İsmet İnönü / İsmet İnönü hayatı / İsmet İnönü hakkında

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve Duru tarafından 5 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Duru

    Duru Administrator

    İsmet İnönü



    Mustafa İsmet İnönü
    (1884 - 1973)


    ismet İnönü, yetenekli bir asker, muharebe meydanlarının başarılı bir komutanı ve büyük bir devlet adamı olarak tarihe geçmiştir.

    O, yaşamına bir asker olarak başlamış, yakın tarihimizdeki harplerin hemen hepsinde görev almış ve bu görevler, O’nu askerlikte, sevk ve idarede yetiştirmiştir.

    O, bir subay ve komutan olarak Yemen’de, Balkan Harbi’nde, Birinci Dünya Harbi’nde başarılı görevler yapmış ve 2’nci Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’dan (Atatürk), bir kolordu komutanına verilebilecek en iyi sicili almıştı.

    Mustafa Kemal Paşa, çok yakın bir arkadaşlık duygusu ve geleceğe uzanan realist bakışlarıyla Albay îsmet Bey’in hangi görev ve hizmetlerde başarılı olacağını daha o dönemde sezinlemiştir. Milli Mücadele’nin ölüm kalım günlerinde en büyük askerî görevleri, daha sonra da yüce devlet görevlerini İsmet Paşa’ya vermiştir.

    Türk Bağımsızlık Mücadelesi’ni bir süre İstanbul’dan destekleyen Albay İsmet Bey önce izinli olarak, sonra temelli Ankara’ya geldi ve Büyük Millet Meclisi’nin açılış hazırlıklarına katıldı. Edirne Milletvekili olarak Meclis’te, Genelkurmay Başkanı olarak da hükümette görev aldı. Cephe Komutanı sıfatıyla İnönü Muharebeleri’ni kazandı ve Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından unutulmaz ve askerî edebiyat açısından şaheser bir mesajla tebrik ve takdir edildi. Bu muharebelerin kazanılması, Türk milletinin varlığını savunmada ne kadar azimli olduğunu kanıtladı. “Milletin makûs talihini”de bu muharebelerle yendi.

    Lozan’daki ünlü politikacılara karşı etkin mücadelesi ve başarısı O’nu daha da yüceltti. Artık bakan, ileride başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ağır sorumluluklar taşıyacaktı.

    O, ruh yapısı ve mizacı itibariyle övülmeye de, yerilmeye de önem vermeyen, kendini savunmaya en az zaman ayırabilmiş bir devlet adamıydı. Bu nedenle birçok hücuma uğramış, buna karşın en az şikayette bulunmuştu. Sorun yaratan adam değil, sürekli sorunları çözen adam olmuş, bu özelliği ile de Türk tarihinde özgün yerini almıştır.

    İsmet İnönü, hiçbir zaman, hiçbir otoriteye kayıtsız şartsız teslim olmayan; kendi soğukkanlılığına, kendi değerlerine, hesaplılığına güvenen bir denge adamıydı. Başarılarından gururlanmadığı gibi yenilgilerinde de yılgınlık göstermezdi. Bu nedenle Türk tarihi ve diplomasisinde her zaman ön plândaydı.

    1938-1950 yılları arasındaki dönem O’nun en yalnız olduğu zamandı. Atatürk’ten sonra ve O’nun boş bıraktığı yerde bir devletin ve bir milletin sorumluluğunu yüklenmiş, sonra acımasız ve o denli korkunç bir dünya harbi içinde Türkiye’yi bu harbin dışında bırakmayı başarmıştı.

    İkinci Dünya Harbi bitiminde, Sovyetler Birliği’nin topraklarımızı ve bağımsızlığımızı hedef alan istekleriyle karşılaştı, fakat kararlı tutumu ile bu isteklerin geri alınmasını sağladı.

    İnönü’nün yaşamında, tarihimizin önemli bir olay ve deneyimi de, tek parti ve otoriter hükümet sisteminden, bizzat O’nun önderliği ile ayrılınmış ve demokrasiye geçilmiş olunmasıdır. Bu olay O’na, partisine iktidarı kaybettirmiş ve muhalefet sorumluluğunu yüklemiştir. Yaklaşık yirmi beş yılını askerî zaferlerin tacıyla süsleyerek, tek başına ve tartışmasız iktidar olmuş, lider ve şef olarak yaşamış bir insan için durum kolay hazmedilir bir olgu değildir, fakat İsmet Paşa yurtseverliği,çağa ve demokrasiye sarsılmaz inancı sayesinde bu zoru da aşmayı başarmıştı.

    14 Mayıs 1950’de yayınlanan seçimler sonunda iktidara gelenlerin görüş ve uygulamaları farklıydı. Lâiklik, inkılâpçılık gibi temel ilkeler ve bunlara bağlı reformlarda yeni bir anlayış egemen olmaya başladı. Bu durum Meclis’te iktidarla muhalefet arasında tartışmalara yol açtı. Muhalefet lideri İnönü bunlara katılmadı. Yalnız bu çekişmelerin rejimin geleceğini tehlikeye sokacağına işaret etti. Nitekim tavizlerle birlikte saldırılar da artınca Silâhlı Kuvvetler ve gençlik huzursuzlaştı. Olaylar, tutuklamalar, parti kapatmalar, 27 Mayıs 1960’ta ordunun, ülke yönetimine el koymasına neden oldu.

    İsmet İnönü, ileride çıkacak olayları tahmin ediyordu. Bunları önleyebilmek ve demokratik rejimi kanunî yetkilerle koruyabilmek için 15 Kasım 1961’de Başbakanlığı kabul etti ve Koalisyon Hükûmeti’ni kurdu. Kısa bir süre sonra çıkan 12 Şubat 1962, daha sonraki 21 Mayıs 1963 darbe teşebbüsleri ve askerî olayları O’nun ileri görüşlülüğünü ve bu olayları ancak Başbakan İnönü’nün önleyebileceğini kanıtladı.

    Dış dünyada da yeni gelişmeler oluyor ve dış politika yeni boyutlar kazanıyordu. Bu defa, Kıbrıs Rumlarının, Türklere saldırıları başladı. Bu saldırıların katliama dönüşmesi üzerine 25 Aralık 1963’de ihtar uçuşları yapılarak Rumlar uyarıldı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Johnson, Amerikan yardımından alınan silâhları Kıbrıs’da kullanamayacağımızı bildirmekle, bir müdahaleyi önleyebileceğini sanarak, İnönü’yü sert bir dille uyarınca, İnönü’nün buna cevabı “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini bulur” oldu.

    Bu iktidar dönemi uzun sürmedi, iç ve dış siyasal olayların etkisi ile zorunlu olarak Başbakanlık görevini bıraktı. Yine muhalefet liderliğini üstlendi.

    Nihayet 1972’de iç politikadaki gelişmeler partisi içinde de bazı anlaşmazlıklara yol açtı. Bunun sonunda 7 Mayıs 1972’de İsmet İnönü kendi kurduğu ve yıllarca başkanlığını yaptığı partisinden, 25 Aralık 1973’te de aramızdan ebediyen ayrıldı.

    1. İsmet İnönü’nün Öğrencilik Yılları ve Askerî Yaşamı:

    Türk İstiklâl Harbi’nin ünlü komutanı Lozan Antlaşması’nın mimarı, Cumhuriyetimizin ilk başbakan ve ikinci cumhurbaşkanı, demokrasimizin kurucusu ve yöneticisi olarak tanıdığımız İsmet İnönü, ülkenin bunalımlı bir döneminde, 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir’de dünyaya gelmiştir.

    a. O’nun başarılı öğrencilik yılları, Osmanlı İmparatorluğu’nda yönetimin en bozuk olduğu döneme rastlar. Birbirini kovalayan harpler, iç ayaklanmalar, ekonomik ve sosyal durumun her gün biraz daha kötüye gitmesine neden olmuş; güçsüz ve yeteneksiz bir kadro yönetiminde, işlemez hale gelen bir sistem içerisinde millet, büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır.

    b. İsmet İnönü, 14 Şubat 1901 ‘de girdiği Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun’u (Topçu Okulu) 1 Eylül 1903’te topçu teğmeni olarak ve birincilikle bitirmiş; basan derecesi nedeniyle kurmay sınıfına geçen Teğmen İsmet, Harp Akademisi’ni de birincilikle bitirerek Altın Maarif Madalyası’yla ödüllendirilmiştir. 26 Eylül 1906’da kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne’deki 2’nci Ordu emrine verilmiş, batarya komutanı olarak kıta stajı yaptığı topçu alayında ve bu alayın bağlı bulunduğu tümende verdiği konferanslar, hazırladığı ve yönettiği tatbikatlar ile komutanlarının dikkatini çekmiştir. 1908’de kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) olan İsmet Bey, 13 Nisan 1909’da 31 Mart Olayı’nı bastıran “Harekât Ordusu” 2’nci Süvari Tümeni Karargâhı’nda çalıştı. Buradaki kısa görevi sırasında, ordunun politika dışında kalmasını savundu. İsmet Bey Rumeli’de yapılan büyük manevrada zekâ ve bilgisiyle zamanın Genelkurmay Başkanı Ahmet İzzet Paşa’nın dikkatini çekmişti. Paşa, 1910 Yemen Ayaklanması’nı bastırmakla görevlendirilince İsmet Bey’i de karargâhına aldı. Buradaki başarılı hizmetleri nedeniyle kendisine Dördüncü Rütbeden Mecidi Nişanı ve bir yıl kıdem verildi. 26 Nisan 1912’de binbaşılığa yükseltilen İsmet Bey Yemen Mürettep Kuvvetleri Kurmay Başkanı oldu.

    1913’te 2’nci Balkan Harbi Genel Karargâhı’na atandı sonra Çatalca’daki sağ cenah komutanlığı emrine verildi. Çok kritik bir dönemdi. Bulgarlar Edirne’yi almışlardı. Orduda görüş ayrılıkları ve çekişmeler vardı. Enver Bey ve arkadaşları genel taarruza geçilmesini istiyorlar, ordunun başındakiler bunu olanak dışı görüyorlardı.

    Sırplar, Bulgarlar ve Yunanlılar arasında harp başlayınca bundan yararlanarak Edirne geri alındı ve Balkan Harbi sona erdi. Birinci Dünya Harbi’nde Genel Karargâh’ta görevlendirildi ve geceli gündüzlü çalışarak seferberlik hazırlıklarını tamamladı. Sonra, Liman Von Sanders Paşa’nın komuta ettiği 1’nci Ordu Karargâhı’na atandı. Başkomutan Vekili Enver Paşa ve 1’nci Ordu Komutanı bu genç kurmaya çok güveniyor ve ona en önemli görevleri veriyorlardı. Bu sırada Balkan Harbi’nden aldığı iki yıl kıdemle 29 Kasım 1914’te yarbay oldu. Birinci Dünya Harbi’nden almış olduğu üç yıl kıdemle de 14 Aralık 1915’te rütbesi albaylığa yükseltildi ve Çanakkale’de bulunan 2’nci Ordu’nun Kurmay Başkanlığı’na atandı. 2’nci Ordu Doğu Cephesi’ne gittikten sonra bu ordunun 16’ncı Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’yı Diyarbakır’da ilk karşılayan Albay İsmet Bey oldu. Mustafa Kemal Paşa, 25 Kasım 1916’da 2’nci Ordu Komutanı Vekili olunca Albay İsmet Bey’in 4’ncü Kolordu Komutanlığı’na atanmasını teklif etti ve 12 Ocak 1917’de bu teklif gerçekleşti. İsmet Paşa’nın stratejik birliklere komutanlık dönemi de, 4’ncü Kolordu Komutan-lığı’yla başladı. Albay İsmet Bey’in 1 Mayıs 1917’de 20’nci Kolordu Komutanlığı’na atanmasıyla, muharebe alanında sıkı bir kader ve işbirliği yapan ve vatan savunması için elele veren bu iki arkadaş geçici bir süre için ayrıldılar.


    [​IMG]

Sayfayı Paylaş