
    d-Sevilen veya yaranılmak istenen şahsa söylenen,fiilin hakim olduğu deyimler:
    ör:Keremin arpa tarlası gibi yanmak
    e-Aşırı bir alçakgönüllülük veya kendini küçültmekle yapılan dalkavukluklar,yalvarmalar,dua mahiyetinde olanlar:
    ör:Bağışlayınız,af buyurunuz,Allah ömürler versin

    7. BEDDUALAR:

    a-Uzuvlar üzerine yapılan beddualar:
    ör:Ağzı kurusun,burnu kırılsın,elleri yumurcaktan kopsun
    b-Soyut anlam taşıyanlar:
    ör:Adı batsın,Aklı kurusun
    c-Vasıtala Beddualar:
    ör:Ziftin pekini ye
    d-Alay yollu beddualar:
    ör Deli diyenin tepesi delinsin,iki gözün bir delikten fırlasın
    8. İHTAR MAHİYETİNDE DEYİMLER:

    a-Tek kelimeden ibaret olanlar:
    ör Savul,yıkıl v.b.
    b-Soyut anlam taşıyanlar:
    ör:Hanya'yı Konya'yı haddini bildiririm.
    c-Uzuvlara dayanılarak yapılan ihtarlar:
    ör:Ağzını düzelt,dilini tut
    d-Vasıtalı ihtarlar:
    ör:Eşek sudan gelinceye kadar dövmek

    9. KÜFÜR VE HAKARET DEYİMLERİ:

    a-Tek kelime halinde olan,içinde tasviri,soyutluk ve hafif bir şekilde kıyaslama unsurları bulunan küfür ve hakaret deyimleri:
    ör:Alık,balkabağı,marsık,kınamsık
    b-Tek kelime halinde olan fiili hakaret deyimleri:
    ör:Zıbarmak,kudurtmak
    c-Birden fazla kelimeli fiili hakaret deyimleri:
    ör.Boyundan büyük işe kalkışmak
    d-Tasvir unsuru hakim olanlar:
    ör:Ayran budalası,düz taban,çenesi düşük
    e-Hayvanlardan yararlanılarak yapılan ve herif gibi kelimelerle beraber kullanılan ağır küfür ve hakaret deyimleri:
    ör:Ağanın beygiri,kılkuyruk herif,köpoğlu v.b.

    10. SEDAYI TAKLİDEN MEYDANA GELEN DEYİMLER:

    Bu deyimler,doğadaki tabii ses taklitleriyle yapıldıkları gibi anlamsız kelimelerin yan yana gelmesiyle de meydana gelebilirler. Bunlarda amaç,tasvir ettikleri semantik manadır.Söz konusu ses taklidi bir kelimeyle açıklanır.
    ör:Bıcı bıcı yapmak.
    Yukarıda deyimlerinin ve atasözlerinin gramer ve fonetik açıdan sahip oldukları özellikler sıralanmıştır.Şimdi bu iki türün birbirleriyle olan ilişkilerini gözden geçirmeye çalışacağız.

    Deyimlerin Atasözlerinden farkı şöyle özetlenebilir:

    1. Deyimler kavram ve durum bildirirler.
    2. Deyimlerin mecazlı anlamı vardır.
    3. Deyimlerin öyküsü,efsanesi ve kaynağı genellikle vardır.
    4. Deyimleri anlatım kalıbı olarak görebiliriz.
    5. Deyimlerde kesin hüküm,öğüt,yol göstericilik yoktur.Bu yüzden genel kural oluşturmazlar.

    Not: Atasözleri için de yukarıda belirtilen açıklamaların tersi geçerlidir.

    Deyimler ile atasözlerinin benzer tarafları şunlardır:

    1. Her ikisinde de kelimelerde mecaz,istiare ve kinaye vardır.
    2. Kelime dizilişleri değiştirilemez.
    3. Sözdeki kelimelerin eş anlamlısını kelimenin yerine koymak olumlu bir sonuç vermez,sözü bozar.
    4. Biçim yönünden birbirlerine benzerler.
    Aşağıdaki deyimler alfabetik olarak sıralanmışlardır.

    Abacı kebeci Olur olmaz kimseler,ne olduğu belirsiz kişiler
    Abanmak :Birine yük olmak,onun sırtından geçinmek.
    Acemilik etmek düşüncesizce hareket etmek.
    Açık bono vermek :Bir kimseye,istediği gibi davranma yetkisi vermek
    Adama benzemek düzelmek,göze hoş görünmek
    Af buyurunuz :Özür dilemeyi ifade eden bir deyim
    Agop'un kazı gibi yutmak :Önüne konulan her yemeği çabuk yemek
    Ağız gevşekliği sır tutmak hali.
    Ah edip eh işitmek daima feryat etmek.
    Ak sakaldan yok sakala gelmek : Çok yaşlanmak
    Alavere dalavere,Kürt Mehmet nöbete :Bir işte bütün yükü, sorumluluğu yetersiz kişiye bırakma durumunda söylenir.
    Allah hakkı için doğruyu söylemesi istenen kimseye verilen söz.
    Amma da yaptın olmayacak bir şey söyledin anlamında
    Arabayı düze çıkartmak sonunda işini kolaylaştırmak
    Astarı yüzünden pahalı :Gerçek değerinden fazlaya mal olmak
    Aşüftelik etmek :Hafif ve işveli davranmak
    Atma Recep din kardeşiyiz :Biz birbirimizin ne olduğunu biliriz' anlamında kullanılır.
    Ayvaz kasap hepsi bir hesap :Hepsi aynı hesaba geliyor anlamında
    Azrail olmak :Çok korkulu ve zorba olmak
    Baba,baba değil iskele babası saygı duyulmayan,hayırsız baba
    Başına feleğin tokmağı inmek :Bir felakete uğramak
    Bela aramak: Kavga sebebi yaratmak.
    Ben sarhoş,yolcu sarhoş: Herkesin garip bir tutum içinde bulunduğunu anlatmak için kullanılır.
    Beyni sulanmak: Bunamak.
    Bıyıkları balta kesmez olmak :Güçlü olmak,kimseden korkmamak
    Bızdık :Ufak çocuk
    Binin yarısı beş yüz o da ben de yok düşünceli kimseleri avutmak için teselli mahiyetinde söylenir.
    Bir avuç toprak olmak :Ölmek
    Bir çırpıda o anda
    Boşlamak :İlgisiz davranmak,ilgiyi kesmek
    Boyunun ölçüsünü almak: Biri tarafından ağzının payı verilmek
    Bulanık suda balık avlamak :Karışıklıktan yararlanıp menfaatini kollamak
    Burnu kokuyu iyi almak :Her şeyi önceden sezmek
    Büyüklük göstermek :Bağışlamak
    Büyük söylemek :övünmek
    Cafer ağanın abdest suyu :Tatsız,tuzsuz
    Caka yapmak :Gösteriş yapmak
    Cana işlemek :Çok tesir etmek
    Can atmak :Çok istemek
    Can ciğer samimi
    Candan yanmış :Adamakıllı tutulmuş
    Canı burnuna gelmek :Bir işte çok eziyet ve sıkıntı çekmek
    Canını şeytana satmak :Kötü işlerle uğraşmak
    Canın sağ olsun :Bir ziyan için söylenen teselli sözü
    Ceddine okumak soyuna sövmek
    Ceffel kalem etmek :Hemen hüküm vermek
    Cephe almak düşmanca hal takınmak
    Cıcığı çıkmak :Çok hırpalanmak
    Ciğeri beş para etmez değersiz kişi
    Cihan alem bilmek :Herkes tarafından bilinmek
    Cin fikirli :Çok zeki,açıkgöz
    Cumbadak dalmak :Ani olarak girmek,dalmak
    Curcuna koparmak :Gürültüyle çevreyi karıştırmak
    Curcunaya kalkmak :Kavga ve gürültü çıkarmaya kalkmak.
    Çabalama kaptan ben gidemem :Boşuna çabalama anlamında
    Çaçaron :Kavgacı,şirret
    Çağı geçmek :Yaşlanmak
    Çala kalem durmaksızın yazarak
    Çehresi atmak :Rengi sararmak
    Çehre uzatmak :Küsmek,somurtmak
    Çek arabanı defol anlamında
    Çeşnisine bakmak :Lezzetine bakmak
    Çevir kazı yanmasın sözünü çeviren kimseler için söylenir
    Çıkmaz ayın son çarşambası :Belirsiz ve uzak zaman
    Çiğ süt emmiş olmak soysuz ve namussuz olmak
    Çileden çıkmak :Hiddetlenerek sabrın taşması
    Çizmeden yukarı çıkmak :Haddini bilmemek
    Çoban kulübesinde padişah rüyası görmek durumuna uygun düşmeyen büyük ve olmayacak hayallere kapılmak
    Çorbada tuzu bulunmak :Emeği geçmiş olmak
    Çömlek hesabı :Baştan savma hesap
    Çöpçatan çatmak :Kısmet olmak
    Çürük tahtaya basmak :Umduğunu bulamamak,aldanmak
    Dağarcıkta bir şey kalmamak :her şeyi yitirmek
    Dalavere oyun,hileli iş
    Davulu yarık sır saklamayan,önüne gelene içini döken
    Dekbaz :Hileci
    Demir gibi olmak sağlam ve sıhhatte olmak
    Devede kulak :Kıyaslanan şeyler arasındaki orantısızlığı belli etmek için kullanılır.
    Dırdır etmek :Yerli yersiz söylenip durmak
    Dikili ağacı olmamak :Malı mülkü olmamak
    Dili çetrefilli olmak :Rahat ve düzgün konuşamamak
    Dilini zaptetmek :Konuşmamak
    Dişini sökmek :Zararsız hale getirmek
    Dokuz doğurmak :Korkudan ve heyecandan bitmek
    Dolmaları yutmak :Kanmak,aldanmak
    Dostlar alışverişte görsün :Laf olsun diye iş yapanlar için söylenir
    Döner taşım yok,öter kuşum yok :Hiçbir şeye sahip olmamak
    Dört dirhem bir çekirdek :Şık giyimli kimse
    Dudukuşu :Geveze
    Dümen suyundan gitmek :Karşısındakinin huyuna göre davranmak
    Dünyaya kazık kakmak :Ölmemek
    Ebussuut Efendi'nin gelini :Eski moda giyinen kadın
    Eceline susamak :Tehlikeli işlere girişmek
    Edepsizliği gündeliğe takılmak :Edepsizliği alışkanlık haline getirmek
    Efendilik yapmak saygılı hareket etmek
    Efendizadem :Beyim anlamında bir hitap
    Eğrisi doğrusuna gelmek :Uygunsuz yapılan işin tesadüfen uyumlu bitmesi
    Ekmeği dizinde :Nankör
    Elemtere fiş kem gözlere şiş :Nazar değmesin anlamında
    Eli çabuk :Tez iş gören
    Emeği geçmek :Bir işin yapılmasında yardımcı olmak
    Ensesinde boza pişirmek :Çok eziyet çektirmek
    Ermeni gelini gibi daima kırıtan,süzülen kadınlar için yapılan benzetme
    Ervahlarına yuf olsun sövgü
    Eski çamlar bardak oldu :Şartlar değişti anlamında kullanılır
    Eşek hoşaftan ne anlar :Anlayışsız,zevksiz insanlar için söylenir.
    Etek belde :Kıvrak ve becerikli
    Ev açmak :Ayrı ev tutmak
    Eyere de gelir semere de :Bütün işlere yarar anlamında
    Ez ez de suyunu iç :Hiç yararı olmayan bir işi tenkit etmek için kullanılır
    Ezilip büzülmek :Aşırı sıkılgan davranmak
    Fahiş faize batakçı müşteri :Benzer kişilikteki insanlar birbirini kolay bulur manasında
    Faka basmak :Güç duruma düşmek
    Falcı değilim ya :Ben olacağı bilemem anlamında
    Fare düşse başı yarılır :Bir yerin yoksulluğunu anlatmak için kullanılır.
    Farfara :Ağzında sır tutamayan kimse
    Fasulye gibi kendini nimetten saymak :Kendine olduğundan fazla değer vermek
    Feleğin çemberinden geçmiş :Tecrübeli,bilmiş
    Felekten bir gün çalmak :Eğlenceli bir gün geçirmek
    Ferteği çekmek :Kaçmak
    Fesat kumkuması :Hep kötülük düşünen
    Fıkırdamak :Kesik kesik gülmek
    Fıldır fıldır aramak :Israrla ve telaşla aramak
    Fırın süpürgesi :Zayıf,uzun boylu kimse
    Fincancı katırlarını ürkütmek :Kötü niyetli kişileri ürkütecek hareketlerde bulunmak
    Fitil almak :Öfkeyle parlamak
    Fol yok yumurta yok :Herhangi bir sebep veya ilişki bulunmaması
    Forsu kırılmak :İtibar ve onuru sarsılmak
    Fukara babası :Fakirleri kollayan kimse
    Fütur getirmek :Umutsuzluğa ve çaresizliğe düşmek
    Gafil baş,düşmana eş :İşlerinde hazırlıksız olan insan her zaman zor duruma düşebilir
    Gagasından yakalamak :Zayıf noktasından yakalamak
    Gavur ölüsü oldukça ağır
    Gavurun tembeli keşiş,Müslüman'ın tembeli derviş :Kendini büsbütün ibadete verip,dünyadan elini eteğini çeken kişiler için kinaye yollu söylenir.
    Gazali rana :Güzel,hoş ceylan gibi sevgili anlamında
    Geçmişi kandilli sövgü
    Gemi aslanı :Gösterişli,işe yaramayan adam
    Geyik etine girmek :Erginleşmek
    Gırtlağından kesmek :Yiyecek parasını kısıtlamak
    Giderayak :Gitmek üzereyken
    Girye bana hande sana :Önce karşısındakini düşünen kimsenin kullandığı bir deyim
    Giydirmek :Azarlamak
    Gök demir,yer bakır :İmkansızlıklar ve umutsuzluklar içinde bulunuşu anlatır.
    Gömlek değiştirmek :Tutum ve görüşlerini değiştirmek
    Göründü Sivas'ın bağları :Gerçekleşmesi beklenen bir şeyin ortaya çıktığına dair olanaklar belirdiğinde kullanılır.
    Göz nuru dökmek :Yapılan işte göz emeği bulunmak
    Güvendiği dağlara kar yağmak :Güveni sarsılmak
    Habbeyi kubbe yapmak :Önemsiz bir şeyi büyütmek
    Haber vermek :Bildirmek
    Hak getire :Yoktur anlamında
    Halep ordaysa arşın burada :Yapacağını yap anlamında sitem
    Ham ervah :Kara ruhlu kimse
    Hangi peygambere ümmet olacağını şaşırmak :Kimin sözünü ve yolunu tutacağını,ne yapacağını şaşırmak
    Hat çekmek :Önemsememek
    Hatun :Eski zaman beylerinin,hanımlarına olan hitabı
    Haymana öküzü :Hımbıl ve tembel kimse
    Hazır mezarın ölüsü :Hep hazıra konmak isteyen tembel kimseler için kullanılır
    Her gün papaz pilav yemez :Hep aynı şeyler yapılamaz
    Her işin hakkından gelmek :Her işi başarır olmak
    Her tarakta bezi olmak :Her işle ilgili olmak
    Hesaptan düşmek :Yok saymak
    Hır gür :Kavga
    Hiçe saymak :Hiç değer vermemek
    Hindi gibi kabarmak :Övünmek,böbürlenmek
    Hokka gibi oturmak dikilen elbisenin tam üzerine uyması
    Hoşbeş etmek sohbet etmek
    Hödük :Görgüsüz,anlayışsız kimse
    Hükümet sürmek :Ülkeyi yönetmek
    Hüt dağı gibi şişmek :Karnı şişmek
    Icığını cıcığını sormak :Bütün ayrıntıları öğrenmek
    Ikına sıkına :Güçlükle
    Ikınıp sıkınmak :İş yapmak için kendini zorlamak
    Ilıca ördeği sıcağa ve rahata düşkün
    Irağı yakın etmek :Güçlükleri ortadan kaldırmak
    Irgat gibi çalışmak :Çok çalışmak
    Irgat pazarına döndürmek :Bir yeri dağınık ve karışık hale sokmak
    Isınmak :1-Alışmak,2-Sevmek
    Isıtıp ısıtıp önüne koymak :Bir konuda ikide bir söz açmak
    Iska geçmek :Atlamak
    Iskartaya çıkmak :Eskimek
    Islak tavuk :Miskin kadın
    Islatmak dövmek
    Işık göstermek :Yol göstermek
    Ivır zıvır :Önemsiz şeyler
    İbibullah sivri külah :Yapayalnız,varlıksız olan kimse
    İbiş gibi :Alığa benzer
    İcabına bakmak :1-Gerekeni yapmak,2-Ortadan kaldırmak
    İç fırtınasına tutulmak :Morali bozulmak
    İç güveysinden hallice durumu şöyle böyle
    İfrit yardağı :Kötülüğe yardımcı olan
    İğne yutmuş :Çok bitkin ve sıkıntılı kişi
    İkisini bir kazana koysan kaynamazlar :Birbirine zıt insanları anlatmak için kullanılır.
    İki yakası bir yere gelmez :Bir türlü düzene kavuşamaz
    İlk göz ağrısı :İlk sevilen
    İmana gelmek :Merhamete gelmek
    İngiliz tabancası gibi kurulmak :Çalım satmak,kasılmak
    İpe un sermek :Gevşemek,bahane uydurup işten kaçınmak
    İp korkusunu boynuna almak :Ölümü göze almak
    İpliği pazara çıkmak :Herkese rezil olmak
    İstemem yan cebime koy :Rüşvet konusunda alay yollu söylenir
    İşi sıkışık olmak :İşi çok ve külfetli olmak
    İtsiz köye dönmek sakinleşmek,tenhalaşmak
    İyiden iyiye :Adamakıllı
    İyi gün dostu :İyi günlerde ortaya çıkan
    İzi belirsiz olmak :İz bırakmadan kaybolmak
    Kabak tadıvermek devamlı,ısrarlı bıktırmak
    Kabasını almak :Bir yerin temizliğini üstünkörü yapmak
    Kaçın kurrası :Birinin hiçbir oyuna gelmeyecek kadar açık göz, akıllı olduğunu anlatmak için kullanılır.
    Kağıt üzerinde kalması :Bir anlaşmanın resmiyette kalması,tatbik edilmemesi
    Kaleyi içinden fethetmek :Meseleyi karşı taraftan birinin yardımıyla halletmek
    Kalp ağrısı :Aşk acısı
    Kamburu çıkmak :Çok çalışmış olmak
    Kan akıtmak :Kurban kesmek
    Kan çanağı gibi :Çok kızarmış
    Kan ter içinde kalmak :Çok yorulmak
    Kapağı atmak :Gitmek,yerleşmek
    Kapısını aşındırmak :Çok gidip gelmek
    Kara gün dostu :İnsana sıkıntılı günlerinde yardım eden gerçek dost
    Kaşının altında gözün var dememek :Yaptığını beğenmemek,takdir etmemek
    Kedi ile harara girmek :Geçimsiz biriyle ortaklık etmek
    Kendine yontmak :Karşısındakileri düşünmeden kendi çıkarına göre davranmak
    Kıç atmak pek istemek
    Kınalar yakmak :Çok sevinmek
    Kimi kimsesi :Yakınları
    Kimseye eyvallah etmemek :Kimseye minnettar kalmamak
    Kimya gibi :Az bulunur
    Kont gibi :Yakışıklı ve şık giyinmiş
    Korkuluk :Gereksiz ve yararsız kimse
    Körün istediği bir göz,Allah verdi iki göz :Hayal ettiğinden daha fazlasına kavuşan kişiler için kullanılır.
    Kör şeytanın işi yok :Hep aksilikle karşılaşan kişiler tarafından sitem yollu olarak kullanılır.
    Kurdu koyunla barıştırmak :Kötü biriyle saf birini uzlaştırmak
    Külçe gibi oturmak :Yorgunlukla çökmek
    Kül yutmak :Kandırılmak,oyuna gelmek
    Laçka olmak :Eskimek,işe yaramaz halde olmak
    Laf altında kalmamak :Karşısındakinin sözünün altında kalmamak
    Laf ebesi :Çok konuşan kimseler için kullanılır.
    Lakke yapmak :Başkasının hakkını çalmak
    Lala paşa eğlendirmek: Nazik kişileri eğlendirmeye çalışmak
    Lamı cimi yok: Bir konu üzerinde itiraz kabul etmediğini bildirmek için kullanılır.
    Leb demeden leblebiyi anlamak :Anlayışlı,zeki olmak
    Leke sıçratmak :Bulandırmak
    Leşini çıkarmak :Kıyasıya dövmek
    Leyleği havada görmek :Çok dolaşanlara söylenir
    Limoni tabiatlı :Mızmız
    Lodosa tutulmuş gibi bocalamak :Ne yapacağını kestirememek
    Lokman hekimin ye dediği :Güzel,tatlı şey
    Lop yumurta :Kaynamış yumurta
    Lügat paralamak :Anlamını bilmediği halde,bilgiç konuşmak
    Lülüye gelmek :Aldanmak
    Lüpe konmak değerli bir şeyi emek harcamadan ele geçirmek
    Maça beyi gibi kurulmak saygısızca,kasılarak oturmak
    Madrabaz :Çıkarını hileli yollardan sağlayan kimse
    Mahalle çocuğu:Eğitimsiz çocuk
    Makaraya takmak :Alaya almak
    Marsık :Çok esmer kimse
    Merak getirmek :Kara sevdaya tutulmak
    Meryem Ana kandili gibi soluk (belirsiz) anlamında
    Meşe odunu :Kaba,anlayışsız adam
    Meydan vermek :Fırsat vermek
    Mısır'daki sağır sultan bile duydu duymayan kalmadı anlamında
    Mızrağı çuvala sığdıramamak :Gerçeğin asla saklanamayacağı anlamında kullanılır.
    Mis gibi burnunda tütmek :Çok özlemek
    Miskinler teknesi :Tembellerin toplandığı yer
    Mürai :Art düşünceli kimse
    Mürekkebi kurumamak daha pek yeni olmak
    Mürekkep yalamış okuyup,yazmış kimse
    Mürüvvetini görmek :İyi ve mutlu günlerini görmek
    Müslüman adam :1-Dindar kişi,2-Doğruluktan ayrılmayan kimse
    Nabzını yoklamak :Karşısındakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmak
    Nalına mıhına vurmak :Ne yapacağını kestirememek
    Namı nişanı kalmamak :Yok olmak,unutulmak
    Nanpareye muhtaç olmak pek yoksul olmak
    Nargile suyu :Tatsız içecek
    Nazı geçmek :İsteği geri çevrilmeyen kimse
    Ne ala memleket :Uygunsuz yapılan işleri kınamak için söylenir
    Neci oluyor :Ne karışıyor anlamında
    Nefsine yedirememek :Bir şeyi hazmedememek,kabul etmemek
    Nevri dönmek :Çok sinirlenip,bunun yüzünden belli olması
    Ne yüzle :Ne cesaretle anlamında
    Nispet vermek onu üzecek şekilde gösteriş yapmak
    Nobran :Kaba,sert,kırıcı(kimse)
    Noktası noktasına :Tastamam
    Nuh gemisi :Her çeşit insanın toplandığı yer
    Nuh nebiden kalma :Çok eskiden kalma
    Nur topu gibi :Güzel,şişman,beyaz (çocuk)
    Nur yüzlü :Temiz yüzlü kimse
    Nutku tutulmak :Üzüntüden,korkudan konuşamamak
    O bir düşeş o talih sonucu ele geçirilmiştir anlamında
    O gün bugün o gündenberi
    Oh demek :Rahat etmek
    Ok gibi ciğerine işledi :Yapılan bir hareketin çok üzmesi
    Ok yaydan çıktı :Vazgeçemeyeceği bir işi yapmak
    Olmuş armut gibi eline geçmek :Kolaylıkla,yorulmadan elde etmek
    Onun ipiyle kuyuya inilmez :Güven olmaz anlamında
    Oralı olmamak :Önemsememek
    O saat o anda
    O tarakta bezi olmamak :İlişkisi olmamak
    Oynak :Hafif meşrep kadın
    Oyun etmek :Hile yapmak,aldatmak
    Oyunun sakalı bitmek :Bitmiş olayları anlatan bu deyim,genellikle Karagöz oyunlarının sonunda kullanılır.
    Öbür dünyayı boylamak :Ölmek
    Öfke topuğa çıkmak :Çok öfkelenmek
    Öksüz babası :Öksüz ve yoksulları koruyan adam
    Öküz boyunduruğa bakar gibi bakmak :İstemeden,mecburen bakmak
    Ölçüsünü bildirmek :Haddini bildirmek,cezasını vermek
    Ömür adam :Hoşsohbet adam
    Önünü almak durdurmak
    Öp babanın elini sürpriz bir durum karşısında yaşanan şaşkınlığı anlatmak için kullanılır
    Örümcek kafalı :Eski kafalı,yeniliklere uyum gösteremeyen
    Ötmek durmadan anlamlı,anlamsız konuşmak
    Öve öve göklere çıkarmak :Çok övmek
    Öyle başa böyle traş :Alakasız durumları belirtir.
    Özü sözü bir :Verdiği sözleri tutan dürüst kimse
    Pabucuna kum dolmak :Engelle karşılaşmak
    Paçaları sıvamak :Hazırlanmak
    Paha biçmek değerini ölçmek
    Pancar kesilmek :Mahcup olup kızarmak
    Paparayı yemek paylanmak,azar işitmek
    Paraya para dememek :Kazancı bol olmak
    Para peşin kırmızı meşin :Alışverişin peşin olduğunu anlatır
    Patentasının altına almak :Egemenliği altına almak
    Pestil gibi olmak :Çok yorgun ve halsiz olmak
    Peşkeş çekmek :Bir iş yaptırmak için,kendine ait veya başkasına ait bir şeyi hediye etmek
    Pılı pırtı :Eski püskü,değersiz eşya
    *** etmek :Bozmak,işe yaramaz hale getirmek
    Pişmiş aşa soğuk su katmak :Yapılmakta olan bir işi bozmak
    Piyasaya düşmek :1-Çok bulunur olmak,2-Orta malı olmak
    Postal: Düşkün kadın
    Put kesilmek sessiz ve hareketsiz kalakalmak
    Püsküllü bela :Kişinin başını derde sokan kişi veya durum
    Rabbime emanet :Herhangi bir şeyin,kimsenin korumasını tanrıya bırakmak
    Rafta kurabiye var ama size göre değil :İşinize yaramaz anlamında
    Rahat yüzüne hasret kaldı :Huzursuz olmak,rahat edememek
    Ramazan keyfi oruç tutanlardaki sinirlilik hali
    Rengi atmak :Çok heyecanlanıp solmak,sararmak
    Rengi olmamak silik olmak
    Renk senfonisi :Birbiriyle uyuşan renkler bütünü
    Rest çekmek :Kesinlikle kabul etmemek
    Rızkını taştan çıkarmak :En zor şartlarda bile geçimini sağlamak
    Rufailer karışır :İşin karmaşıklığını anlatır
    Ruhu bile duymaz :Yapılan bir işten hiç haberi olmaz anlamında
    Ruhuna hitap etmek :Herhangi bir şeyden çok etkilenmek
    Rüya gibi :Gelip geçici şeyleri anlatmak için kullanılır
    Rüyasında görse hayra yormaz olacağına ihtimal vermemek
    Rüzgar ekip fırtına biçmek :Yapılan kötülüğe karşı daha büyük kötülüğe uğramak
    Rüzgar gelecek delikleri tıkamak :Her türlü tedbiri almak
    Saat gibi düzgün çalışan
    Saat on bir buçuğu çalmak :Yaşı çok ilerlemek
    Sacayak olmak :Üç kişi bir araya gelip çok samimi olmak
    Saçı uzun,aklı kısa düşüncesiz,aptal
    Sağlam ayakkabı değil :Güven duyulacak kimse değil, doğruluğu konusunda şüphe duyulur
    Sakala soğan doğramak :1-Aldatmak,2-hakaret etmek
    Saman gibi :Tatsız,tutsuz
    Sapı silik serseri
    Sarı Yahudi paraya düşkün kişi
    Sazına bülbül koymak :Çok güzel çalmak
    Sefalar getirdiniz :Eskiden çok kullanılan,hoş geldiniz sözü
    Sel önünden kütük kapmak :Zor bir iş başarmak
    Sen sağ ben selamet :Yapacak bir şey kalmamak
    Sıtma görmemiş ses :Gür ve kalın sesli
    Sidik yarışı :Gerekli gereksiz rekabete girmek
    Söyleye söyleye dilimde tüy bitti : Çok öğüt verdiği halde sözü dinlenilmeyen insanların içinde bulunduğu durumu anlatır.
    Sütüne havale etmek :Karakterine,insanlık duygusuna bırakmak
    Şafak atmak :Korkmak,şaşırmak
    Şahbaz :Becerikli ve çevik
    Şapa oturmak :Çaresiz kalmak
    Şaşkın bakkal :Hesabını şaşıran kimse
    Şerbetli :kötü işler yapmayı huy edinmiş kimse
    Şeşi beş görmek :İyi görmemek,yanılmak
    Şeytan çekici sevimli ve akıllı çocuk
    Şeytan diyor ki :İçinden zararlı bir şeyler yap diyen ses
    Şifayı kapmak :Hastalanmak
    Şimşek gibi :Büyük bir hızla
    Şirret karı :Geçimsiz,huysuz,yaygaracı kadın
    Şom ağızlı :Kötümser,olayları devamlı kötüye yoran kimse
    Şöhreti afakı tutmak :Herkes tarafından bilinir hale gelmek
    Şöyle bir bakmak :1-Üstünkörü,2-İnceler gibi manalı bakmak
    Şunu bunu bilmem :Mazeret kabul etmem,özür dinlemem
    Taban çekmek :Gitmek
    Tabanvayla gitmek :Yürümek
    Tadını kaçırmak :Zevkini bozmak
    Takıp takıştırmak :Çok süslenmek
    Talihi yar olmak :Şansı yardım etmek
    Tantuna gitmek :1-Öldürülmek,2-Belaya uğramak
    Tasamın on beşi :Umrumda değil anlamında
    Taş yağar,kıyamet kopar :Felaketli,korkunç zaman
    Taş yürekli :Acıması olmayan kimse
    Tavşan boku :Ne faydası,ne de zararı olan kimse
    Tebeşire peynir bakışlı :İyi göremeyen,şaşı
    Tencere yuvarlanmış,kapağını bulmuş :Birbirine uygun,eşit şeyleri anlatmak için kullanılır.
    Tiği teber şahı levent :her şeyini tüketmiş kimseleri anlatmak için söylenir.
    Tosunum :Gürbüz kimseler için kullanılır
    Tut kelin perçeminden :Boşuna uğraşma,onda yok anlamında…
    Tüy dikmek :Kötü bir durumu daha çok kötüleştirecek harekette bulunmak
    Ucu dokunmak :Herhangi bir işten zarar görmek
    Uç vermek :Görünmek,yetişmek,belirmek
    Ufağını tefeğini toplamak :Kendine ait ne varsa toplamak
    Ufuk açılmak :yeni imkanlar belirmek
    Ulan :Nefret,öfke ifade eden bir hitap şekli
    Ulu orta konuşmak düşünmeden söylemek,rastgele söylemek
    Ununu elemiş eleğini duvara asmış :Yapacağını yapmış
    Utandınsa yüzüne kalbur tut :Utanmanın gereksizliğini anlatır
    Uyku ölümün kardeşidir : Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir. Olup bitenden haberi olmaz.
    Uzağı görmek :Bir işin sonucunu,nasıl gelişeceğini önceden tahmin edebilmek.Tedbirli hareket etmek.
    Uzun boylu :Ayrıntıları hesap ederek,etraflıca düşünmek.
    Uzun uzadıya :Çok ayrıntılı olarak
    Uzun yaşın ahiri ölüm :Ne kadar uzun yaşanırsa yaşansın,bütün canlılar bir gün mutlak öleceklerdir.
    Ücüğünden cücüğüne :Bütün yönleriyle
    Üç aşağı,beş yukarı :Belirlenmiş bir sayıdan biraz fazla veya biraz az olarak.
    Üçe beşe bakmamak :Çok fazla pazarlık etmeden alışveriş yapmak
    Ümidi boşa çıkmamak :Beklediğini,umduğunu bulmak
    Üsküdar dolmuşu gibi birbirinin üzerine :Çok kalabalık yer
    Üst perdeden başlamak :Ağzını bozmak
    Üstünde durmak :Israr etmek
    Üstüne almak :Ödev olarak kabul etmek,bilmek.
    Üstüne basmak :Konuya değinmek
    Üstüne varmak :Öfkelendirecek söz veya harekette ısrar etmek
    Üstüne vurmak :Eklemek
    Üstünüze iyilik sağlık :Hastalıkla ilgili konuşurken söylenir
    Üvey evlat muamelesi görmek :Ayrı ve hor görülmek
    Üzerine tuz biber ekmek :Bir kimsenin acısını fazlalaştıracak, derdini derinleştirecek davranışlarda bulunmak.
    Üzerinize afiyet : Ben hastayım.Sizi etkilememesini dilerim.
    Üzüm üzüm üzülmek :Çok üzülmek
    Üzüm yemek değil,bekçi dövmek : Önemli işler dururken vakit öldüren kişiler için kullanılır.
    Vadesi gelmek :Ömrünün sonuna gelmek
    Vakit geçirmek :Gereksiz işlerle uğraşmak
    Vakit nakittir :Zaman en değerli varlığımızdır.
    Vara yoğa karışmak :Her şeye karışmak
    Vardığın yer körse,sen de gözünü kapa :İnsanlar,çevresindekiler ile iyi ilişkiler kurmak isterlerse onlara uymak zorundadırlar.
    Var kuvveti pazuya vermek :Kolunun kuvvetine güvenmek.
    Vebali boynuna :Günahı ona ait anlamında
    Veledizina :Babası belli olmayan
    Verilmiş sadakası olmak :Bir belayı,kazayı zarar görmeden atlatmak
    Vık dedirtmemek ses bile çıkarttırmamak
    Vız gelip tırıs gitmek :Hiç aldırmamak
    Vız gelmek :Önemsiz görünmek.Aldırış etmemek.
    Vidin kalesi gibi metin olmak dayanıklı ve sabırlı olmak.
    Voli vurmak :Vurgun vurmak
    Voyvoda kesilmek :Zalim olmak.
    Vur abalıya sessiz ve sakin kimselere yapılan zulüm ve haksızlığı belirtmek için kullanılır
    Vur patlasın çal oynasın :Büyük eğlenceler için söylenir
    Vurucu güç :Çok etkili silahlarla donatıldığı için savaş gücü yüksek askeri birlik.
    Vuslat kıyamete kalmak :Kavuşma ümidi olmamak
    Vücuda getirmek :Var etmek.
    Vücudunu ortadan kaldırmak :Öldürmek
    Yabana atmak dikkate almamak
    Yabana söylemek saçma ve yersiz konuşmak
    Ya bu deveyi gütmeli,ya bu diyardan gitmeli :Mecburi durumlarda bir işin mutlaka yapılması gerektiğini belirtmek için söylenir.
    Ya devlet başa,ya kuzgun leşe :Büyük bir zafer için her tehlikenin, hatta ölümün bile göze alındığını belirtir.
    Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz :Kimseye faydası ve yardımı yoktur anlamında
    Ya herro,ya merro seçim yapılması gereken durumlarda söylenir.
    Yahudi pazarlığı :Kıyasıya yapılan pazarlık
    Yakadan geçirmek :Evlat edinmek.
    Yaka paça :Hırpalayarak
    Yalancı pehlivan sözde kahraman
    Yalova kaymakamı değersiz olduğu halde çalım satan kişilere söylenir
    Yangın var diye bağırmak :Bir şeyden çok bıkmak,bezmek.
    Yaptığını bilmemek :Aklı başında olmamak
    Yediği naneyi kokutmak :Uygunsuzluğunu ortaya koymak.
    Yel kayadan ne alır :İmkansız bir durumu belirtmek için kullanılır.
    Yıldırım gibi :Büyük bir hızla.
    Yıldızı parlamak :Şans yüzüne gülmek
    Yiyip bitirmek :1-Onmaz hale getirmek,2-Devamlı eziyet etmek
    Yobaz :Kaba,sofu.
    Yolu düşmek :Bir rastlantı sonucu gelmek.
    Yosma :Güzel ve süslü kadın
    Yuf ervahına :Lanet olsun anlamındaki bir karşı çıkma sözü.
    Yüreği geniş olmak :Gamsız olmak,her şeyi kaldırabilmek.
    Yürekte var,elde yok :Yetenekli olup,imkansızlıklar yüzünden bunu geliştiremeyen insanlar için söylenir
    Yüz yüze gelmek :Karşılaşmak
    Zahmet çekmek :Eziyet ve yorgunluğa düşmek
    Zahmet etmek :Yorulmak.
    Zartalos :Yellenmek
    Zebunu olmak :Birine çok düşkün olmak
    Zehir etmek :Tadını kaçırmak
    Zehir zemberek :Çok acı
    Zembereği boşanmak :Uzun uzun gülmek
    Zerre kadar :Yok denecek kadar
    Zevahiri kurtarmak :Bir işi yarım yamalak yapıp eleştiri almamak
    Zeval bulmak :Yok olmak.
    Zıvanadan çıkmak :Çok öfkelenmek
    Zihne dank etmek :Uzun zamandır anlaşılamayan bir şeyi,herhangi bir olayın araya girmesiyle birdenbire anlamak.
    Zil gibi parasız ve aç
    Zilleri takıp oynamak :Çok sevinmek
    Zilsiz oynamak :Çok sevinmek
    Zokayı yutmak :Aldatılmak
    Zurnacının karşısında limon yemek :Uygunsuz bir davranışta bulunarak,çalışamaz hale getirmek.
    Zurnayı biz çaldık,parsayı o topladı :Haksızlık edip hazıra konanlar için söylenir
    Züğürt tesellisi :Boş,yersiz avutma
    Zümrüt gibi :Yemyeşil
  2. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Deyimler / Deyimler hakkında...

    Deyimlerimizin Hikayesi..

    Atı Alan Üsküdar’ı Geçti

    Zamanında Bolu beyine baş kaldıran Köroğlu’nun dillerde yağızmı yağız atı çalınır. Bütün civarı arar tarar yok. Bir kimse birde istanbul’daki pazarları dolaş der. İstanbul’da pazarları dolaşırken atına rastlar.
    Pazar sahibine şu ata bir bineyim hele der. Pazarcıda buyur der .
    Eski sahibinin kokusunu alan ve tanıyan at şahlanıp, dört nala ordan uzaklaşır.Pazarcı peşine düşer fakat Köroğlu bir kayığa binip Üsküdar’ı geçer. Dövünen pazarcıya ihtiyarın biri gelip , “ah evlat! atı alan Üsküdarı geçti. O köroğluydu ,atın gerçek sahibi” der…

    İnsanoğlu Kuş Misali

    Zamanında Üsküdar’da bir “Miskinler Tekkesi” bulunurmuş. Adından da anlaşılacağı üzere buraya yurdun en tembel, en miskin insanları takılırmış. İşte burada iki miskin kendilerine iki sandalye bulup oturuyorlarmış. Gel zaman git zaman havalar gittikçe soğumaya başlamış. Tekkeninde penceresi açık ama kimsenin ayağa kalkıp pencereyi kapatmaya mecali yok.
    Birinci miskin: Yahu havalar iyice soğudu, şu pencereyi kapatmak lazım.
    İkinci miskin: Doğru söylüyorsun mirim, kapatmak lazım.
    Aradan saatler geçer, haftalar geçer, hatta ay geçer, yine aynı diyalog aralarında sürer gider. Sonunda birinci miskin daha fazla dayanamaz bütün gücünü toplayıp karşı pencereye ulaşır, camı kapatır ve hemen oracıktaki bir iskemleye kendini bırakır. Sonra öteki miskin arkadaşına şunları der: “Ya mirim gördün mü, insanoğlu kuş misali. Dün neredeydim, bugün neredeyim” der…

    Gemileri Yakmak

    Gemiyle işgale gittikleri bir yerde ordusu rakibin gücü karşısında korku duymaya başlayınca Sezar askerlerini yüksek bir tepeye çıkartır ve aşağıda kalan bir kaç askere gemileri ateşe vermeleri emrini verir. Geldikleri gemiler gözlerinin ününde çatır çatır yanan ordu şok geçirmiştir. Sezar “Gördüğünüz gibi gemileri yaktık artık dönüş yok ya bu savaşı kazanırsınız ya da hepimiz burada ölürüz” şeklinde bir konuşma yapar. Savaş Sezar’ın ordularının ezici zaferiyle sonuçlanır…

    Hoşafın Yağı Kesildi

    Yeniçeri ocaklarında efrada yemek dağıtılırken mutfak meydancısı elinde tuttuğu üzeri ayet ve dualar yazılı kallavi koca kepçe ile evvela yağlı yemekleri ve pilavı dağıtır, sonra da hoşaflara daldırırmış.
    Hal böyle olunca, sofralara gelen hoşaf bakracının üstünde, bir parmak kalınlığında yağ tabakası yüzermiş. Bu durumu gören Yeniçeri ağalarından akıllı birisi meydancıya emir vererek “Kepçeyi yağlı yemeklere batırmadan evvel temiz iken hoşafları dağıt, sonra yemek tevziatına geç…” demiş.
    Demiş amma, bu sefer sofralara giden hoşaf bakraçlarının üzerinde yağ tabakasını göremeyen Yeniçeriler isyan bayrağını çekmişler:
    - “Hakkımızı yiyorlar, istihkakımızdan çalıyorlar, zira hoşafın yağını bile kestiler, yağlı hoşaf isterük…” diye bağırmışlar.

    Dimyat’a Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak

    Dimyat Mısır’da, Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskeledir. Eskiden Mısır’ın meşhur pirinçleri, ince hasırdan örülmüş torbalar içinde buradan Türkiye gelirdi.
    Dimyat’a pirinç almak için giden bir Türk tüccarının bindiği gemi Akdenizde Arap Korsanları tarafından soyulmuş ve adamcağızın kemerindeki bütün altınlarını almışlar.
    Binbir müşkilat içinde Türkiye’ye dönen pirinç tüccarı o yıl iflas etmek durumuna düşmüş. İstanbul’dan kalkmış, memleketi olan Karaman’a gitmiş. O sene tarlasından kalkan buğdayları da bulgur tüccarlarına sattığından, kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar. “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” sözünün aslı buradan kalmıştır.

    Yanlış Hesap, Bağdat’tan Döner

    İstanbul kapalı çarşıya kervanlar gelir. Tüccarların siparişleri kumaş, kürk, baharat neyse dağıtılır. Daha sonra tüccarlardan paraları tahsil edilirmiş.
    Yine bir alış veriş sonrasında, tüccarın biri hesap yaparken dört işlem hilleri ile kervancıyı 400-500 altın içerde bırakır.
    Hesaptaki yanlışlığı anlayamayan kervancı Bağdat, Hicaz ve Mısır’a seferine çıkar.
    Tüccarda, “Şimdi bu Mısır’dan 6-7 ayda zor döner. Bende bu parayı işletirim” diye düşünür.
    Kervancı yol uzun, zaman bol bütün hesapları tekrar tekrar inceler.
    Tüccarın yaptığı hileyi anlar.Kervan Bağdat’a girmek üzereyken, kervanı oğlu ve güvendiği bir kişiye emanet eder,
    -Siz beni Bağdatta bekleyin. der.
    İyi bir Arap atı alıp dört nala İstanbula dönmeye başlar.
    Yolda, bu adam bu parayı hemen öyle vermez diye düşünüp bir plan kurar. İstanbuldaki dostlarında plan için yardım ister.
    Ertesi gün tüccarın dükkanına iki kadın gelir. Tüccara ;
    -Sorup soruşturduk bu civarda en dürüst ,en güvenilir kişi sizmişsiniz.Biz Hicaza gideceğiz.Size bu iki çantayı emanet etmek istiyoruz, derler.

    Çantaları açıp tüccara gösterirler.Çantaların için inci.altın,pırlanta envayi çeşit müccevher.
    -Olurda gelemezsek bunlar size helali hoş olsun.bize bir dua okutur,belki bir hayrat yaptırırsın.derler.
    Bunları duyan tüccar sevinçten uçar.Kadınları hürmet ,ziyafet.
    Bu sırada kervancı içeri girer. Bunu gören tüccar, daha kervancı lafa başlamadan;
    -Yahu hoşgeldin. Bizim hesapta bir yanlışlık olmuş. Paralarını ayırdım. Çocuklarada tenbihledim, eğer ölürsem kervancının parasının mutlaka verin. Ben kul hakkı yemem kardeşim, der.
    Parayı hemen verir. Bu sırada kadınlar,
    –Biz bu sene gitmekten vazgeçtik .Kısmetse seneye !.deyip dükkan
    çıkarlar.
    Oyuna geldiğini anlayan tüccar ,kervancıının peşinden koşup ,
    -Hani sen mısıra gidecektin .yaktın beni! diye bağırır.
    Atına binen kervancı,
    -Yanlış hesap adamı Bağdat’tan dödürür, der ve yoluna gider.

    Halep Oradaysa Arşın Burada

    Vaktiyle adamın biri kısa bir müddet halep’te kalmış. Yurduna dönünce de yerli yersiz konuşmaya, “Ben Halep’te şöyle yaptım, böyle yaptın” gibi atıp tutmaya başlamış. öyle ki övünmelerinden halka gına gelmiş.
    Günlerden birinde köy odasında oturulurken söz cirit oyunundan, uzun atlamadan açılmış. Bizim övünme meraklısı dayanamayıp söze girmiş: “Ben Halep’te iken 15 arşın atladım.” Sabrı tükenenlerden biri itiraz etmiş:
    - Yapma be iki gözüm, 15 arşın atlamak kim, sen kim?
    - Canım ne var 15 arşında, atladım işte!
    O sırada aralarında bulunan marangoz, malzemeleri arasındaki arşını çıkarıp ortaya koymuş:
    - Halep oradaysa arşın burada! Haydi, atla da görelim.
    O günden sonra palavracı her nerede bir kuru sıkı atsa, halk kendisine “Arşın burada!” demeye başlamış ve bu söz bir deyim olarak yaygınlaşmış.

    Bugün dahi, geçmişte yaptığı bir şey ile övünen veya yapmadığını yapmış gibi söyleyen insanlara, halihazır şartlar altında da aynı başarıyı göstermesi arzusunu izhar( anlamları açığa çıkarma, toplayır biriktirme) için söylenir.

    Yaş Tahtaya Basmak

    Eski devirlerde de ahşap evlerin ve konakların umumi temizliği yapılırken, tahtalar arap sabunu ile ovulurmuş. Böyle anlarda ıslak tahtalar çok kaygan olup, üzerinde ayağı kayıp düşenler çok olurmuş.
    Sultan Hamit devrinde bir Gürcü Hasan Fehmi Paşa varmış. Hukuk akademisinde, Dünya Hukuku dersi okuturmuş. daha sonraları Selanik Sofya’da valilik de yapmıştı. Bir gün konağında temizlik yapılıyormuş.
    Tahta merdivenlerden inerken, ıslak basamaklarda ayağı kayan Paşa, düşmüş. Birkaç gün topallayarak gzmiş. Hukuk talebeleri birbirleriyle fısıldaşarak:
    - Bizim hoca, yaş tahtaya basmış, diye bu olayı alaya almışlar.
    Bu deyim, aldatılmak, kandırılmak manasında kullanılır.

Sayfayı Paylaş