İslamda sevgi ve barış / İslamda sevgi ve barış

Konusu 'İnanc Dünyası' forumundadır ve Duru tarafından 30 Haziran 2010 başlatılmıştır.

  1. Duru

    Duru Administrator

    İslamiyetin amacı, insanı hem dünyada, hem ahirette mutlu kılmaktır. İnsanı bu amaca eriştirmek için Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerdeki düsturlar, toplum fertlerinin karşılıklı münasebetlerini düzenlemeyi hedef almış bu ilişkilerin dostluk, sevgi, saygı ve nezaket kuralları çerçevesinde olmasını öğütlemiştir. Kin, nefret, haset, düşmanlık ve intikam gibi çeşitli kötü duygu ve düşüncelerin kalplerden sökülüp atılmasını istemiştir.

    Birbirlerini Allah için sevenlerin yüksek derecelere oluşacaklarını Peygamber Efendimiz müjdelemiştir. Bir hadis-i Kutside buyuruluyor ki: Allah kıyamet gününde şöyle buyuracaktır. “Nerede benim için birbirini sevenler ! Benden başka kimsenin gölgesi bulunmadığı bu günde ben onları gölgeme alacağım.”

    Allah bozgunculuğu lanetlemiştir

    Allah, insanlara kötülük yapmaktan sakınmalarını emretmiş; küfrü, fıskı, isyanı, zulmü, zorbalığı, öldürmeyi, kan dökmeyi yasaklamıştır. Allah'ın bu emrine uymayanlar, ayetin ifadesiyle "şeytanın adımlarını izleyenler" olarak nitelendirilmiş ve açıkça Allah'ın haram kıldığı bir tutum içerisine girmişlerdir.

    İslam, düşünce hürriyetini ve hoşgörüyü savunur

    İnsanların fikir, düşünce ve yaşam özgürlüğünü açıkça sağlayan ve güvence altına alan bir din olan İslam, insanlar arasında gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerinin hakkında olumsuz konuşmayı ve hatta olumsuz düşünceyi (zan) dahi engelleyen ve yasaklayan emirler getirmiştir.

    Değil terör ve çeşitli şiddet eylemi, İslam, insanların üzerinde fikri olarak bile en ufak bir baskı kurulmasını yasaklamıştır

    Allah hoşgörü ve affediciliği emretmiştir

    Kuran-ı Kerim'in Araf Suresi'nin 199. ayet-i kerimesindeki "Sen af yolunu benimse" sözleriyle ifade edilen "affedicilik ve hoşgörü" kavramı, İslam dininin temel kaidelerinden birini oluşturur.

    İslam tarihine bakıldığında, Müslümanların Kuran ahlakının bu önemli özelliğini sosyal yaşama nasıl geçirdikleri çok açık bir şekilde görülür. Müslümanlar ulaştıkları her noktada, hatalı uygulamaları ortadan kaldırarak hür ve hoşgörülü bir ortam oluşturmuştur. Din, dil ve kültür bakımından birbirine taban tabana zıt olan halkların aynı çatı altında barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlamış, kendisine tabi olanlara da büyük bir ilim, zenginlik ve üstünlük kazandırmıştır. Nitekim büyük bir coğrafyaya yayılmış olan Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığını yüzyıllarca devam ettirebilmesindeki en önemli nedenlerden biri, İslam'ın getirdiği hoşgörü ve anlayış ortamının yaşanması olmuştur. Asırlardır hoşgörülü ve şefkatli yapılarıyla tanınmış olan Müslümanlar, her zaman dönemlerinin en merhametli ve en adil kişileri olmuşlardır. Bu çok uluslu yapı içerisindeki tüm etnik gruplar, yıllarca mensubu oldukları dinleri özgürce yaşamışlar, üstelik dinlerini ve kültürlerini yaşayabilecekleri tüm imkanlara da sahip olmuşlardır.

Sayfayı Paylaş