Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

Konusu 'Hayvanlar Alemi' forumundadır ve Duru tarafından 8 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. Duru

    Duru Administrator

    Sivas Kangal Köpeği

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİNİN TARİHÇESİ

    Kangal Köpeğinin tarihçesini araştırdığımızda en küçük bir belgeye rastlayamadık. Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre M.Ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği, arslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır.

    Bu köpeğin çok rahat bir şekilde arslanı mağlup ettiği söylenmektedir. İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz Sultan Selim veya 4. Murat'a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır. Sarayda bulunan ve arslanla boğuşan bu köpek arslanı öldürüyor. Böylece padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor.

    Osmanlı ordusu doğu seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin soyundan türediği rivayetler arasındadır. 17.Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde arslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu'ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliğ i yapıldığı bahsedilmektedir.

    Kangal Çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar irk özelliklerini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması Kangal ırkı köpek neslinin devamını sağlamıştır.


    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]
  2. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    Van kedisi

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Van yöresi kökenli, iyi bir yüzücü olan, gözleri mavi veya kehribar rengi veya biri mavi diğeri kehribar olabilen, nadide ve asil bir kedi ırkıdır. Asaletini ve beyaz rengini paylaşmakla birlikte, önemli farklılıkları da bulunan Ankara kedisi ile karıştırılmamalıdır. Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunur.

    Göz Rengi

    Van kedisinin göz rengi üç gruba ayrılır. Her iki gözü mavi (daima turkuaz mavisi), her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları, çok nadiren kahverengi) ve tek-göz (Diskromatopsi; yani bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır. Mavi renk, daima turkuvaz mavisi özelliğinde olurken, kehribar rengi farklı tonlarda görülebilir. Bununla birlikte, mavi gözlü Van kedileri de kendi arasında a)mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve b)mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ikiye ayrılır.

    Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir. İki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunan Van kedisi yavrularının çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır.

    Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin, evcil güvercinlerin ve insanlarında bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir.

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]
  3. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...



    DENİZLİ HOROZU

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Denizli'nin sembolü olan "Denizli Horozu", renk ve vücut yapısı itibariyle ahenkli uzun ve güzel ötüşleriyle, ilimize en uzak yörelere kadar isim yapmış yerli bir ırkımızdır. Bazılarına göre Osmanlı İmparatorluğu zamanında Arnavutluk'tan İstanbul'a getirilen uzun ötüşlü Berat Horozlarının Denizli'ye getirilmesi ve Denizli'deki yerli tavuklarla melezleşmesinden oluştuğu üretildiği söylenmekte ise de bu doğru değildir. Zira renk ve vücut yapısı bakımından aralarında hiç bir benzerlik yoktur. Denizli Horozu bu bölgedeki insanların eskiden beri uzun ötüşlü horozlara gösterdikleri özen sonucu kendiliğinden oluşmuş bir ırktır.

    Denizli Horozunun gözleri siyah ve sürmelidir. Bacakları koyu gri veya mor, ibik balta ibik şeklinde, kulakçık kırmızı veya kırmızı üzerinde beyaz benekli genel renk, siyah kirli beyaz ortaklaşa karışım halindedir. Bazen kanat tüyleri üzerinde kahverengi renkler bulunur. Al horozlarda ise siyah-kırmızı ortaklaşa karışım halindedir. Canlı ağırlık ortalama 3-3.5 kg. civarındadır.

    Denizli Horozları renklerine, vücut yapılarına ve ibik şekillerine göre 3'e ayrılır.
    Renklerine göre Demirkır, Pamukkır, Kınalı, Al, Siyah ve Kürklü olmak üzere 6 tipe ayrılırlar.
    Vücut yapılarına göre Yüksek boyun, Sülün, ve Küpeli olmak üzere 3 tipi vardır.
    İbik şekillerine göre ise Geniş İbik ve Dar İbik olmak üzere 2 tipi vardır.

    Denizli Horozunun sesi, tonuna ve netliğine göre de sınıflandırılır.
    Ses tonuna göre ince, davudi, kalın ses olmak üzere 3'e ayrılır. Davudi ses, ince sesle kalın ses arasında ve kalın sese yaklaşan tek bir sestir.
    Niteliğine göre net ses, hüzünlü ses, cırtlak ses, dalgalı ses (alaycı ses) olmak üzere 4'e ayrılır.

    Denizli Horozları'nın ötüşleri bütün kabiliyetin ortaya konulmasıyla yapılır. Ötüşleri, ötüş anındaki vücut pozisyonuna göre Aslan Ötüş, Kurt Ötüşü, Yiğit Ötüşü, Pus Ötüşü olmak üzere 4'e ayrılır.
    İyi bir Denizli Horozu'nda görünüş canlı bacaklar, boyun uzun ve kuvvetli göğüs, geniş ve derin kuyruk, dik başa doğru meyilli olmalıdır. Tavukta da aynı özellikler aranır. Denizli Horozları'nın birinci yılda ötüş uzunlukları 20-25 sn. olmaktadır.

    Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Denizli ırkı üretim birimince yetiştirilen Denizli Horozları genel olarak 100 başlık bir sürü halinde elde tutulmaktadır. Damızlık horozlar seçildikten sonra kalanlar Mart, Nisan ayından itibaren yurdun çeşitli yerlerinden gelen taleplere göre satılmakta, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında, ilde civciv satışı yapılmaktadır.
  4. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    ANKARA TİFTİK KEÇİSİ


    ANKARA KEÇİSİNİN BİN YILLIK ÖYKÜSÜ

    [​IMG][​IMG][​IMG]


    [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG]


    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Osmanlıyı kısa sürede aşiretten devlete ve impararatorluğa yükselten büyük ekonomik gücün gizemi, Ankara tiftik keçisinin öyküsünde gizliydi. Osmanlı’da tiftik üretimi, 1220 yıllarında Moğol Ordularının Kayı boyunu, Süleyman Şah’ı ve halkını Türkmen topraklarından sürüp çıkarması ile başlamıştı. 70 yıl sonra Osmanlı Devleti’ni kuracak olan Osman Bey, tiftik keçisini Anadolu’ye getiren Süleyman Şah’ın torunuydu.Süleyman Şah 1229’da ölünce oğulları Kayseri’den Ankara’ye kadar uzanan bölgede tiftik keçisi sürüleriyle yayılıp yerleştiler ve bu bölgeyi yurt edindiler. 0 günden başlayarak Ankara ve çevresinde halk tiftikten ipek gibi kumaşlar dokudu.Türklerin dokuduğu tiftik kumaşların ünü Ankara’dan tüm dünyaya yayıldı ve tiftik keçisi dünyada Ankara Keçisi (Angora Goat) adıyla anılmaya başladı. “Öteden beri Ortadoğu’da olduğu kadar Avrupa ve İtalya pazarında aranan Türk kumaşları, bezleri ve halıları, (Selçuklu döneminde)kazanmış oldukları ünü (Osmanlı döneminde de ) koruyorlardı. Başta tiftikten dokunan moher ye da sof’larla bogasi denilen pamuklu dokumalar ve ipekli kadifeler bunlar arasında yer alıyordu. 15. yüzyılda ‘ yeniçeri çuhası’ denilen kumaşlar da dış ülkelerde rağbet edilen görülüyordu. Bu nedenle kumaş ticaretiyle uğraşan Türkler de artık İtalyan şehrine yerleşecek derecede alım satım işlerini genişletmişlerdi,” diyor Şerafettin Turan.

    Tıpkı ipek kumaş gibi, Osmanlı ekonomisinin bel kemiği ve en çok gelir getiren dışsatım ürünüydü tiftik kumaşı.1554’te bir çift Ankara keçisi bir “hanedan hediyesi” olarak Kutsal Roma İmparatorluğu’na gönderilmişti. Başta İngiltere ve Hollanda olmak üzere Avrupa’ya ve Arap ülkelerine satılan Osmanlı tiftik kumaşına Avrupa ‘da öyle büyük talep vardı ki, gün geldi Anadolu tiftik kumaşı üretimi, Avrupa’nın kumaş talebini karşılayamaz hale geldi.Avrupa, “bize işlenmiş tiftik kumaşı satmak yerine işlenmemiş ham tiftik yünü verin, biz kendimiz dokuyalım ya da bize damızlık Ankara Keçileri satın,”diyordu.

    Osmanlı’nın dünyadaki Ankara tiftik keçisi ve kumaşı tekelini kırmaya yönelik bu çabalar karşısında Sultanlar, işlenmemiş ham tiftik dışsatımına yasak koymuşlardı: Avrupa’ya yalnızca işlenmiş tiftik ürünleri, tiftik ipliği ve tiftik kumaşı satılacak; damızlık Ankara keçisi ve ham tiftik yünü kesinlikle yabancılara satılmayacaktı. Kalitesiyle reakabet edemediği Osmanlı tiftik kumaşı, Avrupa’lı kumaş üreticilerinin en büyük sorunu olmuş, Avrupalılar Osmanlı topraklarından damızlık Ankara keçisi kaçırma girişimlerine başlamışlardı.

    Evliya Çelebi 1640’larda Ankara için “burası tiftik kumaşı (sof) yeridir…Bu kumaş da Ankara’ya özgüdür. Yeryüzünde başka bir yerde üretme olanağı yoktur. Kadın ve erkek herkesin işi tiftik kumaşı dokumaktır. Fransızlar bu Ankara keçilerinden Fransa’ya götürüp yumuşak iplik eğirip tiftik kumaşı dokumak isterler de dokudukları şey sof olmaz. Hatta Ankara'dan eğrilmiş ipliği alıp Fransa’ya götürerek tiftik kumaşı yapalım dediler fakat yine olmadı.” der. O tarihlerde başta Ankara olmak üzere; Zir , Çankırı, Beypazarı, Nallıhan ve Kalecik’te 1355 tiftik tezgahının bulunduğu ve her yıl 20.000 top kumaşın yurt dışına satıldığını bildiriyordu.

    Avrupa dokumacılıkta kol gücünden makine gücüne geçmeyi yeni yeni deniyor, ama dokumacılar kendilerini işsiz bırakacak bu makinelere karşı ayaklanıp kullanılmasını yasaklıyorlardı. Osmanlıda ise böyle dokumacıları işsiz bırakmakla tehdit eden dokuma makinesi icad etme girişimleri görülmüyordu. 1711 de güneybatı Almanya’da Plaf bölgesinde bir Ankara keçisi çiftliği kurma girişimi keçilerin iklime uyumsuzluğu nedeniyle başarısız olurken, 1740’ta Ankara keçisinin İsveç’e götürülme girişimi önlenmiş ve 1778’de Venedikliler Ankara keçisi besiciliğinde( yine iklim uyumsuzluğu nedeniyle) düş kırıklığına uğramışlardı.Osmanlı dünyanın en pahalı tüftik kumaşı tekelini kıskançlıkla koruyor, yabancıya işlenmemiş , ham madde ve damızlık keçi satmamakla direniyordu. İngilizler Osmanlı tiftik tekelini kırmak için gizlice kaçırmayı planladıkları damızlık Ankara keçilerinin dünyada uyum sağlayabileceği iklimi araştırmış ve bu keçilerin Ankara’dan başka Güney Afrika’da yaşayabileceklerini saptamışlardı. 1830’larda, içinde 12 teke(erkek keçi) ve 1 anaç(dişi keçi) de bulunan bir kafile başka bir kıtaya, Afrika’ya varmak için açık denizlere yelken açmış,ancak bu 12 tekenin yolculuktan önce Osmanlılar tarafından kısırlaştırılmış olduklarının farkına varmışlardı. Osmanlı çok kötü alay etmişti İngiliz damızlık avcılarına.

    Ancak James Watt’ın 1765’te İngiltere’de icat ettiği buhar makinesinin 1785’te Edmond Cartwright ve 1790’da Richard Arkwright tarafından buharlı dokuma tezgahına dönüştürülmesinden sonra İngiltere’de ip eğirme ve kumaş üretiminde kol gücünün yerini buharlı makinelerin almaya başlaması, İngiliz malı ucuz fabrika işi kumaşların gümrük duvarlarına yığılarak yerli kumaş üretimini tehdit etmesi sorunuyla karşı karşıya bırakmıştı Osmanlı’yı.


    İngilizler , sömürgeleri olan Hindistan’da Hintli dokumacıların ellerini , parmaklarını keserek el işi ip eğirme ve kumaş üretim,ne son vermiş, Hindistan’ın yerli dokumacılığını kanla şiddetle yok etmiş ve İngiliz malı fabrika işi kumaşlarına Asya’da Pazar açmışlardı böylece. “Bulunmaz Hint Kumaşı” deyiminde ,Hint kumaşının “bulunmaz” olmasıyla 1700’lerde gerçekleşmiştir.


    [​IMG][​IMG][​IMG]

  5. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    Karaman koyunu



    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Karaman koyunu, Orta Anadolu'da ve Erzurum'da yetiştirilen koyun ırkı.Kendi toprağımızdan yetişme, Anadolu'nun bağrından çıkmadırlar. Cefâ çekmeye alışkındırlar. Kara olanı vardır, kırmızı olanı vardır, boz olanı vardır. Boynu genellikle çıplak, başı dar, kulakları geniş, uzun ve sarkık olan, ağırlığı 90 kg'ı bulabilen karamanın temel özelliği yağlı, iri, iki katlı kuyruğudur: Kuyruk ağırlığı 3-15 kg arasında değişir, iki çeşidinden ak karaman, süt ve yapağı verimi bakımından kızıl karamandan üstündür. Ak karaman ile merinosun çaprazlanmasıyla üretilen çeşitten, bol ve ince yün elde edilir.

    [​IMG][​IMG][​IMG]
  6. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...



    Tarsus çatalburun Av kopegi

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Munis, sevecen ve itaatkar köpekler. Sahiplerinin sözünden çıkmıyor, efendilikleri ile biliniyorlar. Ama ortak bir dertleri var: Sanki tam ortadan ikiye bölünmüş gibi duran, çirkin mi çirkin burunları. Bu yüzden de onlara "çatalburun" deniyor.

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG] [​IMG] [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Halkımız tarafından yapılan bilinçsiz çiftleştirmeler sonucunda orijinalliğini kaybetmiş olan "Tarsus çatalburun" köpeğinin ırk ıslahı ile ilgili olarak, literatür ve bilimsel kaynak araştırmaları ve gen etütleri yapılmış, İstanbul üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Tarsus Belediyesi ile koordineli çalışmalar neticesinde Türkiye'deki orijinale en yakın örnekleri tespit edilip toplanarak bir damızlık kolonisi oluşturulmuştur.

    Ancak çatalburunların resmi anlamda ırk ıslahı yapılmadığı için resmi listelerde adı geçmiyor. çünkü Tarım Bakanlığı köpekleri hala tip olarak tescil etmedi. Türkiye'ye özgü bu özel hayvanların araştırılması ve tanınması için Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nün listesine alınmaları gerekiyor.

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Temel Özellikler

    Munis, sevecen ve itaatkar köpekler. Sahiplerinin sözünden çıkmıyor, efendilikleri ile biliniyorlar. Ama ortak bir dertleri var: Sanki tam ortadan ikiye bölünmüş gibi duran, çirkin mi çirkin burunları. Bu yüzden de onlara "çatalburun" deniyor.
    Bu kusurları aynı zamanda en büyük avantajları. Bu sayede sanki iki burunları varmış gibi daha iyi koku alıyorlar, çirkinlikleri onları diğer bütün köpeklerden üstün kılıyor.
    Çocuklarla İlişkileri

    İncelenen bireylerin genelinde ev halkının dışındaki insanlarla da ve özellikle çocuklarla hemen samimi tavırlar geliştirdikleri gözlemlenmiştir. Çocuklarla oynamayı sevmeleri bu ırkın hasta çocuklarla ilgili rehabilitasyon kapsamında kullanılabileceğini göstermektedir. Dişi ve erkeklerin geneline bakıldığında %90'ının üzerinde çocuklarla iyi ilişkiler kurdukları belirlenmiştir.
    Ev Bekçiliği

    Çatalburun ırkında genel olarak ev bekçiliğinin olmadığı belirlenmiştir. Erkeklerin %37.83'ü, dişilerin ise % 36'sında ev bekçiliği görülmüştür. Özellikle geceleri, yabancılara karşı daha duyarlı davrandıkları ve havladıkları görülmüştür.
    Saldırganlık

    İncelenen bireylerin genelinde, saldırgan eğilimler olmadığı gözlemlenmiştir. 62 bireyin tamamı değerlendirildiğinde % 93,94 oranında saldırganlık olmadığı, %6,06 ise saldırgan eğilimler görülmüştür. Saldırganlık kalıtsal bir özellik olmakla birlikte yetiştirme tarzı da önemlidir.
    Koku Takibi

    Koku takibi Tarsus çatalburun av köpeği ırkı tarafından hem yerden hemde havadan yapılabilmektedir. Dişi ve erkek bireylerin havadan koku takibi yapma oranı %79,24'dür.Yerden koku takibi ise toplam % 95,29'dur. Bireylerin tamamında hem yerden hem havadan koku takibi %70 oranındadır.
    Ferma Özelliği

    Ferma av köpeklerinin geçerliliğinde en önemli faktörlerden biridir. Avın yerini bulup belirleyerek avı ürkütmeden ama avcıyı da haberdar edecek şekilde köpeğin yaptığı harekete denir. Ferma Tarsus çatalburun köpeklerince iki şekilde yapılmaktadır. Erkaklarin %89,18'i donarak ferma yapmakta, %86,48'i ayak kaldırarak ferma yapmaktadır. Hem ayak kaldırarak hemde donarak ferma yapan erkek sayısı %75,67'dir. Dişilerde ferma hareketi ise %88!inde donarak, %80'inde ayak kaldırarak yapılmaktadır. Dişilerin her iki ferma şeklini gösterme oranı ise %68'dir. Hem dişi hem erkek bireylerin tamamı her iki ferma şeklinden birini mutlaka yapmaktadır.
    Deri Esnekliği

    Deri esnekliği Tarsus çatalburun av köpekleri için karakteristik bir özellik sayılabilir. Deri, vücut üzerine tam oturmuyormuş gibi görünmesine rağmen elle tutulduğunda çok esnek yapıda olduğu görülür. İncelemeler sonucunda, erkeklerde %91,89 oranında elle çekildiğinde esneme yapan deri özelliği görülmüştür. Erkeklerin %5,40'ının normal, %2,70'nin derisinin ise gözle görülür şekilde döküm yaptığı belirlenmiştir. Dişi bireylerin %88'i esnek deri yapısında, %12'sinin ise normal deri yapısında olduğu belirlenmiştir.
    Çene Yapısı

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Dişilerin tamamında çene durumu makas tipi olarak belirlenmiştir. Yani üst çene, alt çeneye kenetlenmiş yapıdadır. Erkeklerin ise %94,59'u makas konumlu, %5,41 oranında ise alt çenenin kısa konumlu, yani alttan meyilli çene yapısında olduğu belirlenmiştir.
    Dudak Yapısı

    Üst dudak yapılarının, erkeklerde %16,22 oranında ayrık, %83,78 oranında normal; fakat burun deliklerinin aralıklı olduğu bulunmuştur. Dişilerde ise %4 oranında ayrık, %6 oranında normal; fakat burun deliklerinin aralıklı olduğu belirlenmiştir.
    Göz ve Burun Rengi

    Dişiler ve erkeklerin geneli alındığında göz renginin bal sarısı, burun renginin ise kahverengi olduğu tespit edilmiştir. İstisnai olarak az oranda ise göz rengi; kahverengi ve siyah, burun rengi ise ten rengi olarak görülmüştür. Tüy rengi siyah olan bireylerde burun ve göz renginin de siyah olduğu belirlenmiştir.
    Tüy Özellikleri

    Renk yoğunluğu olarak erkeklerde kahve-beyaz, dişilerde kahve-beyaz ve düz kahverengi belirgin özellik olarak görülmüştür.
    Tüy özellikleri açısından erkek ve dişi biraylerin büyük çoğunluğunun ince tüylü belirlenmiştir.

    [​IMG][​IMG][​IMG]


    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]
    Çatalburun av köpeklerinin orijini

    Çatalburunların kökenleri hakkında net bilimsel bilgi ve dökümanlara sahip olmamakla birlikte bu konu hakkında farklı savlar mevcuttur. Tarsus çatalburunların nasıl saflaştırıldıkları ve nasıl bir ırk haline getirildikleri konusunda elimizde yazılı bir kaynak bulunmamaktadır. ESHAB-I KEHF ve Yedi Uyurlar (M.S:298) anlatılarında geçen Yedi Uyurların yanında bulunan köpek olan Kıtmir'in, halk arasında bir çatalburun olduğuna inanılır. Fakat bu bilgi söylenceden öteye geçmez. Ulaşılabilen yazılı kanıt maalesef yoktur. Çatalburunların çok önceden beri Tarsus çevresinde yetiştirildiği bilinmesine rağmen, bu bilgi belgelerle kanıtlanmamıştır.

    Meraklı ve avcı ailelerin anlatımları ve aile fotoğraflarından 1930'lardan beri Tarsus ve havalisinde yaşadıkları bilinmektedir. Büyük ihtimalle seçerek üretim yoluyla performanslarından dolayı avcılar tarafından saflaştırılmışlardır.

    Tarsus Çatalburunlar, Tarsus'un dışına yayılmışlardır özellikle güney illerinde de rastlamak mümkündür. Antakya (İskenderun, Dörtyol, Erzin), Adana ve çevresine de münferit olarak bulunurlar. Bu yayılışın sebebi, kökenleri Tarsus olmasına karşın, meraklı avcılarca çatalburunların, Tarsus'tan götürülmeleridir. Yaşlı avcı ve çatalburun yetiştiricilerince 1960'tan beri çatalburunların Tarsus'tan dışarı götürüldükleri ifade edilmektedir.

    Elimizdeki verilere ve anlatılara dayanarak Tarsus Çatalburunların 1930'dan beri Tarsus ve çevresinde yetiştirilen endemik ve lokal kalmış bir ırk olduğunu söyleyebiliriz. Dünyada en çok çatalburunlara benzeyen ırk olarak İspanyolların Navarro Pointerleri'ni gösterebiliriz. Navarro'lara baktığımızda kulüplerinde belirtilen tarihi kayıtlarda bu köpeklerin 1600'lü yıllarda İber Yarımadasına, Araplar tarafından getirildikleri bilgisine ulaşırız. Bu köpekler 1600'lü yıllarda mevcutken, bu gün bildiğimiz pointerler daha ortada yoktur. Bu dikkat çekici bir özellik olarak karşımıza çıkar. VIII.yüzyıldan itibaren hem İspanya hem de Tarsus ve çevresi aynı otoritenin etki ve hakimiyeti altındadır (Emevi Abbasi Dönemi). Bu süreç Osmanlıların Kuzey Afrika hakimiyeti ile sürmüştür. Teorik bir yaklaşımla ve net olmamakla birlikte, çatalburunların olası şekilde Türkiye'den İberya'ya götürülmüş olmaları ihtimali vardır. Çünkü evcil ırkların o zamanki yayılmalarına bakarsak, pek çok hayvan ırkı doğudan batıya götürülmüştür. Belki de Navarro Pointerler, Tarsus çatalburun köpeklerinden köken almakta ve tüm pointerlerin ortak atalarını temsil etmektedirler!... Belki de bu gen benzerliklerinden dolayı pointer ırkları ve benzer ırklarda sürekli çatalburun özelliği gösteren bireyler çıkmaktadır.

    İspanya'daki Navarrolar, Pointer ırkının geliştirilmesi için malzeme olarak kullanılmışlardır. O zaman çatalburunların Navarrolar ile olduğu gibi pointerler ile genetik bağlarının olması muhtemeldir. Eğer bu durum ispatlanabilirse, Tarsus çatalburunlar Pointerlerin de atalarıdır. Fakat bu düşünceler sadece olası olmaktan öteye gitmez. Çünkü durum tam terside olabilir. Bu durumun net şekilde aydınlatılabilmesi için Tarsus çatalburunların DNA örneklerinin, Navarro Pointerleri ve diğer pointerler ile karşılaştırılmaları gerekmektedir.

    Tarsus çatalburun av köpekleri ile yurt dışındaki ırkların akrabalık ilişkilerine ait elimizde moleküler bazda yapılmış bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır. Bu konu ancak moleküler alanlarda yapılacak DNA, mitokondriyal DNA veya farklı moleküler üzerinde yapılabilecek bilimsel çalışmalar ile net ve doğru şekilde aydınlatılabilecektir. Bu tür çalışmalara dayanmadan söylenilebilecek pek çok bilgi havada kalacaktır.

    Bazı ırklarda zaman zaman çatalburun özelliğinin ortaya çıkması, olası ortak genetik özelliklerin fenotipe yansıması olarak düşünebiliriz. Fakat bu özelliğin baskın mı (dominant), yoksa çekinik mi (resesif) olduğunu tam olarak bilmemekteyiz. Genel olarak bakıldığında -kesin olmamakla birlikte- Mendel Kanunlarına uymadıkları izlenir. Genetik durumları 'penetrans' denilen ve farklı genlerin bir arada bulunduklarında etkilerinin artması ile ilgili olan durumu andırmaktadır.

    Pointerlerde sık olarak ortaya çıkan çatalburun bireyler de olası genetik atanın çatalburunlar olduğunu çağrıştırır. Her ne kadar Avrupa'da çatal pointerler, defekt (hatalı-kusurlu) olarak algılanarak kısırlaştırılıp gen havuzundan çıkartılmaya çalışılsa da genetik benzerliklerin olması kaçınılmazdır. Fakat bu arada gerçekten hatalı sağlık problemli olup görünümleri çatalburunlara benzeyen bireyleri ayırt etmek gerekir.Bu yanlış belirleme ve karıştırma maalesef genelde yapılmaktadır. Çatalburunlar üzerinde genetik açıdan kapsamlı bir çalışma bulunmadığı için işin genetik yönüyle ilgili söyleyebileceğimiz, elimizde net ve detaylı bilgilere sahip değiliz.

    Tarsus çatalburunlar, İspanyol Navarrolar'a çok benzemekle birlikte bire bir örtüşmedikleri de bir gerçektir. Navarro pointerlerde de ırk standartlarının esnek olması enteresandır. Aynı dağınık standartlara ( +, ¦ , değer aralıklarının birkaç cm. ile kısıtlı olmayışı ) Tarsus çatalburunlarda da rastlarız. Fakat Tarsus çatalburunlar ile Navarro pointerler arasında bariz farklılıklarda mevcuttur. Navarrolar daha iri ve hantal görünümlü köpeklerdir. Kafa yapıları, Tarsus çatalburunlara göre daha büyüktür. Navarroların kemikleri kalın ve vücut ağırdır, boyunlarının alt derisi çok fazla döküm yapar. Bu boyun altı büyük deri dökümlerine çatalburunlarda rastlanmaz, boyun altı derisi hafif kırışıklar içerir. Bu farklılıkları fotoğraflardan tespit etmek daha objektif olmaktadır.

    [​IMG][​IMG][​IMG]
    Çatalburunların günümüzdeki durumu

    Tarsus ve çevresinde çatalburunların varlığı 1930'dan beri bilinmektedir. Av merakı olan ailelerin anlatımları ve aile fotoğraflarından bu tarih belirlenmiştir.Tarsus çatalburun av köpeklerinin ırk özellikleri ve standartları literatürde yer almamaktadır. Türkiye'de ve dünyada yeterince tanınmayan bu ırkın az sayıda bireyi bulunmaktadır. (2001'de yapılan köy taramalarında, Tarsus ve çevresinde orijinal, sadece 86 ergin birey sayılabilmiştir.)


    [​IMG][​IMG][​IMG]
  7. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    Van ve Ankara Kedileri

    Yurdumuzun
    [​IMG][​IMG][​IMG]
    Gözdeleri
    Aralık 2000'de ayın gözdesi olarak Van Kedisi hakkında çok kısa bilgi vermiştik.Verilen bilgi çok kısıtlı idi. Bu arada, yurdumuzda dahi pek çok kişinin Van ve Ankara kedisi cinslerini karıştırdıklarını, bunları kat'i olarak tanıyamadıklarını, hatta başka kedi cinslerinden, mesela İran kedisinden ayırt edemediklerini fark ettik. Bu yazıyı, Ankara ve Van Kedileri'ni tam olarak tanıtmak için kaleme aldık.
    Literatür ve Araştırmalar
    Üzülerek kaydetmek gerekir ki Türkçe'mizde, ne kediler ne de köpekler hakkında, ciddi araştırmalara dayanan, halka yönelik öğretici nitelikte eserler yoktur. Mahdut birkaç kitaptaki bilgilerin de, resimler dahil, yabancı kaynaklara dayandırıldığı göze çarpmaktadır. Bu sebeple, safkan Van ve Ankara kedilerinin tanımları birbirine karıştırılmakta ve yabancı kaynaklara dayanan kitaplardaki bilgiler ile bu kedileri fiilen yetiştiren ve onları yakından tanıyan insanların görüş ve bilgileri birbirleriyle bağdaşmamaktadır. Burada hemen kaydedelim ki yabancı araşrırmacılar hatalarını fark edip düzeltme yoluna gitmektedirler. Bu yanılgıların en önemli sebeplerinden biri Van kedisinin yabancı araştırmacılar tarafından ancak 1955 yılında farkedilmiş olması ve özel safkan bir cins olarak yabancı mercilerce 1969 yılında kayıt altına alınmış olmasıdır. Ankara kedisine gelince, Avrupa bu kediyi 1400'lü yıllardan beri tanımaktadır, farkını görüp bilmesine rağmen de bu kediyi çok uzun yıllar İran kedileri kategorisinde tanımlamışlardır. Ankara kedisinin müstakilen saf bir cins olarak tescili ancak 1970'te gerçekleşmiştir.







    Bu kediler yüzlerce, hatta binlerce yıldan beri Anadolu topraklarında Anadolu insanları ile birlikte yaşamış olmalarına rağmen yurdumuzda hiçbir zaman ilgi ile ele alınıp inceleme konusu yapılmamışlardır ve yabancı kaynaklardaki hatalar aynen dilimize aktarılmıştır. Ancak hemen işaret edelim ki son zamanlarda bu kedi cinsleri üzerinde araştırma yapan ve bunları bilinçli olarak yetiştiren iki merkez ortaya çıkmıştır:
    • Ankara Kedisi için - Ankara Hayvanat Bahçesi
    • Van Kedisi için - Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Van Kedisi Araştırma Enstitüsü
    Bu kedilerin doğru olarak tanıtılmasına uluslararası bazı derneklerin çalışmaları sonucunda ulaşılmış olduğuna değinmemiz gerekir. Bu dernekleri tanıtmadan önce kısaca, genel kültür belgeleri olan ansiklopedilere bir göz atalım. Encyclopedia Britannica, 1961 yılı orijinal İngilizce baskısında Ankara Kedisi'ne yer vermekle beraber Van Kedisi cinsinden bahsetmemektedir. Bızim ansiklopedilerimize gelince, 1971 basımlı Türk Ansiklopedisi ve 1972 basımlı Meydan Larousse, Ankara Kedisi'ne Van Kedisi de denildiği şeklinde hatalı bir bilgi vermektedir. Nihayet 1986 basımlı Türkçe Ana Britannica ve Büyük Larousse Ansiklopedileri'nde bu iki kedi cinsine ayrı ayrı ve doğru tariflerle yer verilmiş olduğunu görmekteyiz.







    Ulusal ve Uluslararası Kedi Dernekleri ve Safkan Kedilerin Tescili







    Safkan kedilerin yetiştirildiği ve sergilendiği ülkelerde muhtelif Kedi Sevenler Dernekleri ve safkan cinslerin tescil işlerini yapan yönetim organları bulunmaktadır. Çok ciddi olarak çalışan bu kuruluşların bir takım kurallara göre hareket ettikleri ve dolayısıyla ilmi neşriyat ve araştırma yapanlarca da referans olarak kabul edildikleri bir gerçektir. Nitekim ansiklopedilerdeki bilgiler ancak bu kuruluşların tanımlamalarından sonra düzeltilmişlerdir. Bu derneklerin başlıcaları şunlardır:
    • İngiltere'de: CA - Cat Association of Britain
    • GCCA - Governing Council of the Cat Fancy
    • ABD'de: ACFA - American Cat Fanciers' Association
    • Kanada'da: CCA - Canadian Cat Association
    • Uluslararası FIFE - Federation Internationale Feline
    • TICA - The International Cat Association
    Bu arada ilgi çekici bir bilgi daha verelim. İngiltere'de, Middlesex'te Ankara Kedileri ile ilgili "The Angora Breed Club" adlı bir dernek mevcuttur. Ayrıca Van Kedisi meraklılarının kurmuş oldukları üç dernek mevcuttur:
    • "The Classic Turkish Van Cat Association", Londra'da
    • "Progressive Turkish Van Cat Association", Güney Yorkshire'da
    • " The Turkish Van Cat Club", Essex'te
    faaliyetlerini sürdürmektedirler. İngiltere ile ilgili bir diğer ilgi çekici husus da, bu ülkede tamamen kendilerine has bir Ankara kedisi yaratmış ve bunu tescil etmiş olmalarıdır. Birkaç meraklı İngiliz, 1960 yılında "The British Angora Cat" adını verdikleri yeni bir cins türetmişlerdir. Böylece, dünya kayıtlarında, şimdi birine Turkish Angora Cat, diğerine British Angora Cat dedikleri iki cins Ankara Kedisi resmen yer almaktadır.







    Bu genel açıklamaları yaptıktan sonra, Ankara ve Van kedilerini daha yakından tanımak üzere tarihçelerinden başlayarak, karşılaştırmalı olarak açıklamalarımıza devam edelim.







    Tarihçeleri
    • Ankara Kedisi
    [​IMG][​IMG][​IMG]








    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Ankara Kedisi'nin kökeni ile ilgili üç farklı görüş vardır Birinci görüşe göre, bu kedi, Çin'in (Felis Manul) denilen vahşi kedisinden türetilmiş, Çinliler ve Tatarlar tarafından geliştirildikten sonra bir şekilde Türkiye'ye gelmiştir. Bu görüşü destekleyen herhangi bir ilmi kanıt yoktur. İkinci görüşe göre, Ankara kedisinin menşei soğuk iklimde yetişmiş bir Rus kedisidir. Bu kedi ticaret gemileri ile Türkiye'ye ve İran'a getirilmiş ve bu kediden iklim şartlarını etkisi ile, zaman içinde, Ankara ve İran kedisi türleri ortaya çıkmıştır. Üçüncü bir görüş ise, Ankara kedisinin kökenini, İran'ın doğusundaki yüksek ve soğuk dağlık bölgelerde yaşamış olan bir kedi türüne bağlamaktadır. Bütün bu düşünceler tabii ki spekülatiftir, ancak vurgulanan husus kedinin uzun tüylü bir cins olması itibarıyla kökeninin soğuk bölgelerde yaşayan bir vahşi kediden gelmiş olması ihtimalinin fazla olduğudur.


    • Van Kedisi
    [​IMG][​IMG][​IMG]




    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Van Kedisi'nin tarihçesine batılı yazarlar biraz da efsane katmışlar. Nuh'un Gemisi büyük tufanı takiben, Ağrı dağında karaya oturduktan sonra etrafa yayılan hayvanlardan kediler bu bölgeye yerleşmişler. Yine batılı yazarların ilk tarifi paralelinde bu kedinin alın ve kuyrağundaki kahverengi lekeler de ilahi bir dokunuşun sonucu olarak meydana gelmiş. Olaya daha ilmi bir açıdan bakarsak, arkeolojik araştırmalar, bu bölgede kedinin 7000 yıllık bir geçmişi olduğuna işaret etmektedir. Neolitik bir yerleşim yeri olduğu tesbit edilen Hacılar mevkiinde topraktan yapılmış bazı heykelciklerde kedilerle oynayan kadınların temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

    Karekteristikleri

    Türkiye'ye has bu iki kedi pek çok bakımdan birbirine benzemektedir. Birbirlerinden ayrıldıkları noktalar ve İran kedileri ile olan farkları aşağıda mukayeseli olarak gösterilmiştir:

    AnkaraVanGözler

    Mavi, sarı, yeşil, bakır rengi, az da olsa farklı göz rengine sahip olanlar da var. Makbul safkan cins olarak mavi gözlü bulunur. Gözler iri ve badem biçimindedir.

    Gözler

    Bir göz mavi diğeri sarı veya kehribar, her iki gözü sarı veya mavi olanlar da bulunur. Makbul saf kan cins olarak “tek göz” denilen değişik renkli göze sahip olanlar benimsenmiştir. Gözdeki sarı rengin, pigmentin yoğunluğuna göre değişik birçok geçiş tonu mevcuttur.

    Tüyler

    Uzun tüylü kedi cinsine mensuptur. Tüyler, yumuşak, kabarıktır. İç post olmadığı için hayvanın görüntüsü ince uzun ve narindir. Tüyler genellikle boyun, karın ve kuyruk bölgelerinde daha uzun, vücudun geri kalan kısmında daha kısadır. Yavruların uzun tüylü kedi yapısına bürünmeleri için iki yıl kadar bir süreye ihtiyaç vardır.

    Tüyler

    Uzun tüylü kedi cinsine mensuptur. İç post (undercoat) mevcut değildir, tüyler çok düzgün, ipeksi ve parlak durur ve hayvana ince, zarif ve uzun boylu bir görüntü verir. Kısaca tüy açısından Ankara kedisine benzer bir durumları mevcuttur.

    İç Post : (Undercoat)

    Uzun tüylü kedilerin bir kısmında çift post mevcuttur. İç post yünsü sık kısa tüylerden oluşur. Dış post daha uzun ve parlak tüyleri ihtiva eder. Gerek Ankara kedisini, gerekseVan kedisini İran kedisinden ayıran en önemli farklardan biri budur. İran kedisinde bu iç post mevcuttur ve hayvana çok kabarık ve yuvarlak, tıknaz bir dış görüntü verir. Ankara ve Van kedilerinde bu yünsü iç post yoktur. Her iki cinste de, yazın sıcak havalarda tüyler döküldüğünde hayvanlar kısa tüylü kedi görüntüsüne bürünürler. Yeni tüyler geldiğinde görüntüleri yine eski, parlak bol tüylü zarif şekillerine dönüşür.

    Vücut Yapısı

    Ankara kedisi Van kedisine nazaran daha ufak tefek yapıdadır. Kafa küçük veya orta büyüklükte, başın üst bölümü geniştir, kulaklar uzun,kulak uçları sivri ve tüylüdür. Gözler badem şeklinde ve iridir. Ankara kedilerinin diğer kedilerde pek görülmeyen bir özellikleri de uzun tüylü kuyruklarını vücutlarının üstünde, yatay olarak taşıyabilmeleri ve hatta başlarına değdirebilmeleridir.

    Vücut Yapısı

    Van kedisi Ankara kedisinden daha iridir. Kafa yapısı Ankara kedisine nazaran daha iri, kulakları daha kısa ve gözleri daha ufaktır.
    Her iki cinsin de İran kedisinin vücut yapısından farkları şöyle özetlenebilir: İran kedisinin yüz hatlarında burun nahiyesi basıktır. Oysa Ankara ve Van kedilerinin yüzleri daha uzuncadır. İran kedisinin, kulakları, bacakları ve kuyruğu daha kısadır.

    Renk

    Genelde Ankara Kedileri Türkiye'de tamamen beyaz olarak kabul edilirler. Ancak yabancı kaynaklı kayıtlar şu renkleri de saymaktadırlar: Siyah; Mavimtrak; Krem; Kızıl; Duman rengi; Klasik tekir; Uskumru desenli tekir; Yamalı tekir; Gümüşi tekir; Mavimsi tekir; Krem tekir; Kaplumbağa kabuğu renkli; Beyaz-Siyak-Turuncu karışımı alaca (Calico); açık renk alaca (Açık Calico); Mavimtrak krem; Çift renkli.

    Renk


    Türkiye'deki tanımı ile Van kedilerinin makbul cinslerinin rengi tamamen beyazdır. Yabancı kaynaklarda ise, kulaklar, alın ve kuyruklarda kerstane rengi lekeler bulunduğu şeklinde kayıtlara geçirilmiştir. Bunun sebebi, 1955'te Van'dan bu renkleri taşıyan kedilerin üretilmiş olmasından kaynaklanmıştır. Ancak bu görüş son zamanlarda yeniden inceleme yapanlarca düzeltilmiştir.

    Safkan beyaz Van kedisi

    [​IMG]

    [​IMG]




    Yüzme

    Ankara kedisinin su ile ilgisi diğer kedilerden farksızdır. Sudan hoşlanmaz.

    Yüzme

    Her kedi yüzebilir ancak genelde sudan hoşlanmazlar. Van kedisinin özelliği korkmadan ve isteyerek suya girip yüzen yegane kedi cinsi olmasıdır.


    British Angora Cat (İngiliz Ankara Kedisi)


    Aşağıdaki resimden de görüleceği üzere bizim güzelim Ankara kedimizden bir hayli farklı bir tür yaratmışlar. Bu kedi için kabul edilen renkler şöyledir: Beyaz; Siyah; Çikolata rengi; Leylak; Kızıl; Tarçın; Karamela; Açık kahverengi; Mavimsi; Krema; Gümüşi tekir; Kahverengi tekir; Leylak tekir; Kaplumbağa kabuğu; Çikolata tekir; Leylak tekir; Karamela tekir; Açık kahverengi tekir; Mavimtrak tekir; Benekli kahverengi; Duman rengi; Baş, ayak gibi uç kısımlara doğru koyulaşan renkler (colour pointed); Siyah gölgeliler; Kahverengi noktalı tekir.

    British Angora Cat

    [​IMG]




    İşitme

    Ankara kedisi yanlış olarak halk arasında sağır olarak bilinir. Oysa hepsi sağır değildır. Mavi gözleri ve beyaz tüyleri belirleyen genlerin ayni bireyde toplandığı bazı kedilerde sağırlığa rastlanmaktadır.

    İşitme

    Van kedilerinde sağırlık çok daha azdır.

    Şahsiyet

    Ankara kedisi, terbiyeli, kibar, uyumlu, titiz, nazik, iyi kalpli, tatlı, sevecen, uyanık, sadık, zeki, bazen mahçup ve insandan uzak duran, bazen sokağı ve topluluğu arzulayan bir tabiata sahiptir.

    Şahsiyet

    Van kedisi, uysal, şartlara intibak edebilen, sevecen, bağımsız, sakin, çevredekilerle iyi ilişki kuran yumuşak sesli, dost, zeki, yumuşak hareketlerle oyun oynayan yapıdadır.
    Gerek Ankara Kedisi, gerekse Van Kedisi, evde pet olarak ideal hayvanlardır.

    Bakım






    Bütün kediler gibi bunlar da kendilerine titiz bir şekilde bakarlar. Yalnız tüyleri bol ve uzun olduğundan sık sık fırçalamak suretile onlara yardımcı olmak gerekir.
    [​IMG][​IMG][​IMG]
  8. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    Ankara tavşanı, diğer adıyla Angora

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Ankara tavşanı, diğer adıyla Angora tavşanı uzun ve yumuşak tüyleriyle tanınır. Ankara keçisi ve kedisi gibi safkan tavşanlar, Ankara ilinden tüm Dünya'ya yayılmışlardır. En mehşur bilinen Angora kılı,angora koyunundan elde edilirdi ama sonradan(1700ler sonrası) angora tavşanı daha bilinir hale gelmiş,tüyünün sıcaklık hissinden dolayı daha çok tutulmuştur.(Sir Matthew McHammer'ın Seyahat Günlükleri-1678-2.cild).1700'lü yıllarda Avrupa'da Fransız yüksek tabakasının rağbet ettiği en popüler evcil hayvan olmuşlardır. 1900'lü yılların başında ise Amerika'da tanınmaya başlanmışlardır. Birçok varyetesi türetilmiştir. Fransız, Alman, Dev, İngiliz, Satin, Çin, İsveç, Finli türleri gibi. Yalnız yerel Amerikan tavşan besleyicileri klubünün (ARBA) kategorize ettiği İngiliz, Fransız, Dev ve Satin türleridir. Türkiye'de tüylerinin tekstil endüstrisinde hammadde olarak değerli olmasından ötürü besiciliği yapılmaktadır. Sıcak tutması açısından koyun yününden iki kat daha verimlidir. Lakin beslenmesi özellikle kırpılacak uzunluğa gelene kadar tüylerinin korunması zor, özel beslenme alanına ihtiyaç duyduğundan pek yaygınlaşamamıştır.
    Kökeni Ankara olan Ankara tavşanının nesli 1723 yılında Türkiye'de tükenmiştir.[1] Tarih boyunca Galatlar'ın bir boyu olan Tektosaglar[2], Frigler aynı dönemde İngiliz denizcileri tarafından Fransa ve Birleşik Krallık'a götürülmüştür. Yüzyıllar sonra Almanya'da yaşayan bir Türk vatandaşı tarafından Türkiye'ye yeniden getirilerek Kayseri'de bir çiftlikte yeniden üretilmeye başlanmıştır.[1] Bugün bu tavşan türü sadece yün üreticileri tarafından özel olarak yetiştirilmektedir. Dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği yaygın olarak yapılmaktadır. Günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, Arjantin, Şili, Almanya, Brezilya bu tavşandan yün üreten başlıca ülkelerdir. Tavşan yününü işleyen en önemli ülkeler ise İtalya, Japonya, Almanya, Fransa, Hindistan ve Şili'dir. Dünyada Ankara tavşanı yünü üretiminin 8000-12.000 ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Üretimin %90'ı Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yapılmaktadı

    [​IMG][​IMG][​IMG]
  9. Duru

    Duru Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    ’sarıkız’ inekler'

    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Türk hayvancılık kültüründe önemli bir yere sahip olan ’sarıkız’ inekler, yerini kültür cinsi holstein, montafon ve simental cinsi ineklerine bırakıyor.

    Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya göçmesinde ve Kurtuluş Savaşı’nda kağnı arabası olarak kullanılarak Türkler için önemli bir yere sahip olan sarıkız cinsi (yerli kara) ineklerin yerini, holstein, montafon ve simental cinsi inekler alıyor. Üreticilerin, sarıkızdan vazgeçme nedenlerinin başında az süt vermesi ve az et vermesi bulunuyor. 2 yaşındaki sarıkız inek canlı ağırlık olarak 100 kilo et verirken, kültür cinsi ineklerden ise en az 400 kilo et alınıyor. Yine 2 yaşındaki sarıkız inek bir yılda en

    fazla 1.5 ton süt verirken, kültür cinsi inekler de en az 4.5 ton süt vermesiyle dikkat çekiyor. Türkiye genelinde 2003 yılından itibaren yoğun bir şekilde hayvancılık projelerinin hayata geçirildiğini belirten yetkililer, projelerin başında süt ineği yetiştiriciliği ve damızlık yetiştiriciliğinin geldiğini ifade ediyor. Verimli inek yetiştirmek isteyen üreticilere Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 2004 yılında bu yana montafon, holstein ve simental ırkı inek dağıtımı yaptığı bildirildi. Türkiye’de yaklaşık

    11 milyon büyükbaş hayvan bulunuyor.

    [​IMG][​IMG][​IMG]
  10. Burcu

    Burcu New Member

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    Vay anam vayy :koş:
  11. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    Sağol duru çok güzeldi ama karadenizin hamsisini de ilavet etsek diyorum, birde İstanbulun Tarçın ını.:koş::koş:
  12. _kanka**

    _kanka** Administrator

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    istanbulun tarçınımııııı
    allahımmmmmmmmmm))))))))))))))))))))
  13. cooltürk

    cooltürk New Member

    Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

    Tesekkürler.

Sayfayı Paylaş