Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyafetl

Konusu 'Kültürel Konular' forumundadır ve Tanem tarafından 14 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Tanem

    Tanem Moderator

    Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri Yöresi Folklor Kıyafetleri

    Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti - halk oyunları


    [​IMG]
    Akbuğdayım
    İrfanı
    Ceviz Parası Zeybeği
    Silifkenin Yoğurdu
    Menigle Oyundan
    Tarsus Üç Ayak Halayı
    Yayla Yolları
    Sarı Kız

    [​IMG]

    Yağlı Kemer Halayı
    Geralı
    Horosanı Mengisi
    Çamalan Mengisi
    Keklik


    [​IMG]

    Samah
    Saya Halayı
    Çaya Vardım
    TÜRKMEN MENGISI
    Kürt Halayı (LORKİ)
    Zeytin Dalları
    Cezayir
    [​IMG]
    Sehmeni Halayı
    Kıbrıs Zeybeği
    Doktor Zeybeği
    Kargı Halayı
    Kullar Olam
    Karakuş Zeybeği
    Kırıkhan
    Mandilli
    Akızım
    Bar Üç Ayağı Tımbıllı
    Okşama
    Acem
    Sallama
    SUNUM TANEM
    Last edited by a moderator: 14 Mart 2011
  2. Tanem

    Tanem Moderator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti

    [​IMG]

    Aleymiş Zeybeği
    Serçe
    Ham Çökelek
    Kızlar Zeybeği
    Anamur Yolları
    GaramŞahı
    Dalısman
    Sarım​

    [​IMG]
    Gasavet
    Serenler Zeybeği
    Gokgarga Zeybeği
    Hanım Ayşe ​

    [​IMG]
    Güzel İle Güzeli
    Leblebici
    İnce Çayır
    Sandım - Sundum
    Arabi Çiftetellisi
    Türkmen kızı
    Sar Yayla
    [​IMG]
    Susam (KÜNCÜ HALAYI)
    Portakal Zeybeği
    Sarhoş Zeybeği
    Cihan Garibi
    Çay Zeybeği
    Tek Zeybeği​

    [​IMG]
    BAYAN GİYSİLERİ
    BAŞ
    BEDEN
    AYAK​

    Oyalı Yazma
    Üç Etek
    Çorap
    Penezli Fes
    Şalvar
    Yemeni Edik
    Kolon
    Konçlu Çizme​


    ERKEK GİYSİLERİ
    [​IMG]
    BAŞ
    BEDEN
    AYAK​


    İşlik
    Çorap
    Cepken
    Yemeni
    Trablus Şal Kuşak
    Potur
    Şalvar​

    [​IMG]
  3. Tanem

    Tanem Moderator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti

    Ata Barı tarihi - Ata Barı hakkında - atabarı oyun hikayesi

    [​IMG]

    İklim ve toprağın ahlak ve mizaç üzerindeki etkilerini görebilmek için bilhassa Çoruh oyunlarını insan ve dekorlarının yağız yalçınlığı ortasında akıyorken seyretmeye koşmalıdır. Mevsimlere uygun çeşitleri bile vardır. Menşei (kaynağı) aşk ve kahramanlık olan oyunlardır. Çoruhluların en meşhur oyunu Ata Barıdır. Adı yeni fakat kendisi eski olan asıl Artvin Barı işte budur. Atatürk bu barı 1936 yılı Balkan Festivali'nde İstanbul'da Çoruh takımıyla daha iyi oynadığı için Artvin Barı'nın adı 3 Eylül 1936'dan itibaren Ata Barı olarak değiştirilmiştir. Dinî ve millî bayramlarda ilk t'zim (saygı, ağırlama) oyunu o günden beri artık Ata Barı kaldı. Mahallin her eğlenti vesilesi Ata Barı'yla açılmaktadır. Adı, Atabarı şeklinde bitişik de yazılmaktadır. Bu Artvin oyunu üçten fazla kişiyle halka halinde yürütülür. Her figür, parçanın (müziğin) tek ölçüsüne uyarlanarak oynanır.
    [​IMG]
    KURTULUŞ SAVASI BİTMİŞTİR VE ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İL İL BELDE BELDE KÖY KÖY EV EV KAHRAMAN TÜRK HALKINI GEZER VE SIRA ARTVİN YÖRESİNE GELİR ARTVİBLİLER ATALARINI BUYUK BİR ŞÖLEN VE ÇOŞKUYLA KARŞİLAR KURBANLAR KESİLİR EN GÜZEL YEMEKLER YAPILIR O VAKİTKİ ARTVİNE BİR GÜNEŞ DOGMUŞDUR ATASINI GÖREN KARHARAM ARTVİN HALKI BAYRAM EDER VE ALİMLER OZANLAR İLİM BİLİM İNSANI BOL OLAN ARTVİN DE BAYRAM BAR İLE HORONİ İLE HORAN İLE HALAYLAR İLE KUTLANIR VE ULU ÖNDER ARTVİNLİLERİN ARASINDAN GİREREK BİZ ŞAVAŞDA DA OMUZ OMUZAYDIK ŞİMDİ BARİŞ VAR BARİŞ DA DA OMUZ OMUZAYIZ BUNU ARTVİNLİLER TULUM EŞLİGİNDE ATASI İLE BAR OYNAYARAK KUTLAR VE BİR AŞIK BİR HALK OZANI O VAKİT TULUMUYLA MEYDA CIKAR "" BAGÇASI VAR BAGI VAR AYVASI VAR NARI VAR ATAMIZDAN YADİGAR BİZDE ATABARI VAR"" DİYE BAŞLAR SONRA BU TURKÜYE ORADA BULUNAN TÜM İNSANLAR KATILIR VE ÖY BİR SÖYLERLERKİ BU TÜRKÜYÜ TAAA GÜRCİSTANDAN DUYULUR VE O VAKITTEN SONRA GÜRÜSTANDA DA BU TURKÜ HEM GÜRCÜCE HEM TÜRKCE BÜYÜK BİR ÇOSKUYLA SÖYLENİR.......

    [​IMG]
  4. Tanem

    Tanem Moderator

  5. Tanem

    Tanem Moderator

  6. Tanem

    Tanem Moderator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti

  7. Tanem

    Tanem Moderator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti

    Akçaabat Horonu
    YouTube - Akçaabat Horonu
  8. Tanem

    Tanem Moderator

  9. Almira

    Almira Administrator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti

    Harika konu süper Olmuş tanem
    Bu konuya güncelliyelim
  10. Almira

    Almira Administrator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti

    Isparta Halk Oyunlar Giysilerinin Resimleri


    [​IMG]



    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]
  11. Almira

    Almira Administrator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti


    GAZİANTEP YÖRESİ KIYAFETLERİ

    [​IMG]
    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
  12. Almira

    Almira Administrator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi - halk oyunu kıyafeti

    Konya Yöresel Kıyafetler Resimleri

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
  13. Almira

    Almira Administrator

  14. Viole

    Viole Administrator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyaf

    Yöresi Folklor Kıyafetleri Yöresi Folklor Kostümleri

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
  15. Tanem

    Tanem Moderator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyaf

    Çorum Yöresi Halk Oyunları
    Çorum Halayı


    [​IMG]

    [​IMG]

    Çorum Halayı, 3 Bölümden oluşur.​

    1-Ağırlama
    2-İkileme(Kürt Halayı)
    3-Yellendirme​

    1-Ağırlama​

    Çorum halayı en az 6 erkek oyuncu tarafından oynanır. Ayaklar topuklardan kapalı ayak uçları V seklinde açıktır. Sol el altta, sağ el üstte olmak üzere arkada bel üzerinde, kollar yanda dik bir vaziyette oyuna hazır bir biçimde beklenir. Baş oyuncunun komutu ile hep beraber bakışlar ileride öne doğru hafifçe eğilirken, sağ eller yarım daire çizecek biçimde kalp üzerine getirilerek selam verilir. Ve doğrularak eski halini alırlar.
    Baş oyuncudan başlayarak bütün oyuncular sırayla,​

    - Atalım mı arkadaşlar
    - Atalım
    - Ne atalım
    - Nara
    - Kime
    - Herkes sevdiğine, diye bağırırlar. ​

    Bütün oyuncular bakışlar ileride öne doğru eğilirken kollar gergin bir biçimde serçe parmaklardan tutarlar.Aşağıda olan kollar vücutla beraber sağa sola yaylanarak vücut dik bir hal alırken kollar omuz hizasında kadar getirilir. Dizler birbirine paralel bir şekilde sağa ve sola yaylanarak parmak uçlarında çökülür. Önce sağa doğru dönerken sağ diz dik sol diz yere yakın bir vaziyette iken sol diz yere vurulur. Aynı hareket bu kez sola dönülür sağ diz yere vurulur tekrar sağa dönüp sol diz bir kez daha vurulduktan sonra çökmede olduğu gibi sola sağa parmak uçlarında yaylanarak kalkarken sol ayak bir adım geri atılır ve sağ ayak kalçadan 2 parmak yukarı çekilir. Sağ ayak yere konur sol ayak yanına gelir bu kez sağ ayak bir adım geri çekilir ve sol ayak sağ ayakta olduğu gibi yukarı çekilir. Bu hareketler tekrarlanırken baş oyuncu aynı hareketle bir adım öne çıkarak sola döner ve bütün oyuncular geri çekilen ayakla beraber parmakları bırakıp iki eli ile mendili hafif öne eğilerek bel hizasında tutar ve yukarı kalkan ayakla birlikte mendilleri sol omuza atarak eller bellere alınır. Ayak hareketi aynı şekilde devam ederken baş oyuncu ikinci oyuncunun karşısına geçer. İki oyuncu beraber geri atılan ayakla beraber hafif öne eğilerek ellerini bel hizasında eller açık bir şekilde birbirlerine değdirdikten sonra hafifçe vücuda değdirerek yukarı doğru çekerken yukarı kalkan ayakla birlikte aniden yukarı çekilen bacağın olduğu taraftaki kol gergin bir biçimde yukarıda diğer kol aşağıda çapraz bir şekilde karşılıklı açılarak bir birleriyle kucaklaşırlar. Bu hareket ikişer kez olmak üzere bütün oyuncularla tekrarlanır. Son oyuncu ile yapılan kucaklaşma işlemi bitince yukarı kalkan ayakla beraber sağ eller sol omuzdaki mendili alır ve serçe parmaklardan omuz hizasında tutulurken, Baş oyuncu aynı ayak hareketi ile yerine geçer.​

    2-İkileme(Kürt Halayı)​

    Müzik biraz daha hızlanmıştır, eller omuz hizasında serçe parmaklardan tutmuş vaziyette iken, önce sağ ayak hafifçe yukarı kaldırılarak parmak ucu topuk yukarıda sol ayak parmak ucunun yanına getirilir hafifçe vurulur ve yanına konur bu kez sol ayak aynı şekilde sağ ayak parmak ucunun yanına vurulur. Birkaç kez tekrar edildikten sonra bütün grup hafifçe öne eğilir. Sağ ayakla başlamak üzere sağ tarafa doğru üç adım atılır, geride kalan sol ayak dizden hafifçe yukarı çekilerek parmak ucu sağ ayak parmak ucunun yanına vurulur, geri çekilirken oyuncular doğrulur ve sağ ayak sol ayağın yanına getirilerek parmak ucuyla hafifçe vurulur. Bu hareket birkaç kez tekrar edildikten sonra sağ ayak üzerinde bir kez sol ayak üzerinde iki kez olmak üzere sekerek sağ diz yukarıda sol diz yere yakın bir biçimde çökerek sol diz yere vurulur. Sola dönülerek bu kez sağ diz yere vurulur. Tekrar yerden kalkılarak çökme işlemi 3 kez tekrar edilir. Son çökmeden sonra yürüme hareketine devam edilirken baş oyuncu aynı ayak hareketi ile yerinden ayrılarak son oyuncuya doğru yürürken geri döner ve ikinci oyuncunun yanına sekerek gelirken diğer oyuncularda yerlerinden çıkarak çift sıra oluştururken mendiller uçlarından iki el ile tutulur. Sol ayak geridedir sol kol gergin bir biçimde sol bacak üzerindedir. Sağ kol karın hizasında iki el arasındaki mendil gergin bir biçimdedir. Sol ayak sağ ayağın yanına getirilirken, sağ ayak bir adım geri atılırken bu kez sağ kol gergin sağ bacak üzerinde sol kol karın hizasında mendil yine gergin bir biçimdedir. Sağ ayakla ileri doğru yürümeye geçilirken, kollar ellerde mendil omuz hizasında ileri doğru uzatılır. Üç adım atıldıktan sonra geride kalan sol ayakla birlikte aynı işlem birkaç kez tekrar edilir. Tekli çökmede olduğu gibi sağ ayak üzerinde bir kez sol ayak üzerinde iki kez sekerken yürümede olduğu gibi ellerde mendil kollar gergin bir biçimde üç kez çöker. Son çökmede önde kalan oyuncular arkadaki oyuncuların arasına geçip tek sıra oluştururken serçe parmaklardan omuz hizasında tutulur.​

    3-Yellendirme ​

    Müzik daha da hızlanmıştır. Omuzdaki eller yanlara indirilir, vücutlar hafifçe öne doğru eğilir. Parmak uçlarında belli belirsiz iki ayakla çift düşerek sol ve sağ dizlerden kırılarak yaylanılır. Sağ ayakların yere vurulması ile birlikte hızlı bir biçimde sekerek sol diz vücutla doksan derecelik açı oluşturacak şekilde yukarı çekilir, yere basarken sağ ayak sol diz üzerine gelecek şekilde çapraz bir biçimde yukarı çekilir.ve iki ayak yan yana çift düşülür. Oyuncular sağa doğru giderken bu hareket tekrar edilir. Hızlı olarak yapılan bu hareketle birlikte oyuncular geriye doğru açılırken serçe parmaklardan omuz hizasında olan eller açılarak kollar yanlarda gergin bir biçimde yarım daire şeklini alırlar. Hareket yavaşlar ama oyuncular sağ dönmüş ve yürür bir vaziyette ayak hareketleri aynı şekilde devam eder. Çift ayak üzerine düşüldükten sonra sağ ve sol ayak üzerinde sekerek sağ diz yukarıda sol dizi yere yakın bir biçimde çökerek sol diz yere vurulur. Seri bir biçimde geri dönülür ve bu kez sağ diz yere vurulur. Kalkılarak aynı hareket üç kez tekrarlanır. Son çökmeden sonra kalkılarak eller parmaklardan bırakılarak sağ kollar arkada sol kollar önde olmak üzere omuzlardan tutulur. Ayak hareketleri değişmemiştir. Oyuncular düz bir çizgi halinde sekerek öne doğru birkaç kez yürürler. Geri doğru giderken sol ayak aynı şekilde atılırken sağ diz yukarı vücutla doksan derecelik bir açı oluşturacak şekilde yukarı çekilir ve bekletilir. Çift düşülerek aynı hareket oyuncular yerlerini alıncaya kadar tekrar edilir ve çift ayak üzerine düşülerek oyun bitirilir.
    Çorum halayı sözleri söylenerek oynandığı zamanlar aşağıda yazılı bulunan oyunun sözleri bölümler içerisinde söylenmektedir. Ancak günümüzde sözler artık kullanılmamaktadır.​

    Bölüm 1-ağırlama​

    Name de name yazdırdım sokuya,
    Amman aman,
    Her gelen geçen okuya,
    Aman.
    Kızlar şaraba düşmüş, eğilin
    Amman aman,
    Erkekler rakıya, doğrulun
    Aman.
    Eğilin de sunalar, eğilin
    Amman aman
    Doğrulun da efeler, doğrulun
    Aman.​



    Bölüm 2-ikileme​

    Karşıda kürt evleri, Elmas’ım hey !
    Yayılır develeri, hele yandım.
    Oturmuş inek sağar, Elmas’ım hey !
    Terliyor memeleri, hele yandım.
    Diley diley, o da mı yalan ?
    Ben seni seviyorum, bu da mı yalan ?​


    Bölüm 3-yellendirme​

    Sandık üstünde sandık,
    Tez sevdik, tez usandık.
    Yanıldık meyil verdik,
    Seni bir adam sandık​


    HALAY​

    Davul vursun, zurna halay seslensin.
    Her kime hey ! Herkes sevdiğine hey !
    Koç yiğit baş çeksin, meydan süslensin,
    Her kime hey ! Herkes sevdiğine hey !​

    Turnalar misali dizilsin halay.
    Bal olup, paketten süzülsün halay,
    Yere ayak ayak yazılsın halay,
    Her kime hey ! Herkes sevdiğine hey !​

    Çevre’ler, cepken’ler, zıvga’lar renk renk,
    Bu yiğit, bu güzel, bu soylu ahenk,
    Rüzgarda sallanan başaklara denk,
    Her kime hey ! Herkes sevdiğine hey !​


    Vur davulcu, halay bendini aşsın,
    Sel olsun, köpürsün, çağlasın, taşsın,
    Yerlere sığmasın, göğe ulaşsın,
    Her kime hey ! Herkes sevdiğine hey !​

    Kımızlar içilmiş, gözler kor sandım,
    Şamanlar meydanda dönüyor sandım,
    Dağlara kartallar konuyor sandım,
    Her kime hey ! Herkes sevdiğine hey !​

    Ercan der, kılıçlar şimdilik kında,
    Yiğitleri seyret yarın akında,
    Döğüşte, barışta, halay safında,
    Her kime hey ! Herkes sevdiğine hey ​

    --------------------------------------------------------------------​

    Sarı Kız

    [​IMG]


    Sarı kız iki bölümden oluşur;
    1-Ağırlama
    2-Yellendirme​

    1-Ağırlama​

    Oyuncuların elleri yanlarında, sağ el alttan, sol el üstten olmak üzere avuçlardan birbirine sıkı bir şekilde tutulur. Ayak topukları kapalı uçları V şeklinde açık ve oyuncuların ayak uçları birbirlerine değecek şekilde dik bir vaziyette durulur. Önce son oyuncunun olduğu tarafa doğru belden geriye doğru bükülerek birbirlerinin üzerlerine başlarını arkadaki oyuncunu göğsüne değdirecek şekilde, ayaklarını aksi istikamete döndürerek yatar gibi uzanırlar. Yavaş yavaş doğrularak aynı şekilde baş oyuncu tarafına da yaptıktan sonra, başlangıçtaki sekle gelinir. Önce sağ ayak hafifçe yana sürüyerek çekilir. Sol ayak sürüyerek yanına gelir. Tekrar sağ ayak yana alındıktan sonra sol ayak sürüyerek yanına getirilir ve parmak ucuna hafifçe vurulur ve yarım adım geriye alındıktan sonra sağ ayak yanına getirilir. Aynı yürüyüş birkaç kez tekrar edildikten sonra sağ ayak önde sol ayak arkada hafifçe sağa dönülerek ve ayakları yerden kaldırmadan sürüyerek çapraz yürüyüş yapılır, sol ayak öne alınır, sağ ayak arkada bir çapraz yürüyüş daha yapıldıktan sonra, sağ ayak bir adım öne alınır ve sol ayak sağ ayağın parmak ucuna hafifçe vurularak geri çekilir.oyuncular dik bir vaziyet aldıktan sonra sağ ayak sol ayağın yanına getirilir. Bu yürüyüş hareketi birkaç kez tekrar edildikten sonra, sağ ayak önde diz dik, sol ayak arkada diz yere yakın bir biçimde ileriye doğru vücut dik çökülür. Ayaklar oynatılmadan ayağa kalkılır ve tekrar aynı biçimde ileri sıçrayarak çökülür. Kalkarken sol ayak öne sağ ayak geriye parmak ucu ile vurarak kalkılır. Önde kalan sol ayak yerden kalkmadan sürüyerek sağ ayağın yanına çekilir. Bu çökme hareketi üç kez tekrar edildikten sonra, çökmeden önceki çapraz yürüyüşe geçilir. ​

    2-Yellendirme​

    Müzik hızlanmıştır, yanlarda olan eller arkaya doğru alınarak bellerden tutulurken başlar ileride öne doğru hafifçe eğilir. Parmak uçlarında dizlerden kırılarak sol ve sağ diz hafifçe öne çıkarılarak ve çift düşülerek yaylanılır. Aynı hareket devam ederken sol diz ileri hafifçe kırıldıktan sonra sağ ayak geriye doğru kaldırılır. Vücutlar öne eğik bir biçimde iki adım öne atılır ve sol ayak yerden kalkmadan parmak ucu yerde dizden iler doğru bükülür ve sağ ayak yine geriye ve yukarı çekilir. Bu hareket birkaç kez tekrar edildikten sonra, vücutlar doğrulurken geriye doğru sağ ayakla başlayarak üç adım atılır, sol diz öne ve yukarı kaldırıldıktan sonra sağ ayak yine arkaya ve yukarı çekilir. Bu hareket de birkaç kez tekrar edildikten sonra, sağ ayak yere vurularak sol ayak düz bir biçimde öne doğru atılır. Sol ayak yere alınırken sağ ayak dizden kırık geriye çekilirken öne doğru sol ayak üzerinde yaylanılır. Sağ ve sol ayak üzerinde seri şekilde sekilerek tekrar sağ ayak üzerinde iken sol ayak öne, sol ayak üzerinde sekilirken sağ ayak geriye alınarak birkaç kez tekrar edilir. Sol ayak üzerinde yaylanırken ayak yerden kalkmadan sağ ayak yanına getirilerek dik bir biçimde çökülür. Sağ ayağın topuğu vurularak öne doğru atılırken arkada kalan sol ayak ucu da aynı anda yere değer. Sağ ayak yere basarken bu kez sol ayak ileri atılır. Sol ayak üzerinde yaylanırken aynı çökme işlemi tekrar edilir. Birkaç kez çöktükten sonra sol sağ ayak uçlarındaki yaylanma hareketi yapılarak öne doğru yürünür ve tekrar geriye gelindikten sonra çift ayak üzerine düşülerek oyun bitirilir. ​

    --------------------------------------------------------------------​

    DİLLALA (GÖNÜL KİMİ SEVERSE)

    [​IMG]

    [​IMG]

    Erkek ve kız oyuncular tarafından karma olarak oynanan solo ağırlıklı bir oyundur. Sağ ayakla başlamak üzere üç adım atılır, arkadaki sol ayak öndeki sağ ayağın yanına parmak ucu ile hafifçe vurduktan sonra, sol ayak sağ ayağın bir adım gerisine tekrar parmak ucu ile vururken eller de birbirine ayak ritmine uygun şekilde çene hizasında vururlar. Geriye vurulan sol ayakla başlayarak üç adım atılır. Bu sefer sağ ayak sol ayağın yanına parmak ucu ile hafifçe vurduktan sonra sağ ayak sol ayağın bir adım gerisine parmak ucu ile vurur. Eller yine ritme uygun şekilde bir birlerine vurmaya devam eder. Geride kalan ayak sabit ayağın yanına getirilerek ayak hareketi bitirilir. Ayaklar sabit yan yana dururken eller vurmaya devam eder. Bundan sonra solo hareketler başlar. Baş erkek ve kız oyuncu eller serçe parmaklardan omuz hizasında tutarak aynı ayak hareketleri ile sahnenin ortasına doğru yürümeye başlarken erkek oyuncu ellerini bırakır ve kız oyuncudan önce sahnenin ortasına gelerek elindeki mendille kız oyuncunun oturacağı yeri siler gibi yapar. Kız oyuncu elleri belinde gelir ve ortaya sol diz yukarıda sağ diz yere yakın bir biçimde çökerken, elindeki şifonu erkek oyuncu alır kızın başına örter ve yerine geçer. Diğer erkek oyunculardan birkaçı müziğin ritmine uygun olarak çökme, kendi etrafında dönme, sağa sola diz vurarak yerde yaylanma, yürüme, sıçrama gibi değişik ve serbest ayak hareketleri yaparak kızın yanına çökerler ve kıza para sayma, yakışıklı olduğunu belirtmek için aynaya bakarak saç tarama bıyık bükme hareketleriyle kız oyuncuya kur yaparak onu kaldırmaya çalışırlar. Bunlara bakan kız oyuncu beğenmediğini belirterek başını başka tarafa çevirir. Hareketini tamamlayan oyuncu yerini alır. Son çıkan oyuncu kız oyuncunun yanından kalktıktan sonra baş oyuncunun yanına gelirken diğer oyuncularda baş oyuncunun etrafına toplanarak onu süslemeye başlarlar ve sırtına vurarak kız oyuncunun yanına gönderirler. Baş oyuncuda müziğin ritmine uygun bir biçimde ayak ve vücut hareketlerini yaparak kız oyuncunun yanına çöker ve iki elini önce kalbine değdirir sonrada açarak karşısındakine verir gibi bir hareket yaparak kız oyuncuya kendisini sevdiğini belirtmeye çalışır. Bunun üzerine kız oyuncu başındaki şifonu eliyle alarak erkek oyuncunun elinden tutar ve ikisi aynı yürüyüşü tekrar ederek yerlerini alırlar. Diğer oyuncular sadece ellerini birbirine vurarak oyuna iştirak ederler. Baş oyuncunun yerini alması ile birlikte oyun sona erer.​

    --------------------------------------------------------------------​

    İĞDELİ GELİN

    [​IMG]

    [​IMG]

    Erkek ve kız oyuncular tarafından oynanan karma bir oyundur. Sözlü ve sözsüz olarak da oynanmaktadır. Düz bir çizgide başlar, Daire etrafında oynanır. Eller serçe parmaklardan yanda tutarak ve olduğu yerde sağ ayakla başlamak üzere üç adım atarak başlar. Sağ ayağı yere basarken sol ayak dizi karın bölgesi ile doksan derecelik açı oluşturacak şekilde yukarı çekilir. Sol ayak yere basarken de sağ ayak dizi aynı şekilde yukarı çekilir ve sağ ayakla tekrar başlayarak aynı harekete devam edilir. Bunları yaparken kollar yanda sallanır. Aynı ayak ve kol hareketi sıçrayarak devam eder. Daire kapanır ve sağ tarafa dönerek aynı hareketle oynamaya devam edilir. Oyun yavaşlar müzik susar ve şu sözler söylenir.​

    Kız pınar başında testi doldurur yar
    Testinin kulpuna şahin kondurur.
    Kız senin bakışın beni öldürür yar
    Derdimin dermanı iğdeli gelin
    İğdesini aldırmış sevdalı gelin.​

    Kız pınar başında yatmış uyumuş yar
    Ela gözlerini uyku bürümüş
    Evel küçük idi şimdi büyümüş yar
    Derdimin dermanı iğdeli gelin
    İğdesini aldırmış sevdalı gelin.​

    Evlerinin önü iğde değil mi yar
    İğdenin dalları yerde değilmi.
    Benim sevdiceğim burda değil mi yar
    Derdimin dermanı iğdeli gelin
    İğdesini aldırmış sevdalı gelin.​

    Evlerinin önü bulgur sokusu yar
    Sokudan geliyor yarın kokusu.
    Kendi küçük amma cilve kutusu yar
    Derdimin dermanı iğdeli gelin
    İğdesini aldırmış sevdalı gelin.​


    Sözler bittikten sonra müzik başlar aynı hareketin hızlı figürü ile daire dönmeye devam eder. Sağ ayakla başlayan üç adım hareketi yapılıp, tekrar sağ ayak yere basarken geriye doğru sol diz yukarı çekerek sıçranır. Kollar vücudun her iki yanında v şeklinde gergin bir biçimde açılır. Dairenin sağ dönüşü devam ederken oyuncuların kolları yanda daire içine bakarken bellerden aşağısı daire dönüş istikametine dönerek üç adım atılır, sol diz yukarı çekilir ve yere basarken belden aşağısı soldan geriye döner ve sağ diz yukarı çekilir. Sağ ayak yere basarken tekrar geriye dönülerek daire dönmeye ve aynı ayak hareketleri yapılmaya devam edilir. Baş oyuncunun komutu ile üç adım atılıp sol diz çekildikten sonra vücutlar dairenin merkezine döner ve sağ diz merkez tarafına çekilir ve bütün oyuncular dairenin merkezine doğru hafif öne eğilerek yürürlerken eller omuz hizasına iner. Ortada iyice daralan oyuncular bu şekilde sağa doğru dönmeye devam ederler. Ayak hareketleri aynı şekilde devam ederken sağ ayak yere vururken sol diz yukarı çekilerek daire tekrar açılır. Kollar yine sallanmaya başlar ayak hareketleri aynıdır. Sağa doğru dönme devam eder. Kollar tekrar yukarı kalkar ve ileri ve geri vücudun dönüşleri aynı şekilde yapılmaya devam edilir. Geriye yapılan son hareketten sonra oyuncular sağa dönüş istikametine dönerek ellerini bellerine alırlar. Bu şekilde yürürken, üç adımdan sonra sağ ayak ucu sağ tarafa doğru yere basarken sol diz hafif yukarı çekilir ve vücut sağ ayak ucu tarafına dönerek eller bel hizasına ve öne gelecek şekilde eğilerek birbirine vurur, sol ayak sola dönerek yere basarken sağ diz yukarı çekilir ve vücut sola dönerek ellerini bu kez sol tarafta birbirine vurur. Bu hareketler yapılırken kız oyuncular daire içerisine girerek ikinci bir daire oluşturur. Erkek oyuncular sol tarafa yapılan vuruştan sonra düz bir şekilde daire içerisine yallar yanda ve omuz hizasında gergin bir biçimde yürürler ve serçe parmaklardan tutarlar. Kız oyuncular içerideki dairede eller omuz hizasında tutarak daireyi sağa doğru döndürmeye devam ederler. Erkek oyuncular kollarını tutarak oluşturdukları dairede çift ayak üzerine düşerek sağ tarafa doğru sıçrayarak üç ayak yürüyüş figürü ile dönmeye devam ederler. Sonra kollar değişmeden oyuncular geriye dönerek üç ayak yürüyüşü ile dönmeye devam eder. Tekrar geriye dönerek yürüyerek üç ayak figürü devam ederken içerideki kız oyuncular açılarak eşlerinin yanına gelerek serçe parmaklardan tutar ve çift sıralı daire oluşturup sıçrayarak üç ayak figürü ile dönmeye başlarlar. Oyuncular çift sıralı düz bir çizgi oluşturur. Kız oyuncular geriye doğru erkek oyuncuların arasına girerek düz bir çizgi haline gelirler ve çift ayak üzerine düşerek oyun bitirilir​

    --------------------------------------------------------------------​

    ÇEKİRGE

    [​IMG]

    Erkek ve kız oyuncular tarafından oynanan karma bir oyundur. Sözlü ve sözsüz olarak da oynanmaktadır. Düz çizgi ve dairesel bir biçimde oynanır. Eller yanda ve sağ kol arkadan, sol kol önden olmak üzere omuzlardan tutulur. Erkek oyuncular sol ayağı vurup kız oyuncu tarafına dönerek sağ ayağı yukarı çeker. Kız oyuncular sağ ayağını yere vurup erkek oyuncu tarafına dönerek sol ayağını yukarı çeker erkek oyuncu ile birlikte karşılıklı olarak yere basmadan aşağıya doğru sallar ve aynı ayaklarla erkek oyuncular sağ tarafa dönüp sol dizi kaldırırken kız oyuncular sol tarafa dönerek sağ dizlerini kaldırarak aynı hareketlere sağa sola dönerek devam ederler. Aynı ayak hareketleri ve dönüşler zıplayarak devam ederken daire oluşturulur ve oyun tekrar yavaşlar, müzik susar ve dairede şu sözler söylenirken harekete devam edilir.​

    Çekirge çekirge
    Çekirgeyi hayladılar yazıya
    Ot kalmadı koyun ile kuzuya​

    Eğri butlu sivri butlu çekirge
    Malımım ortağı mısın çekirge
    Canımın ortağı mısın çekirge​

    Çekirge çekirge
    Çekirgenin ayağında nalini
    Bende sandın kaymakamı gelini​

    Eğri butlu sivri butlu çekirge
    Malımım ortağı mısın çekirge
    Canımın ortağı mısın çekirge​

    Çekirge çekirge
    Çekirgeyi haylamadan gelirler
    Çekirgeye güle güle ölürler​

    Eğri butlu sivri butlu çekirge
    Malımım ortağı mısın çekirge
    Canımın ortağı mısın çekirge​

    Müzik başlar, Eller bele alınır ayak uçlarında sağa sola dönerek dizlerden yaylanılır. Ayak uçlarında sağa sola dönmeye devam edilirken, erkek oyuncular sola döndüğünde sol eli belinde sağ eli bel hizasından sol tarafındaki kız oyuncunun eline dokunarak, Kız oyuncu ise sağa döner, sağ eli belinde sol eli bel hizasında erkek oyuncunun eline dokunarak omuz hizasına kadar kaldırılır. Aynı hareket sağa sola dönülerek diğer taraflardaki oyuncularla da tekrarlanır. Erkek oyuncu sol tarafa sol ayak üzerinde sıçrayarak dönerken sağ diz yukarı çeker ve sol ayak üzerinde ilk sıçradığında ellerini birbirine vurur, ikinci kez döndüğü tarafta sol ayak üçerinde sıçradığında ellerini karşısındaki kız oyuncunun ellerine vurur. Kız oyuncu ise erkek oyuncunun olduğu tarafa sağ ayak üzerinde sağa dönerek sıçrar ve ellerini vurur. Aynı hareket sağa döndüğünde sağ ayakla sıçrayarak, sola döndüğünde sol ayakla sıçrayarak devam eder. Sonra bütün oyuncular dairenin ortasına çift ayak üzerine düşerken eller yine başlangıçtaki gibi omuzlardadır. Daire hep beraber sağa sola yaylanmaya başlar. Sağ ayaklar yere vurulurken sol ayaklar dairenin ortasına doğru sallanır. Sonra sol ayaklar yere basarken sağ ayaklar dizden kırık bir şekilde arkaya doğru sallanır. Birkaç kez tekrarlandıktan sonra sağa dönülerek kollar bırakılır ve sağ ayak yere basar sol diz yukarı çekilirken, sağ ayak üzerine doğru hafifçe yaylanılır sol el belde sağ el açık bel hizasından başlayarak ileriye doğru yarım daire çizecek şekilde omuz hizasına kadar kaldırılır. Sonra aynı hareket sol ayak üzerinde sol kolla tekrarlanır. Oyuncular düz bir çizgi oluşturduktan sonra sağ ayakla yaptığı hareketten sonra çift ayak üzerine düşülerek oyun bitirilir.​

    --------------------------------------------------------------------​

    BEDİRİŞ

    [​IMG]

    Kız ve erkekler tarafından oynanan karma bir oyundur. Sözlü ve sözsüz olarak oynanmaktadır. Ayaklar bitişik, eller karın hizasında sağ el sol elin iki parmak üzerinde ellerde ip yumağı tutar vaziyette oyun başlar. Sağ ayak bir ayak boyu sol ayağın yan önüne alınırken sağ omuz hafif şekilde öne çıkarılarak, sağ el sol elin etrafında yarım tur. sol ayak sağ ayağın yanına getirilirken vücut düzelir ve sol el sabit, sağ el sol elin etrafında yarım tur daha döndürülerek ayak hareketinin tamamlanması ile ellerde bir tur çevrilmiş olur. Bu hareket ileriye doğru yürürken ve geriye doğru gelirken şu sözler söylenir.
    Kar kapıdan kışlıyor vıy vıy
    Yarim gergef işliyor vıy vıy
    Ana değil analık vıy vıy
    Bildiğini işliyor vıy vıy​

    Hop hop derler bediriş vıy vıy
    Saçları kıvrış kıvrış vıy vıy​

    Kalk kaleden kar getir vıy vıy
    Ayva çiçek nar getir vıy vıy
    Hiçbir şeyden bilmezsen vıy vıy
    Yarim den mektup getir vıy vıy​

    Hop hop derler bediriş vıy vıy
    Saçları kıvrış kıvrış vıy vıy
    [​IMG]

    Geriye gelirken sağ ayak yine bir ayak boyu geri alınırken erkek oyuncuların elleri düz bir şekilde kollardan kırılarak kalp üzerine getirilir, sol ayak sağ ayağın yanına getirilirken dirsekler sabit bir biçimde eller iki yana açılır. kız oyuncularda ise sağ ayak geri alınırken sol el daire biçimde sanki gergef tutar gibi omuz hizasına yakın kaldırılır, sağ el dirsek vücuda yakın el yana iğne tutar gibi açıktır. Sol ayağın sağ ayağın yanına getirilmesi ile birlikte, sağ el daire biçimindeki sol elin ortasına getirilir. Bu hareket de altı kez tekrarlandıktan sonra, ayak hareketleri aynı biçimde tekrarlanırken ilk sağ ayağın öne alınması ile birlikte hafif öne eğilerek iki el karın hizasında birbirine vurulur. Sol ayağın sağ ayağın yanına getirilmesi ile birlikte sağ el yine sol eli etrafında yarın tur attırılır. İki kez daha el vurmadan yürüyüş yapıldıktan sonra dördüncü yürüyüşte el vurma hareketi tekrarlanır. Altıncı yürüyüş yapıldıktan sonra geriye gelirken kız oyuncuların nakış hareketi ve erkek oyuncuların göğüs hizasında el açma hareketi tekrarlanır. Sözler bittikten sonra müzik başlar.​

    Eller düz bir şekilde çene hizasında birlerine vururken ayaklar bitişik parmak uçlarında yaylanılır. Ayaklar omuz hizasında yanlara açıp yaylanma devam ederken ellerde bir avuç içleri birbirine bakacak şekilde yana açılır. Kız ve erkek oyuncular aynı hareketleri yaparak karşılıklı birbirlerine dönerler. Ayak ve el hareketi devam ederken, oyuncuların yüzleri birbirlerine dönük bir vaziyette bir daire etrafında dönerler ve yerlerini aldıktan sonra tekrar cephelerine dönerek harekete devam eder ve oyunun bitirirler.​

    --------------------------------------------------------------------​

    BENLİ​

    [​IMG]

    Erkek ve kız oyuncular tarafından oynanan karma bir oyundur. Sözlü ve sözsüz olarak da oynanmaktadır. İki bölümden oluşur.​

    1-İkileme
    2-Yellendirme​

    1-İkileme
    Serçe parmaklardan omuz hizasında ele ele tutuşup vücut hafif öne eğik, önce ayak ve bakışlar sağa dönerken sol ayak ucu sağ ayak ucunun yanına topuk yukarıda ve dizden kırık şekilde hafifçe vurulur. Sonra sola dönülerek aynı şekilde sağ ayak ucu sol ayak ucuna topuk yukarıda dizden kırık bir şekilde hafifçe vurulur. Bu hareketi yaparken şu sözler söylenir.
    [​IMG]

    Allı delmeli yarim
    Her gün gelmeli yarim
    Neylemeli zengini
    Dengim olmalı yarim

    Zülüf kısa yüz örtmez
    Sevda serimden gitmez
    Bu gözler seni gördü
    Gayrisine meyletmez.

    Sözler söylenip bittikten sonra, Sol ayak ucu sağ ayak ucuna vurulup sol diz vücutla doksan derecelik bir açı oluşturacak kadar yukarı çekilirken, sağ ayak üzerinde dizden kırık bir şekilde hafifçe geriye doğru yaylanılır. Yukarı çekilen sol ayak, yerdeki sağ ayağın çaprazına sağ tarafına parmak ucunda basılırken sol ayak önde iki kez çapraz yürüyüş yaparken omuz hizasındaki eller de küçük daireler çizecek şekilde öne doğru döndürülür. Sonra sol diz yine yukarı çekilirken sağ ayak üzerinde geriye doğru yatar vaziyette yaylanılır.

    2-Yellendirme
    Müzik biraz daha hızlanmıştır, sol ayak sağ ayağın çaprazına parmak ucunda yer basarken sağ tarafa doğru ayaklar çapraz bir biçimde yürürken eller küçük bir daire çizecek şekilde omuz hizasında iki kez döndürülür. Sol ve sağ diz tekrar ikişer kez ve dizler sırayla yukarı çekilirken eller omuz hizasında vücuda yapışık şekilde tutulur. Bu hareket de birkaç kez tekrar edildikten sonra, aynı ayak ve kol hareketleri aynı şekilde sıçrayarak tekrarlanır ve iki ayak üzerine çift düşerek oyun bitirilir
  16. Tanem

    Tanem Moderator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyaf

    YÖRELERLE HALK OYUNLARIMIZ RENKLİ TÜRKİYEM
    [​IMG]

    Bir oyunun halk oyunları vasfı taşıması için kural olarak "zamanda derinlik ve mekanda yaygınlık" ilkesini barındırması gerekir

    Türk Halk Oyunları'nın genel olarak türleri şu şekilde ayrılmaktadır:

    Hora Bölgesi;Trakya.
    Zeybek Bölgesi;Ege,Güney Marmara,İçbatı Anadolu.
    Teke Bölgesi; Göller Yöresi, Batı Akdeniz.
    Kaşık Oyunları-Karşılama Bölgesi; Konya Bölümü, Batı Karadeniz, Güney Marmara, Doğu Akdeniz.
    Horon Bölgesi; Orta ve Doğu Karadeniz.
    Halay Bölgesi; Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri, İç Anadolu'nun Doğusu.
    Bar Bölgesi; Kuzeydoğu Anadolu.
    Kafkas Bölgesi; Kuzeydoğu

    ZEYBEK


    [​IMG]

    Zeybek oyunları tek kişi tarafından oynandığı gibi teklerden oluşan bir daire halinde de oynanmaktadır. Zeybek oyunları, toplu olarak oynandığı zaman oyuncuların birbirlerine tutunmadan oynadıkları salma oyunlardır. Bu oyun türüne Ege Bölgesinde rastlanır Aydın, İzmir, Muğla, Denizli, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Kastamonu, Uşak, Manisa, Balıkesir, Burdur...

    HALAY


    [​IMG]

    Toplu, düz dizi biçiminde ve oyuncuların birbirine tutunarak oynadığı oyun türüdür. Doğu, güneydoğu ve Orta Anadoluâ??da davul zurna eşliğinde oynanır. Bitlis, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep, Erzurum, Erzincan, Sivas, Mardin, Muş, Yozgat, Çorum, Adana, Ankara, Siirt, Hatay, Tokat, Şanlıurfa...

    HORON


    [​IMG]

    Oyuncuların dizi biçiminde birbirine tutunarak oynadığı oyunlardır. Doğa yapısının sert ve dağlık oluşu, denizinin ve havasının kararsızlığı horon oyunlarında göze çarpar Doğu Karadeniz kıyılarında kemençe veya davul eşliğinde icra edilir Trabzon, Samsun, Artvin, Ordu, Rize...

    BAR
    [​IMG]

    Toplu olarak ve genellikle düz dizi ya da yarım ay biçiminde, oyuncuların birbirlerine tutunarak oynadıkları disiplinli grup oyunlarına bar denir. Genellikle Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde icra edilen bir oyun türüdür. Erzurum, Kars, Ağrı, Artvin, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan...

    HORA

    [​IMG]

    Bu oyun Bar ve Halaylar gibi el ele ya da kol kola tutuşularak disiplinli bir biçimde ve dizi halinde oynanmaktadır. Genellikle Trakyaâ??da, kısmen de Marmaraâ??nın doğu ve güneyinde görülen bir oyun türüdür. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale...

    KARŞILAMA


    [​IMG]

    Karşılama iki kişinin karşılıklı durarak oynadıkları bir oyun biçimidir. Çiftlerin karşılıklı olarak toplanmalarıyla bir grup halinde de oynanmaktadır. Kız ve erkek karşılıklı çiftlerin karşılıklı iki sıra halinde dizilmesiyle bir grup oyunu biçiminde de sürdürülmektedir. Karşılamalar salma oyunlardır. Oyuncular birbirlerine tutunmazlar. Bazı karşılamalarda bütün oyuncuların ellerinde birer mendil bulunur. Genellikle Trakyaâ??da, kısmen de Marmaraâ??nın doğu ve güneyinde görülen bir oyun türüdür. Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İzmit, Adapazarı, Çanakkale, Bursa, Bilecik...

    KAŞIK

    [​IMG]

    Ellerinde ritim aracı olarak tahta kaşıklar bulundururlar. Güney Anadoluâ??nun Akdenizâ??e uzanan kesimleri genellikle kaşıklı oyunlar bölgesi olarak gösterilir. Eskişehir, Afyon, Kütahya, Bilecik, Kırşehir, Konya, Mersin, Antalya, Bolu, Bursa...

    BENGİ

    [​IMG]

    Marmara Bölgesinin güneyinde genellikle Balıkesir dolaylarında görülen bir oyun türüdür. Balıkesir, Manisa, Bursa, Çanakkale...

    MENGİ


    [​IMG]

    Ege bölgesi ve Akdeniz Bölgesinin bazı illerinde bu oyun türüne rastlamak mümkündür.

    TEKE ZORLATMASI


    [​IMG]

    Bu tür de yine Türkiyeâ??nin batı ve güney bölgelerinde oynanır. Antalya, Isparta, Alanya v.b

    SEMAH

    [​IMG]

    Genellikle Türk-Alevi topluluklarının özel ayin ve toplantılarında kendi aralarında yaptıkları törenlerle ilgili oyunlardır. Türkiyeâ??nin hemen hemen her yerinde semahlara rastlamak mümkündür

    [​IMG]

    ATABARI

    Atabarı veya Ata barı, Çoruh oyunlarından, kaynağı aşk ve kahramanlık olan, üçten fazla kişi ile halka halinde yürütülen bir oyundur.

    Her figür müziğin tek ölçüsüne uyarlanarak oynanır. Adı yeni fakat kendisi oldukça eski olan bu oyunun asıl adı Artvin Barıdır. Atatürk bu barı 1936 yılı Balkan Festivali'nde İstanbul'da Çoruh takımıyla daha iyi oynadığı için Artvin Barı'nın adı 3 Eylül 1936'dan itibaren Ata Barı olarak değiştirilmiştir. Dini ve milli bayramlarda ilk saygı ve ağırlama oyunu o günden beri artık Ata Barı kaldı. Yörenin her eğlenti vesilesi Ata Barı'yla açılmaktadır. Adı, Atabarı şeklinde bitişik de yazılmaktadır. Atabarı'nı, Çoruh nehrinin insan ve dekorlarının yağız yalçınlığı ortasında
  17. _esrarengiz_

    _esrarengiz_ New Member

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyaf

    Çok güzel bir sunum teşekkürler...
  18. Tanem

    Tanem Moderator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyaf

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]
  19. Almira

    Almira Administrator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyaf

    Trabzon Oyunları
    Karadeniz bölgesi havalarımızın aksak tartımlı 7 / 8 lik olması aaafiyet (durumu) ayrıca sırf (yalnız) buralara has bir özelliktir.

    Trabzon ve Rize oyunlarına gelince; bu bölge mahalli oyunlar bakımından üçe ayrılabiliyor;

    [​IMG]

    A. Trabzon,
    B. Rize
    C. Çoruh Boyu
    D. Hopa, Pazar, Hemşin.

    Bu üç yörenin oyunları arasında epey fark vardır.

    Bu yörenin milli giyimi zıbka, mintan, başlık ve çapuladan ibarettir. Zıbka (Sıkma); bacakları sıkıca saran, üst kısmı bol, arkası koç kuyruğu gibi sarkık ve yayvan bir nevi pantalondur. Mintan; kolsuz, önden üst üste binik bir çeşit yelektir. Başlık, bu bölgeye uygun ve soğuk iklim işi bir giyecektir. Çapula; seğirtmeye (koşmaya) elverişli, yalın kat ve burunları yukarı kıvrık bir cins ayakkabıdır.

    Oyunlar her zaman üç telli kemençeyle yürütülür. Bu grupta yedi oyun tespit edilebilmiştir; Sığsara, Sallama, Ters Ayak, Millet, Pıçak Oyunu, Kız Horonu, Timurağa. Yörenin sıra oyunlarına Horon deniliyor. Horon tabiri; topluluk, yığın, küme anlamlarındadır. Pıçak Oyunu hariç diğerleri toplu oyunlardır.

    [​IMG] [​IMG]


    Birleşik oyunlarda oyuncular el ele tutuşarak dizi teşkil edebildikleri gibi, sıra iki baştan kapanarak daire halinde de oynayabilirler. Horoncu sayısı fazlaysa dizi daireleşir. Çoğu zaman da iç içe birkaç halka olurlar. Kemençeci ekseriyetle halkanın ortasında kalır. El parmaklarından ayak uçlarına kadar her uzuv (organ) oyunda pay (rol, görev) alır. Yurdun en kıvrak oyunları bunlardır. Bazan, zor ve girift (karmaşık) figürleri vardır.

    Hamasi ruhtaki Pıçak oyunu'nda eli bıçaklı iki kişi karşılıklı hamleleşirler. Her birinde, iki elde ayrı birer bıçak vardır.

    Yaşlı kişiler, Millet ve Timurağa oyunlarının yakın dönemde buralara geldiğini söylüyorlar. Timurağa, Rize yöresinde oynanıyor. Kars veya Erzurum taraflarından gelmedir. Fakat buralarda daha kıvrak bir tempoyla yürütülüyor.

    Kız Horonu, düğün gibi derneklerde kız erkek karma halde yürütülüp adı bu özelliğin (kıza da yer veren horon anlamında) neticesidir. Menşeinde (kaynağında, kökeninde) yalnız kadın oyunu veya kız evinin çeşidi olması muhtemeldir. Sallama oyununun temposundadır. Kemençeye uyularak karşılıklı atışmalı türkü de çağırırlar.

    Çeşitleri şunlardır:

    Laz Horonu, Rize Horonu, Tik Horon, Sera, Sera Atlama, Sallama, Titreme Horon Havası (Maçka), Kadın Dolay Horan Havası (Maçka), Yisera Havası (Akçaabat), Haçka Havası (Haçka bir köy adıdır).

    Maçka'nın Sera horon havasında mesela şu şekilde oyun komutaları esrarlı bir fısıltı halinde kemençeciden işitilir: Çıp çıp... Hi hi hi hi ... Gelyo musa...

    Bir başka komut: Şıp şıp... Uya ıya imanım... Bir ufak... Yık, yık, yık... He he he he... Bozma (hımm).... Al aşağı...

    Bunlar o yörenin oyun çeşitlerinde her vesilede duyulur.

    Horonlar: Hora'dan muharref (bozma) olarak horon denilen bu oyunlar, Trabzon'da henüz tekamül etmiş değildir. Bunlarda bir itina, bir mevzuniyet (tertip, düzen) görülmez. Gerçi, her oyun gibi bu da bir heyecan mahsulü ise de, bu heyecan yalnız oynayanlara münhasır (sınırlı) kalır. Eğer horona umumi (genel) bir mevzuniyet (düzgünlük) verilir ve hareketlerde bir intizam temin edilirse bu oyunlar İzmir'in ıslah edilmiş (yeniden düzenlenmiş) olan Sarı Zeybek oyunundan daha sanatk'r'ne ve daha heyecanbahş (heyecan veren) bir şekil iktisap edebilirler (kazanabilirler). Horonlar; tulum, kemançe, kaval, davul-zurna gibi basit alat-ı musikîyyenin (çalgıların) nağamatına (nağmelerine, ezgilerine) terdif-i hareket (uygun hareketler) eylerse de oyuna iştirak edenlerin hepsinde, aynı anda aynı hareketler görülmez. Mesela, on beş kişiden mürekkep (kurulu) bir horan heyetinde (topluluğunda) çalgının ahengiyle ayakların ve vücudun bir mevzuniyet dairesinde hareketi icap ederken, birçok l'alettayın (gelişigüzel) hareketler yapılır. Horon, kolay
    [​IMG]


    addedildiği için herkes bu halkaya dahil olarak alel'ım'ya (körü körüne) ayaklarını sallar durur. Ekseriya içlerinden bir oyunu bu halkayı idare eder. Trabzon Horonu namı verilen bu oyun, muhitin tesiri icabatı (çevrenin etkisi gereği) pek suretle ve ziyade (çok, aşırı) bir çeviklikle icra olunur. Kemençenin muttarid (düzenli) nağmeleriyle bitmez tükenmez koşmalar söyleyen türkücü karşısında yorulmak bilmeyen sahilin bu çevik ve zinde halkı saatlerce oynamak için kendilerinde büyük bir haz duyarlar.

    Şehir halkından horon oynayan pek azdır. Fakat, köylülerin hemen hepsi mevcut şekildeki horonu oynarlar. Horonda heyet-i umumiyesiyle (genel olarak) göze çarpan hareketler; vücudu titretmek esas olmakla beraber bazan kolları süratle yukarı kaldırmak ve indirmek, ayakları ekseriya gayrı muttarid (düzensiz) bir surette hareket ettirmek ve arada da Al aşağı! Diyerek dizler üzerine çömelmek, bedeni süratle sağa ve sola döndürmek ve mahirane ( ustaca) bir çeviklikle sık sık sıçramaktan ibarettir.

    Horonlar neşeli zamanlarda köylerde icra olunduğu gibi, bilhassa (özellikle) düğünlerde, derneklerde, bayramlarda kesretle (çoğunlukla) oynanılır. Dernekler; aizzeden (azizlerden, ulu kişilerden, erenlerden) bir kimsenin yadı namına (adının anılması) vesile olan bir binada veya bir çeşme başında senenin muayyen (belirli) günlerinde yapılır. Horonlar, grup grup delikanlılar tarafından icra olunur (oynanır). Fakat, her grupta kabadayılık hissi mevcut olduğu cihetle ekseriya ihraz-ı muvaffakıyyet eden (başarı gösteren) tarafı diğer gruplar çekemez. Biribirlerine söz atmalar, kafa tutmalar vaki olarak neticede münazaalar (anlaşmazlıklar, sürtüşmeler) zuhur eder (ortaya çıkar). Orada bulunan hatırı sayılır bîtaraf (tarafsız) kimseler araya girerek kavgaya meydan vermemeye çalışırlarsa da, bazan da kazalar vukua gelir.

    [​IMG]

    Bir diğer horon da karşılıklı olmak ve iki üç kişiden mürekkep bulunmak (oluşmak) suretiyle oynanılır. Horon'un bu nevi'i (çeşidi) koma, pala denilen bir nevi kılıçla oynanır ki "Bıçak oyunu" dahi derler. Bıçak Oyunu'ndaki bedenî hareketler aynıyla horondaki gibidir. Yalnız, bıçak ile yapılan hareketler, bugünkü meç talimlerine mümasildir (benzer, andırır). Bıçak Oyunu, oyuncular arasında bir an kavga edecek gibi müb'zere (cenk) yapmak ve bir an sonra ayrılarak horona devam etmek suretiyle cereyan eder. Bunlarda (bıçak oyununu oynayanlarda) fazladan olarak bir maharet vardır ki, oyuncu eğer mahir (usta, hünerli) ise bıçağı üç veya dört metre havaya atar ve aşağı düşerken tekrar sapından yakalar. Daha mahir olanlar ağzıyla yakalarlar. Bıçak Oyunu da yine yukarıda zikrolunan (belirtilen) 'l't-ı musikîyyenin (çalgıların) muavenetiyle (yardımıyla) icra edilir.

    Horonlarda söylenilen türkülerden bazılarını zikredelim:

    Ay doğar çini çini
    Öpsem ağzın içini
    Dün gece neredeydin
    Koynumun güğercini (güvercini)

    İndim derede durdum
    Bıçağıma pul vurdum
    Ha bu köyün içinde
    Ben bir kıza vuruldum.

    Ey kavaklar kavaklar
    Verir yeşil yapraklar
    Çürüsün, toprak olsun
    Yardan öpen dudaklar

    Dumanlı derelere
    Düştüm derin göllere
    Tut kolumdan al beni
    Serin serin yerlere

    Ormanda vurdum kurdu
    İndi derede durdu
    Babamın aklı olsa
    Beni evlendirurdu

    [​IMG]

    Kadınlar düğünlerde, kına gecelerinde kendi aralarında oynarlar, türkü söylerler. Fakat, türkülerinde dem tutan yalnız def'tir. Son zamanlara doğru bazılarında ud ve keman çalınmaktadır. Ud ve keman olmadığı takdirde çengi denilen kadınlar def çalarak türkü söylerler. Mecliste hazır bulunan genç kadınları ve kızları birer birer ortaya çekerek oynatırlar. Fakat, bu oyunlarda da sanat yoktur. Alelade (basit) dönmelerden ve ayak sallamalarından ibarettir.

    Meşhur helva sohbetlerinde; 'l't-ı musikîyyen (çalgılardan) zillimaşa, bağlama dedikleri çalgılarla muhtelif (çeşitli) mahalli havalar çalarak köçek oyunu denilen oyunu kadın kıyafetine koydukları erkeklere oynatırlardı.

    Köylerde erkek oyunları birçok delikanlılar tarafından bir halka çevrilerek oynanılır. Bir veya iki delikanlı karşı karşıya gelerek ellerinde bıçak veya kama olduğu halde Bıçak Oyunu oynarlar. Horondaki delikanlılarla genç kızlar da oynarlar. Bu oyunlara en ziyade ahenk veren 'l't-ı musikîye (çalgılar) kaval, zurna, zinbon, tulum, kemençe ve davuldur. Çalgının makamına göre oyun efradı (topluluğu) münavebeten (sırayla, nöbetleşe) beher mısrai yedişer heceden mürekkep (oluşan) koşmalar söylerler. Tonya ve Rize havalisi köylerinin kaabiliyet-i şiirîyeleri (şiir yetenekleri) pek ziyade olup iki köylü karşı karşıya olmak üzere mevzun (düzgün) ve mukaffa (kafiyeli, uyaklı) olarak saf (temiz) hislerine tercüman olacak koşmaları irticalen söylerler ki, bir gün boyunca söyleseler yine izhar-ı aciz etmezler (bıkkınlık göstermezler). Bunlarda Türk kahramanlığının yad-ı mefahiri (övünülecek değerleri) derin ve samimi bir surette dinlenir. Türküleri, çalgıları, oyunları arasındaki ahenk ve tevazünden (uyumdan) herkes derhal Trabzonlunun mert ve necip (asil, temiz) ruhunu güftelerde ve bestelerde ve oyunun evza-ı etvarında (hareketlerinle, figürlerinde) pek bariz (belirgin) bir surette okur.

    Horon, ilk defa vakûr, sonra şeci (cesur, yiğitçe) bir ahenk ve hareketle başlar. Müteakiben (daha sonra) kabadayıca bir çalakî (çeviklik) ile döner ve adeta uçarlar. Ve kol, omuz, baş ve ayak hareketleri ince mevzun (düzgün) bir halde dalgalanır. Velhasıl (kısaca), Trabzon'un seri'ül infi''l (çabucak tepki gösteren) ruhu bu mütemadî (sürekli) yükselen hareketlerde tecelli eder (ortaya çıkar).

    Köylerde oyun oynanırken zıfka (zıbka), mintan (nimten) çapula, başlık giyilir. Silahlık (işlenmiş bel kayışı), köstekli saat, gümüş hemayil, kama, lüver (tabanca), arma bulunursa milli elbiseyi aaayin edeceği (süsleyeceği) cihetle daha ziyade makbuldür. Genç kızlarla birlikte yapılan rakslarda sevgililer arasında yaşayan aşklar, delikanlılar arasında söylenen koşmalarla kalplerden kalplere akar. Bunlar arasındaki rekabet, dayanılmaz bir tesir hasıl eder (ortaya çıkarır). O esnada hissedilirse derhal bir cinayete meydan verilir. Bu cihetlerin hüsn-i idaresine (güzel idaresine) hazır bulunan ihtiyarlar memurdur (görevlidir).

    Bıçak Oyunu da horon tarzındadır. Silahın istimalini (kullanılmasını) fıtrî bir istidatla (yaratılıştan gelen bir yetenekle) bilen ve tanıyan bu memleket halkı gümüşlü kama ve palalar ile veya karakulak denilen bir nevi eğri bıçakla bu oyunu oynarlar. O kadar büyük bir maharetle oyuncular yekdiğerine (diğer oyunculara) karşı silah çeker ve silahı karşısındakinin başından ve bütün vücudundan o kadar seri dolaştırır ve öyle hamleler yapar ki ilk gören mutlaka yaralayacağına hükmederek endişenak (endişe verici) olmağa başlar. Fakat bunun büyük bir sükûn ve vakarla (ağırbaşlılıkla) devam ettiğini ve bu mahir (ustaca) hareketin pek sanatkar'ne bir ifham (anlayış) ve intizam tahtında devam eylediğini görerek mutmain (içi rahat, hoşnut) olur.

    Trabzon'da horon'un en parlak ve en heyecanlı devri Vali Kadri Bey zamanındadır. Müşarünileyhin (adı geçenin) oyuna karşı zevki takdiri, umumî bir heves ve arzu uyandırmış, tabiî (doğal) olan bu istidat (yetenek) da büyük bir inkişaf yapabilmişti (gelişme gösterebilmişti). Horonların ve bıçak oyunlarının oynanması için muayyen bir mevsim yoktur. Yukarda zikredilen zamanlarda oynanılır. Dernekler ve düğünler ekseriya ilkbaharda ziyade olduğundan bu mevsimde bu hususta daha çok faaliyet meşhûd olur (görür).

    Şehirlerde oynanan oyunlarda erkek oyunları için bir hususiyeti (özelliği) haiz olanı yoktur. Avam takımı (halk), köyde oynanan horonları icra eder. Fakat, köylüler kadar temin-i muvaffakıyet eyleyemezler (başarı gösteremezler). Onlar arasında olan 'l't-ı musikîyye (çalgılar) da ayniyle köylülerinkilerdir. Güfteler ve besteler çok tehalüf etmezler. Esasen horonlarda şart sürat ve çalakî (çeviklik) olduğu için ağır makamlara tevafuk (uymazlar) etmezler. Oyunlardaki sürat ayniyle bestelerde de mevcuttur.

    Daha yüksek kısma gelince; düğünlerde, sünnetlerde ve her hangi bir iyi vesileyle icra edilen ahenklerde, köylülerin çalgılarına bedel ud, keman, kanun, piyano gibi 'l't-ı musikiyye (çalgılar) icrayı ahenk eder (çalınır). Bazan köçek oyunları, bazen de alafranga hareketler meşhûd (görülür) olur ki, bunlarda hiçbir zaman bir sanat ve hususiyet görülmediği gibi hiçbir tarzında türkünün raksı da olmaz.

    Kadınlara gelince; mutavassıt (orta halli) aileler arasında mevcut raks ve çalgılarda bir dereceye kadar hususiyet görülebilir. Düğünlerde, sünnetlerde çengi denilen bir veya daha fazla kadın, ellerinde def olduğu halde mahalli türkülerden (fakat köylülerinki kadar seri olmamak şartıyla) söyleyerek mecliste hazır bulunan genç kızları ve kadınları ortaya alarak oynatmağa başlarlar. Rakkaselerde evvelce meşhûd (görülen) olan hicap (utanma) ve nazlanma hareketleri vaki ısrarlar karşısında bir dereceye kadar ref olunarak (ortadan kaldırılarak) raksa başlanılır. Daha evvelce oyunlarda darbuka ve zillimaşa mevcut idiyse de, bugün onlardan pek az kullanılmaktadır. Düğünlerde gençler oynadıktan sonra cemiyete (toplantıya, topluluğa) daha fazla bir revnak (parlaklık, süs) ve şeref verilmek üzere gelin de kalkar. Naz ve niyaza karşı yapılan bin ısrarla kısa bir raks icra eyler. Çünkü, terbiye-i mahallîye (mahalli terbiye) icabı evvelce nazikane (kibar, nazik) bir hareket çirkin ve hahiş (istekli) sayıldığı için bu naz ve hicap içinde bir parça da cahiliyet (bilgisizlik) mevcuttur. Sonradan oyuna devam etmeye başlayınca, edalı raşeler (titreyişler) içinde gözler süzülür. Boyun kırmalar, kıvrak hareketler nezih bir şekilde devam eder. Evza ve etvar (hal ve hareketten) mümkün mertebe tabiî ve zariftir. Heyet-i umumiyesinde (tamamında) rikkat (incelik) necabet (soyluluk) ismet (temizlik) okunur. Seri (çabuk) ve çalak (çevik) biraz da geçkin ve laübali kadınlar erkek kıyafetiyle aynı cemiyetlerde horon oynarlar. İstirahat esnasında ekseriya çay ve meyvalar verilir. Güzel güzel latifeler yapılır. Oyunda, parmaklar arasında Anadolu'nun iç vilayetlerinde olduğu gibi zil ve kaşık nadiren kullanılır. "Tırnak Karası" denilen (ki sönmüş kireç ile mürdesenten "kurşun oksitten" yapılır) bir nevi maddeyle veya kınayla tırnaklar veya parmakların uçları boyanır. Siydi ve kırmızı renkte müzeyyen (süslü) ve nakışlı parmaklar sade ve âhenkt'r şakırtılarla oyuna devam eder. Fakat, son zamanların zevkine kına ve tırnak karası uygun gelmediği için terk edilmek üzeredir.

    Kadın raksları, bir daire etrafında devredilerek mevzun (düzgün) ayak atmalar, vücutta nahîf (zayıf) ve ruhnüv'z (ruh okşayıcı) inhinalar (kıvrılmalar) ve kollar ekseriya yukarı doğru olduğu halde muntazam hareketler ve parmak şıkırdatmak suretiyle gözler ekseriye yere bazan da etrafa süzgünce atfedilerek (çevrilerek) yapılır. Etraftaki kadınlar; "ömrün artsın kızım kırk bir kere maşallah, nazar ve göz değmesin" gibi sözlerle hem teşci (teşvik) hem de taltif ederler. Bunlar arasında genç kızını mevtim (ölümün) kara pençesine terk etmiş analar da mevcutsa sevgili kızının hayal-i n'z'ni (nazlı hayalini) derhal gözünün önünde tecessüm ederek (canlanarak) için için ağlamaya başlar, görenleri de rikkate (merhamete) getirerek muvakkat (geçici) bir zaman için tatil-i neşeye (neşenin durmasına) karar verilir. Zavallı kadın, herkesi daha fazla müteessir etmemek (üzmemek) için cemiyetten kalkar gider.

    Yüksek ailelerde ise bu hususiyetten (özellikten) eser görülmez. Bunlarda; ud, piyano, keman, şarkı ve curcuna havalarla demsaz (dost, arkadaş) olarak ekseriya umumî (yaygın) olan fanaaai oyunlara rağbet ederler. Tarz-ı aaayinde (süsleme şeklinde) bunlarda yine bir hususiyet (özellik) görülmez. Mahallî biçim, mahallî ve eski kumaşların yerine kay, krep, döşin, şifon, markizet gibi kumaşlarla bulûz, kostüm, tayyör gibi ecnebî (yabancı) bir modaya tebaiyet ederler (uyarlar). Mahallî bir ruh ve hususiyet, mutavassıt (orta halli) ve avam (halk) tabakasında meşhûd (yönelmekte) olmaktadır.

    Trabzon Yöresinde Oyun: Trabzon'un üç çeşit oyunu gün görmüştür ve görüyor. En başta geliyorlar:

    1. Sıksara: Bu oyun Maçka ve Tonya Sıksarası olmak üzere ikiye ayrılır. İkisi arasında figürlerce fazla fark yoktur.
    2. Horon (Atlama)
    3. Bıçak Oyunu (Sallama)

    Bunlar, yalnızca erkeklerce yürütüldüğü gibi, karma da oynanırlar. Oyun boyunca, şimdi yalnız kemençe çalınıyor. Karadeniz'in çok sevilen türkülerinin de birlikte söylendiği çok olur. Oyunlar genellikle kıvrak ve gayet çabuktur.

    Giyim: Aba üstlük altına işlemeli yelek, en alta da ince ak gömlek giyilir. Bacaklarda körüklü bir zıbka pantolon, ayaklarda tabansız terlik biçimi bir çizme bulunur. Başlarına iki kulaklı bir başlık geçirirler.




    [​IMG]

    Rizelilerin bugün 32 çeşit oyunun bulunduğu tahmin edilmiştir ki, bu bir ortalama hesap olsa gerektir. Başlıcalarını sıralayalım: Pazar Hemşini, Memetina, Alîka, Rize Oyunu, Polipçet, Palat, Sarışka.



    Rizelinin oyununa katılabilmek için onun kadar tetik, çevik ve aaa canlı olmak gerekir.

    Giyimleri; Trabzon yerli kıyafetini andırır.
  20. Almira

    Almira Administrator

    Ce: Halk Oyunları İsimleri ve Kıyafetleri -Halk Oyunları giyimi -Yöresi Folklor Kıyaf

    Halk oyunları bakımından Horon yöresındedir.Karadeniz’in bu şirin kentinde danslar kadın ve erkekler tarafından ayrı ayrı yada birlikte icra edilir.Erkek danslarındaki hareketli,sert figürler kadın danslarında aynı hareketlilikte fakat daha yumuşaktır. Türkler Doğu Karadeniz bölgesine yerleştiklerinde yabancı olmadıkları bir doğa parçasıyla karşılaşırlar. Yöre çok engebeli, sarp, dik ve dağlıktır. Öte yandan bölgeyi kuzey yönünde baştan başa kuşatan, sürekli dalgalı ve hırçın bir deniz vardır. Bu acımasız özellikleri içeren bir doğa üzerinde mücadele veren insanların tipik, yöreye özgü Folkloru ve Halk Oyunları da böylece oluşur. Dogu Karadeniz yöresindeki oyunların özgün çalgısı kemençedir. Ancak horonlar açık yerlerde ve köy meydanlarıda cura, davul ve zurna ile oynanmaktadır. Oyuncuların birbirine tutunarak dizi biçiminde ve disiplinli bir şekilde oynadıkları horonların bazıları türkülüdür. Horonlar açık havada, dügünlerde 20-30 kişi çember şeklinde tutunarak oynanır. Çemberin içinde bulunan kemençeci aynı, zamanda horonu yönetir. Horon genellikle davul, zurna, kemençe veya az da olsa kaval eşliğinde insanların kol kola tutuşarak sağa doğru hareket etmek suretiyle, çalgı aletlerinin ritmine uyularak dizlerin gevşeyip toplanmasıyla oluşturulan kıvrak ve canlı hareketler topluluğu sonucu meydana gelir. "Horon tepme" şeklinde konuşulur. Komutla oynandığı gibi kız (bayan) horonlarında komuta bağlı kalınmadanda oynanır. Kasaba ve şehirlerde oynanan horonlar kopmadan sürdürülen bir bütün, birbirine baglanarak oynanan bir potpuri gibidir. Yörede kız ve erkekler horonları bir arada oynadıkları gibi ayrı gruplar halinde de sürdürebilirler.

    Horonların Oynandığı Yerler Ve Etkilendiği Unsurlar:

    Horonun atik, kıvrak ve çabuk hareketleri, suyun kaynaması hamsinin kıvrak hareketleri insanlarının atik ve çevik olduğunu anımsatır. Kızlı erkekli olduğu gibi sade kız; sade erkeklerce de oynanabilir. Kız ve erkek horonları oynanırken becerikli ve gönüllü kişilerce mahalli türkü eşliğinde de oynanabilir.Horonlar neşeli zamanlarda; Bayram, düğün, dernek, askere uğurlama ve arkadaşlar arasında düzenlenen eğlencelerde oynanır. Yürekleri dolduran coşkular, sevinçler buralarda horona dönüşür. Nerede bir durak, bir oturak yeri varsa orası ''HORONDÜZÜ'' dür. üstünde horon oynanmayan tek bir düzlük yoktur Karadeniz'de...Horon Karadenizin soluk alışı, yürek atışı, dalgalanışıdır. Horon doğa ile insanın elele, kol kola şahlanışıdır. Karadeniz'e özgü horonun yapısında tarım kültürünün varlığı apaçık ortadadır. Horonda görülen öne eğilmeler ve kolların öne uzatılıp sallandırılması; tarlada kazma ile çapa yapılması gibidir. Horoncuların el tutması ve hamle yapmaları ile belcilerin ''VOL ATMA'' hamleleri aynıdır. Karadeniz'de yalnız başına iş yapmak çok zor olduğundan horon; Karadenizlinin her işte elele verilmesini, birlikte çalışmaya duyduğu ihtiyacı anlatmasıdır. Doğa yapısının sert ve dağlık oluşu, denizinin ve havasının kararsızlığı horon oyunlarında göze çarpar.Bayanlar, zaten folklorik kıyafet giyen giysilerle erkekler de ise beyaz gömlek üzerine siyah veya lacivert yelek ve pantolon beyaz çorap siyah ayakkabı giydikleri bunları tabanca ve köstekli saatle süslenerek oluşan görüntüler hakimdir.

    Horonlar Üç Bölümden Oluşur:

    1. DÜZ HORON BÖLÜMÜ: Horon oynanmaya başlarken ağır tempoda oynanır. Bundan ötürü oyunun bu bölümüne ''ağır horon bölümü'' de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türkülere ellerle tempo tutulur. Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve hareketli olurlar. Ritim arttıkça vücut dikleşir, kollar yukarıya kalkar. Gelen komutla ''yenlik yenlik'' ''alaşağı'' ya da ''ufak ufak'' diğer oyuncular da uyarılarak doğrudan sert bölüme geçildiği gibi yenlike bölüme de geçilir.

    2. YENLİK BÖLÜMÜ: Kollar aşağıya iner, dizler kırık ve bel kısmı dizlerin açısında öne doğru eğiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir. Vücudun yapmış olduğu çalımlar yumuşak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon bölümüne oranla biraz daha hızlıdır. Komutçudan gelen ''alaşağa'', ''aloğlum'', ''kimola'', ''taktum'', ''yıkoğlum'' veya ''ıslık'' şeklinde gelen komutla sert bölüme geçilir.

    3. SERT BÖLÜMÜ: Diğer bölümlere nazaran hareketler daha sert ve canlıdır. Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar. Oyunun en gösterişli, temposunun oldukça yüksek olduğu ve oyuncuların tüm yeteneklerini ortaya koyduğu bir bölümdür. Oyuna devam edilecekse tekrar düz horon bölümüne geçilir.

    OYUN ÇEŞİTLERİ:

    Horon Kurma, Siksara, Kozangel, Eskiya Horonu, Biçak Oyunu, Hissa, Sis Dagi, Sallama'lar ve Karşılama

    Oyunlara eşlik eden müzik aletleri şunlardır:

    Kemençe,Davul,Cura

    TRABZON YÖRESİ KIYAFETLERİ

    [​IMG]

    [​IMG]

    KADIN GİYSİLERİ

    BAŞA GİYİLENLER

    Yaşmak: Sade ve desenli etrafi pullu örtülerdir. Yaşmağın püsküllüsünü nişanlı kızlar ve yeni gelinler takarlar. Şalpazan ve Tonya taraflarında üst üste iki örtü sarılmaktadır

    Kukul: Tepelik ve üstünlük diye de bilinir.Siyah renkli ve kenarlan çiçek desenli ve yaşmaktaki işlemelerle süslü olup yaşmağın küçüğüdür. Yaşmağın üzerine sarılır. Ku*kul sarı olunca yaşmak siyah olmalıdır

    Çömber: Kenarlan dallı ve sade olan comber siyah tülbenttendir.Genellikle yaşlı kadınlar bağlar.Boğaz altından doğru bağlanan çömberin altına, gençlerdeki kukul yerine gelen ve soğuktan korunmak için, başı iyice saran bir beyaz ve sade yazma vardır.Bu*na yörede sarma denir. Çömbere ve yaşmağa genel olarak baş örtüsü de denir

    SIRTA GİYİLENLER

    Gömlek: Genellikle beyaz patiskadan ve ipekliden yapılma, önü oyalı ve yuvarlak dik yakalı bir çeşit gömlek giyerler. Bu gömleğin ön tarafı robalı olup siyah düğmelidir

    İşlik: Gömleğin üzerine ve gündelik olarak siyah ipekli kumaştan önü ve omuzlan robalı, robaları mavi ve kırmızı şeritlerle işli, önü çiçek desenleriyle süslü, Türk motifleri ile işlemeli bir çeşit gömlektir

    Kolçakli İşlik: Gömleğin üzerine giyilen bir çeşit cepkendir. Bu cepken fistan giyildiğinde üzerine giyilir. Çeşitli göz alıcı renklerden olup, uzun kolludur.Ön cephesi, omuzları bilekleri ve dirsekleri genellikle siyah renkli manşetlidir.Bu manşetlerin üzeri Türk motifleri ile süslüdür.Kuşak ve peştemalın üzerine serbestçe bırakılan, kolçaklı işlik bir salto çeşitidir

    Fistan: Oldukça uzun ve bolca dikilmiş bir entaridir.Dizlere kadar inen ve dizlerden farbelalı olan fistan, mavi, pembe ve al renklerden oluşan, pazen ve basmadan dikilir.İşlemeli ve işlemesiz olarak giyilir.Genç kızlar ve kadınlar üzerine yelek ve kolçak*lı işlik giyerler.Yaşlılar ise "übade" denen bir nevi cepken giyerler.

    Yelek: Fistanın üzerine çeşitli renklerde kumaşlardan yapılma, önü açık ve kolsuz, işlemeli bir cepkendir

    Libade: Yaşlı kadınların fistan üzerine giydiği, kollu ve işlemesiz, koyu renkli bir yelektir.Kolçaklı işliğin sadesidir. Yünlü kumaş ve kalın pamukludan yapılır

    Şalvar: Dizin hemen altına kadar inen sade ve desenli, ince çiçekli bezlerden dikilir.Entari uzunluğunda bir dondur

    Etek: Dizlere kadar iner.Uçları farbelalıdır.Çiçekli basmadan ve pamukludan yapılma, çeşitli renklidir.Şalvarın hemen üstüne giyilir. Fistan giyildiğinde pek giyilmez.
    Peştemal: Kuşağın ve fistanın veya eteğin üzerine, bele bağlanan yöresel önlüktür.Beyaz, kırmızı enlice çizgili ve kolanlı bir giysidir.

    Kuşak (Lahori): Yörede şaldan yapılan kuşakla fistan veya eteğin üzerine belden bağlanır.Yün olan bu kuşaklardan başka, kenarları kaytanlarla süslü ve oldukça püsküllü olan bir çeşiti daha var ki, buna "lahori" denir.

    AYAĞA GİYİLENLER

    Çorap: Yörede kadınlar ellerinde, yöresel özellikte çeşitli renklerde yünden çorap örerek ayaklarına giyerler.Bu çoraplara "alacalı çorap”ta denir.

    Tozluk: Alacalı çorabın bacağı kapatmadığı yere ve diz kapağında kalan şalvarın altında kalan kısmı kapatmak için yünden, elde örme beyaz renkli bir kalçında denilen tozluk giyilir.

    Çarık: Yöreye özgü bir işle yapılan çarıklar giyilir.Yemeni veya çapula da giyilmektedir.

    TAKILAR

    Kaytan: Bele, peştemalin üzerine bağlanan kaytan yünden el tezgahında dokuma 2-3 cm eninde çeşitli desenlerle süslü ve uçlarından püsküllüdür. Kuşakların kenarlarına süs olarak dikilir.

    Boncuk ve Lira: Yörede boğaza liralarla birlikte ince sayılabilecek ve çeşitli göz alıcı renklerde boncuk bağlarlar.

    AKSESUAR

    Muska-Hamayıl: Boğazlarına kadife kumaşlardan ellerinde yapma ve ince boncuk süslü muska ve hamayiller asarlar.

    ERKEK GİYSİLERİ

    BAŞA GİYİLENLER

    Başlık (Kabalak): Kukulata ve kara puşu olarak adlandırılır.Üstü papak gibi olan başlığın kulaklara gelecek şekilde uzun uçları vardır. Bu uçlar özel bir şekilde düğümlenerek bağlanır. Papak kısmının ortası öne doğru Türk motifleri ile kaytan işlemelidir. Tepesinde püskül bulunur. Kulaklar yönünde uzanan uzun uçların kenarlan da kalın kaytanla süslüdür.

    SIRTA GİYİLENLER

    Gömlek (İşlik): Mintan da denilen gömleğin beyaz ipekliden olması tercih edilir.Yakası dik manşetlidir.Yaka önden ya da sol yandan açmalı ve düğmelidir. Düğmeler siyah, gömlek bol ve esnek olmalıdır.

    Yelek: Zıbın veya zibun da denilen yelek, gömleğin üzerine, cepkenin altına giyilir. Sol omuzdan ve önden aşağı doğru bol miktarda düğmelidir, astarlıdır. Yakası ve ön kısmında kenarları kaytanlarla işlidir. Kolların alt kısmında cepleri vardır Yelek de başlığın yapıldığı kumaştan yapılır.

    Cepken (Aba): Yeleğin üzerine giyilen kollu bir abadır. yakasız bir ceket şeklindeki abaya "kaput”da denir. Cepken oyun sırasında giyilmez.

    Zıpka (Zivga): Zivgaya laz donu da denir. Bacakları dar ve vücuda yapışık şekilde yapılan, arkası körüklü bir çeşit şalvardır. Bacakların ön ve arkası ile diğer ek yerleri kaytanlarla işlidir. Bele uçlarla bağlanır. Zıpka da yeleğin kumaşındandır.

    AYAĞA GİYİLENLER

    Çizme: Yörede sapuk veya salenk olarak da adlandırılır. Mes anl***** gelen uzun konçlu bir kundura çeşididir.Uçları hafif kıvrık ve körüklüdür.

    Çapula: Demir ökçeli ve alt kısmı demir puntalı kunduradır. Horoncular pek giymezler, giyilirse konçla giyilmelidir.

    Çoraplar: Örmedir.

    AKSESUAR

    Kemer: Siyah deriden yapılan kemerin aşağıya doğru sarkan parçalan vardır.Uzanan parçalar güçlülüğü sembolize eder. Kemerde bulunan kayış gözlere ve kemere silah, bıçak, av malzemeleri ve kapkacak alınır. Buna çerkez kemeri de denir.Yağdanlık ve kav torbasında asılı bulunduğu kemer, bele yeleğin üzerine gelecek şekilde bağlanır.

    Hamayil: Gümüşten yapılma, sigara tabakası büyüklüğünde zarif ve süslü kutudur.Üzerindeki işlemeler,tarihi camii ve padişah armasıdır.

    Muska: Boyuna gümüş zincirle asılır.

    Köstek: Sol cebe konulan saate bağlanan, çok sayıda ince gümüş zincirlerden oluşur.

    Yağdanlık: Silahı yağlamak için kemere asılan ve içinde yağ bulunan bir kutudur.

    Kav Torbası: Sigara ve gerektiğinde ateş yapmak için içine kav, çakmak taşı ve pamuk ve çakmak konan meşin bir torbadan ibarettir.

    Bıçak: Siyah meşin kaplı bir kına konur.

    Tabanca: Kemere sağdan asılır.

Sayfayı Paylaş