İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resimleri

Konusu 'Marmara Bölgesi' forumundadır ve Oneyouu tarafından 17 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    İstanbul


    [​IMG]


    Tarihçesi

    Her ne kadar tarihi şehirde daha erken buluntulara rastlanmamış ise de; kentin Haliç bölgesinde ve Asya kısmında yapılan kazılarda ele geçen buluntular bölgedeki ilk yerleşimin MÖ 3 Bin yıllarına dayandığını göstermektedir. Byzantion olarak anılan kentin Akropolü bugünkü Topkapı Sarayının bulunduğu alanda yer almaktaydı. Haliç, günümüzde de kullanılmakta olan sakin bir limana sahiptir. Buradan başlayan kuvvetli bir sur şehri çevreleyerek Marmara Denizi'ne ulaşırdı. Byzantion, bir liman ve ticaret şehri olarak Roma Imparatorluğu döneminde de yaşamını sürdürürken, M.S. 191 yılında başlayan ve iki yılı aşan bir kuşatmadan sonra Roma Imparatoru Septimus Severius tarafından fethedilerek yerle bir edilmiştir. Aynı Imparator tarafından sonradan baştan inşa edilen şehir genişletilmiş ve yeniden donatılmıştır.


    M.S. 4. yüzyılda Roma İmpatorluğu çok genişlemiş, İstanbul stratejik konumundan dolayı İmparator Büyük Konstantin tarafından Romanın yerine yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, bir çok tapınak, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle kentin Roma Imparatorluğunun başkenti olduğu resmen açıklanmıştır. Yakın çağın başladığı dönemde Ikinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra "Byzantion" ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk arasında ise kentin adı tarih boyunca "Polis" olarak anıla gelmiştir.


    Büyük Konstantin'den sonraki imparatorların şehri güzelleştirme çabalarının devam ettiği görülür. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin'den sonra inşa edilmiştir. Batı Roma Imparatorluğunun 5. yüzyılda çökmesi nedeniyle İstanbul uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans) başkenti olmuştur. Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent surlarla tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı şehir surları İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze gelen meşhur Ayasofya, bu İmparatorun eseridir. Bizans İmparatorluğu ve başkent İstanbul'un sonraki tarihi, saray ve kilise entrikaları, İran ve Arap saldırıları ve sık değişen imparator sülalelerinin kanlı kavgaları ile doludur.


    726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış, tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu talan edilmiştir. 1261'de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen kent eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştir. Kent, 53 günlük bir kuşatma sonrası 1453'te Türklerin eline geçmiştir.


    Fatih Sultan Mehmet'in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları Istanbul surlarının aşılmasının bir sebebidir. Osmanlı Imparatorluğunun başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve sosyal haklar tanıyarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır. Fatihin tanıdığı haklardan dolayı Hıristiyan Ortodoks Kilisesinin başı olan Patrikhane günümüze kadar yerinde kalmıştır. Fetihten yüzyıl sonra da Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve minareler şehir siluetine hakim olmuştur.16. yüzyıldan itibaren de Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü Istanbul tüm Islam dünyasının da merkezi olmuştur.


    Sultanların idaresinde şehir tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Bu devirdeki İstanbul tarihinin renkli sayfalarında, geniş bölgeleri tahrip eden, sık sık çıkan yangınlar vardır. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı Boğaziçi'nin ve Haliç'in eşsiz manzarasına hakimdir. 19. yüzyıldan itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye başlanmıştır. Kısa sürede inşa edilen bir çok saray çöküş devrinin de sembolleridir. Istanbul, bir diğer dünya imparatorluğunun sona ermesine I. Dünya Savaşının bitişine şahit olmuştur.


    İmparatorluk bölünmüş, iç ve diş düşmanlar kendi payları için mücadele ederken, Türk ordusunun asil bir komutanı da Türk ulusu için mücadeleye girişmiştir. Mustafa Kemal ismindeki bu milli kahraman, 4 yılı aşan Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye Cumhuriyetini 1923 yılında kurmuştur. Başkentin Ankara'ya taşınması Istanbul'un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz şehir büyüleyici görünümü ile yaşamını devam ettirmektedir.



    [​IMG]




    Sarayları




    Topkapı sarayı

    Fatih İstanbul aldıktan sonra bu günkü Üniversite kapısının olduğu yerde eski saraylar adıyla bir saray yaptırır. Fakat, Sarayburnu’ ndaki tepeyi görünce, burada ikinci bir saray yaptırmaya karar verir. Topkapı Sarayı inşaasına, ilk önce 1474’ te Çinili Köşk ile başlamış olur ve 1478’ e kadar diğer kısımlarda tamamlanır. Topkapı Sarayı tahminen Dolmabahçe Sarayı’ nın inşaasına kadar padişahın ikamet ve imparatorluğun idare yeriydi. İçinde 5000 kişiyi barındırırdı.



    Topkapı Sarayı’ nın dış kapıları 7 tanedir.


    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]





    Dolmabahçe Sarayı

    [FONT=&quot]D[/FONT][FONT=&quot]olmabahçe Sarayı'nın bulunduğu alan, bundan dört yüzyıl öncesine kadar Boğaziçi'nin büyük bir koyuydu.[/FONT]
    [FONT=&quot]Osmanlı Kaptan Paşalarının gemilerini demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy zamanla bataklık haline gelmiş ve 17'nci yüzyıldan itibaren başlayarak doldurulmuş, padişahların dinlenme ve eğlenceleri için düzenlenen bir "hasbahçe"ye dönüştürülmüştü. Bu bahçede, çeşitli dönemlerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluğu, uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anıldı.[/FONT] ​

    [FONT=&quot]Beşiktaş Sahil Sarayı, Abdülmecit döneminde (1839-1861), kullanışsız olduğu gerekçesiyle ve 1843 yılından itibaren bölüm bölüm yıktırıldı. Aynı yıllarda, Dolmabahçe Sarayı'nın 15.000 m2'lik bir alanı kaplayan temelleri, meşe kazıklar ve ağaç hasırlar üstünde yükselmeye başladı.[/FONT] ​

    [FONT=&quot]Yapımı, çevre duvarları ile birlikte 1856'da bitirilen saray 110.000 m2'yi aşan bir alan üstüne kurulmuş ve ana binası dışında onaltı ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray ahırlarından değirmenlere, eczanelerden mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane, tatlıhane, mefruşat dairesi ve işliklere kadar uzanan bir dizi içinde, çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır.[/FONT]​



    [FONT=&quot][​IMG][/FONT]​




    Ata'nın odası

    [FONT=&quot][​IMG][/FONT]


    [​IMG]





    Çırağan Sarayı

    Çırağan Sarayı; İstanbul, Beşiktaş ilçesi,Çırağan caddesi üzerinde bulunan tarihi saray.

    Haliç ve Boğaziçi’nin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray, köşkleri ve yapıtlar için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan’da1910 yılında yanmıştı. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimarı Sarkis Balyan’a yaptırılmıştı. 4 yılda 4 milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Yapımı için Avrupa devletlerinden borç alınmıştır.


    [​IMG]



    [​IMG]





    Beylerbeyi Sarayı

    Beylerbeyi sarayı 1861-1865 yıllarında,İstanbul'u Beylerbeyi semtinde eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan'a yaptırılmıştır. İnşaası 4 yıl sürmüş ve yapımında 5.000 kişi çalışmıştır. Çalışan işçilere moral ve şevk vermek amacıyla müzisyenler sürekli müzik çalmışlardır ​


    [​IMG]



    [​IMG]
  2. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    Ce: İstanbul / İki kıtayı birbirine bağlayan yegane şehir

    Tarihi Çarşıları


    Kapalı çarşı / Grand Bazaar

    Kapalıçarşı'nın temeli 1461 yılında atılmıştır. Dev ölçülü bir labirent gibi, 30.700 metrekarede 60 kadar sokağı, 3600'den fazla dükkânı ile Kapalıçarşı,istanbul ’un görülmesi gereken, benzersiz bir merkezidir. Adeta bir şehri andıran, bütünü ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür. İçinde son zamanlara kadar 5 cami, 1 okul, 7 çeşme, 10 kuyu, 1 akarsu, 1 sebil, 1 şadırvan, 18 kapı, 40 han vardı.15.yüzyıl 'dan kalan kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alışveriş merkezi haline gelmiştir. Geçmişte burası her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının (manifaktür) sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşı idi. Her türlü değerli kumaş, mücevherat, silah, antika eşya, konusunda nesillerce uzmanlaşmış aileler tarafından, tam bir güven içinde satışa sunulurdu. Geçen yüzyılın sonlarında deprem ve birkaç büyük yangın geçiren Kapalıçarşı eskisi gibi onarılmışsa da, geçmişteki özellikleri değişikliğe uğramıştır.

    Bütün dükkânların genişliği aynı olacak şekilde inşa edilmiştir. Her sokakta ayrı ürünün ustaları loncalarhalinde bulunurdu (yorgancılar, terlikçiler vs.). Satıcılar arasında rekâbet kesinlikle yasaktı. Hatta bir usta, tezgâhını dükkânın önüne çıkarıp kalabalığa göstererek ürün işleyemezdi. Ürünlere devletin belirlediğinden yüksek fiyat konulamazdı.

    [​IMG]


    [FONT=&quot][​IMG][/FONT]​




    Mısır Çarşısı

    1663 yılında Safiye Sultan tarafından yaptırılan, cami, arasta, türbe, iki sebil ile dar-ül-hadis ve sıbyan mektebinden oluşan bir külliye olan Yeni Cami Külliyesi’nin içinde bulunan en önemli bina Mısır Çarşısı`dır. Kurulduğunda Valide Çarşısı adı verilmiş ancak daha çok Mısır’dan gelen mallar satıldığı için sonradan Mısır Çarşısı adını almıştır. Çarşı, 1691 ve 1940 yıllarında geçirdiği iki büyük yangından sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek son haline kavuşmuştur.


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]




    [​IMG]




    Köprüleri



    Galata Köprüsü

    İdari olarak Beyoğlu'nun bir parçası olan Galata, Tophane, Azapkapı ve Galata Kuleleri arasında kalan yerleşim yerinin adıdır Galata. Osmanlı, Haliç'e "Haliç-i Dersaadet", Boğaz'a "Haliç-i Bahri Siyah" (Karadeniz Boğazı) derdi. Galata Haliç'le Boğaz'ın kesiştiği noktadır.Antik çağdaki adı Sykai ya da Sykaena (incirlik) olan galata, kimi kaynaklarda Sykudis olarak geçer. Bu dönemde Galata'nın surlarla çevrili küçük bir kasaba olduğu, bir kilisesi, bir hamamı, bir tiyatrosu, beş değirmeni, 400 hanesi, 40 şehir muhafızı bulunduğu yazılır."Gala" sözcüğü Rumca "süt" anlamına gelir; Galata'nın adının semtteki süt hanelere gönderme yaparak türetildiği söylenirse de bu görüşü destekleyen tarihsel destekler bulunamıştır.Galata'nın İtalyanca "denize inen yol" anlamına gelen galata kelimesinden de türemiş olması muhtemeldir.


    [​IMG]


    [​IMG]



    Boğaziçi Köprüsü

    Boğaziçi Köprüsü Alm. Bosporusbrücke (f.), Fr. Le Pont (m.) du Bosphore, İng. Bosphorus bridge. Asya ve Avrupa kıtalarını, İstanbul Boğazı üzerinde birleştiren köprü. Anadolu yakasında Beylerbeyi'nden başlar, Avrupa yakasında Ortaköy'den geçer, Mecidiyeköy'de sona erer.Yirminci yüzyılda iki kara parçasını birbirine bağlayan on büyük asma köprü vardır. Bunlardan bazıları Boğaziçi Köprüsünden önce yapılmış ve uzunlukları daha fazladır. Fakat iki kıtayı birleştiren Boğaz'ın güzel mavilikleri arasında inci gibi asılan iki köprüden biri Boğaziçi diğeri ise Fatih Sultan Mehmed Köprüsüdür.

    Milattan önce 513 yılında Pers Hükümdarı Dara, Boğaz'ın en dar yeri olan Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarının bulunduğu yerde gemileri yan yana dizdirerek bir köprü yaptırmıştı. Bu köprüden seksen bin askerini Boğaz'ın karşı yakasına geçirdi. Bu esasında köprü olmayıp sadece geçiş için kullanılan yüzen araçlardan yapılan bir geçitti.


    [​IMG]







    Sunum 1sen
    oneyouu
    Last edited: 17 Ocak 2011
  3. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    Ce: İstanbul / İki kıtayı birbirine bağlayan yegane şehir

    Camiileri



    Fatih Camii

    Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı ilk Fatih Camii en büyük hasarı 1509 depreminde almış. ‘‘Küçük kıyamet’’ olarak tarihe geçen depremde caminin kubbesi zarar görmüş, minaresi de yıkılmış.
    Cami ikinci büyük darbeyi 1556 yılında İstanbul'un evlerinin tamamını, surlarının da büyük bir bölümünü yerle bir eden depremde almış.

    Bugünkü Fatih Camii ise 1766 depreminden sonra tamamen tahrip olunca III. Mustafa tarafından tamamiyle değişik bir biçimde yeniden yaptırılıyor. Padişah Haşim Ali Bey'i bina emini tayin ediyor. O da önce türbe ve külliye binalarını yaptırıyor. 1767'de ise yepyeni bir plan hazırlanıyor. Önce Sarım İbrahim Efendi, sonra da İzzet Mehmed Bey yönetiminde çalışmalar sürüyor. Dört yıl sonra 1771'de yeniden ibadete açılıyor.

    kısaca Günümüzdeki Fatih Camii nin aslının nasıl olduğu konusunda herhangi bir bilgi yok.Ancak bugün de ayakta olan en eski dönemden kalıntılar var. Örneğin avluyu takip eden ve son cemaat yerini ayıran kuzey duvarı ilk camiden kalma.


    [​IMG]




    SultanAhmet Camii

    Sultanahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında Sultan I. Ahmet tarafından İstanbul'daki tarihi yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılan cami. Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için Avrupalılarca "Mavi Cami (Blue Mosque)" olarak adlandırılır.

    Ayasofya'nın müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana camii konumuna ulaşmıştır. Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkate şayan en önemli yanı, İznik çinileriyle bezenmesidir. Bu çinilerin süslemelerinde sarı ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, yapıyı sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır.

    Sultanahmet, Türkiye'nin altı minareli ilk camisidir. Bir efsaneye göre dönemin padişahı I. Ahmet, başta minareleri altından yaptırmak istemiştir. Ama kaplamada kullanılacak olan altının değeri padişahın bütçesini fazlasıyla aşınca, caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa bu emri güya yanlış işiterek, "altın" sözcüğünden "altı" yaparak, camiyi 6 minareli inşa ettirmiştir.

    Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır. 43 metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir. Caminin içi 260 pencereyle aydınlatılmıştır. Yazıları Diyarbakırlı Seyyid Kasım Gubarî tarafından yazılmıştır. Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye oluşturur.

    Avlunun batı girişinde, demirden ağır bir kordon bulunmaktadır. Bu kordon avluya atıyla giren padişahın kafasını çarpmaması için eğmesini gerektiriyordu. Bu, padişahın bile camiye girerken kendisine çeki düzen vermesi gerektiğini göstermek amaçlı sembolik bir eylemdi.


    [​IMG]




    Ortaköy camii

    Boğaziçi’nde Ortaköy semtinde ve sahildedir. Cami, Sultan Abdülmecid tarafından Mimar Nigoğos Balyan’a 1853 yılında yaptırılmıştır. Oldukça zarif bir yapı olan cami Barok üslubundadır. Boğaziçi’nde eşsiz bir konuma yerleştirilmiştir. Bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşur. Geniş ve yüksek pencereler Boğaz’ın değişken ışıklarını caminin içine taşıyacak biçimde düzenlenmiştir.
    Merdivenle çıkılan yapının tek şerefeli iki minaresi vardır. Duvarları beyaz kesme taştan yapılmıştır. Tek kubbenin duvarları pembe mozaiktendir. Mihrap mozaik ve mermerden, mimber ise somaki kaplı mermerden yapılmıştır ve ince bir işçiliğin ürünüdür

    [​IMG]




    [​IMG]




    Kuleleri


    Galata Kulesi

    Galata kulesi Cenevizlilerden kalan bir yapıdır. Yapımı 1384 yılında tamamlanan kule Ceneviz kolonisinin surları arasındaki en yüksek tepeye yapılmıştır. Osmanlılar döneminde ilk zamanlar yeniçeriler tarafından kullanılmış olan Galata kulesi, II. Selim döneminde (1566-1574) Türk Astronomu Takiuddin tarafından revize edilerek gözlemevi olarak kullanılmıştır. 1794 yılındaki (III. Selim dönemi) büyük Galata yangını nedeniyle zarar gören kule, II. Mahmut tarafından 1832 de tekrar inşaa edilmiştir. 1964 e kadar yangın kontrol istasyonu olarak kullanıldı ve 1967 de turistik hizmete açılana kadar restorasyon için kapalı kalmıştır.

    Bugün ise yeniden keşfedilen kuledibi bölgesinde tarihi ve turistik bir değer olarak dimdik ayakta durmaktadır. Kule çevresinde bulunan cafe ve restorantlar çevreye yeniden canlılık getirerek turizme hizmet etmektedir.


    [​IMG]


    [​IMG]




    Kız Kulesi

    İstanbul Kız Kulesi'nin tarihi M.Ö. 341 yılına kadar uzanır. Bu tarihte Komutan Chares'in eşi için, mermer sütunlar üzerine bir anıt mezar yapılır. M.Ö. 410'da ise Sarayburnu'nundan kulenin bulunduğu yere bir zincir gerilerek, boğazın giriş ve çıkışları kontrol edilir. M.S. 1100'lere ilk belirgin yapı (kule), İmparator Manuel Comnenos tarafından savunma kulesi olarak inşa ettirilir. Yapı, “Küçük Kale" anlamına gelen Arcla adını alır. İstanbul'un fethinden sonra kule, savunma kalesi olmaktan çok bir gösteri platformu olarak kullanılır. 1509 depreminde zarar gören yapı, daha sonraki yıllarda yeniden inşa edilir ve ilave edilen fenerle de gemilere yol gösterme işlevi yüklenir. 1719 yılında fenerde çıkan yangınla harap olan Kız Kulesi, 1725 yılında şehrin Başmimarı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından onarılır. Kule kısmı biraz değiştirilerek üst tarafa camlı bir köşk ve onun üzerine de kurşunla kaplı bir kubbe oturtturulur ve bina kagir olarak yeniden yapılır. 1830 yılındaki kolera salgınında ise karantina hastanesine dönüşür. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş döneminde toplarla donatılarak tekrar savunma kalesi olur. Ünlü hattat Rakim'in yazısı ile kapısının üzerindeki mermere Sultan 2. Mahmut'un tuğrasını taşıyan kitabe yerleştirilir. 1857'de tekrar ilave edilen fener, 19207de otomatik sisteme kavuşur. 1959 yılında radar istasyonu olarak kullanılan Kız Kulesi 1982 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne devredilir. 5 kat ve bir asma kattan oluşan Kız Kulesi, günümüzde restoran ve kafeterya olarak İstanbullulara hizmet vermektedir.

    [​IMG]


    [​IMG]





    [​IMG]



    Hisarları


    Anadolu Hisarı

    Yıldırım Bayezid Hanın İstanbul Boğazının en dar yerinde 1395 yılında yaptırdığı ilk hisar. Göksu deresi ile deniz arasında kireç ve şist katmanlarından meydana gelen tepenin üzerindedir. Eski kaynaklarda “Güzelhisar, Güzelcehisar, Yenihisar, Yenicehisar, Akhisar” isimleriyle de zikredilmektedir.

    Bizans’a Karadeniz yoluyla yardım gelmesini önlemek maksadıyla inşa edilmiştir.

    Anadolu Hisarı, asıl kale, iç kale duvarları ve üç kuleden meydana gelir. Asıl kale, dikdörtgen bir plan üzerine yükselen bir kuledir. Kule, üzeri toprakla örtülü yüksekçe bir kayanın üzerine oturtulmuştur. Dört katlı olan bu kuleye bugün güneybatıda bulunan bir kapıdan girilmektedir. İç kale duvarları ise 2-3 metre kalınlığında asıl kaleyi kuzey-batı ve kuzey-doğudan çevreler. Üzerinde dört kule vardır. İç kale duvarının kapısı, kuzeydoğudaki kulenin kuzeyindedir. Stratejik bakımdan yeri ustalıkla seçilen kapıyı, batıdan gelen düşmanın görmesi imkansızdır. Dış kale surları, çok kemerli ve çokgen bir surdur. İç kale surları ile güney-doğu ve kuzey-batıdan birleşir; üzerindeki 3 kule ile korunur. Surların güneyindeki bazı kısımları bugün yıkılmış haldedir. Kuleler ise, bedeninden mazgallar bulunan duvarlar üzerinde kuzeyde, kuzey-batıda ve batıda, çevreye ve yollara hakim silindir biçiminde yapılardır.

    [​IMG]




    Rumeli Hisarı

    Fatih'in İstanbul'u feth ettiği zaman yaptırdığı Rumeli Hisarı, uzaktan bakıldığı zaman eskimez harflerle "Muhammed" biçiminde okunacak şekilde inşa edilmiştir.Fâtih , hisarın duvarlarının Arapça "Muhammedi" kelimesi seklinde olmasını istediğinden planını da ona göre tasarlamıştı. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasını arzuluyordu. Kulelerden ikisi, birbirinin yanında ve burunun eteğinde idi. Üçüncüsü denize daha yakındı. "H" ve "D" harflerinin bulundukları yerlerde istihkamlar yapıldı.
    Hisarın gizli gizli yapılışı tam altı ay sürmüş Rumeli Hisarı'nın yapılması hazırlıklarına 1451-52 kışında başlanmıştır. İlkbaharın başlangıcında Mart ayinin sonlarına doğru, Rumeli tarafına Anadolu Hisarı'nın karsısına bol miktarda inşaat malzemesi, usta, amele ve kireççi gelmişti. Kereste İzmit ile Karadeniz Ereglisi'nden, taslar ise Anadolu tarafından getirilmişti. Çalışmak üzere külliyetli miktarda insan gelmişti. Sultan Mehmed, bu sırada kara yolu ile Boğaza gelerek bilirkişilerle (teknik eleman, mühendis) o havaliyi gezdi. Denizin akıntısı hakkında malumat aldı. İki sahil arasındaki mesafeyi ölçtürdü. Kalenin yapılacağı sahayı kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi. Bundan sonra bir rivayete öre önce kıyıda, hisarın güney-doğu kösesindeki kule inşa edilerek malzeme ve çalışmaların selameti emniyete alınmıştır


    [​IMG]






    Sunum 1sen
    oneyouu
    Last edited: 17 Ocak 2011
  4. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    Ce: İstanbul / İki kıtayı birbirine bağlayan yegane şehir

    Turistik ve Tarihi merkezleri


    Beyoğlu

    Beyoğlu, İstanbul'un Avrupa yakasındadır. İstanbul'un ilk yerleşim yerlerinden biridir. Tarihte, "Karşı yaka" anlamına gelen "Pera" adıyla bilinmektedir. Beyoğlu sınırları içindeki Galata, Bizans döneminde daha çok Cenevizliler'in yaşadığı bir bölgeydi.
    Beyoğlu, 1924 yılında idari yapı içinde İstanbul'un bir ilçesi olarak yer almıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Beşiktaş ve Şişli'yi de idari olarak içinde barındıran Beyoğlu 1930 yılında Beşiktaş ilçesinin kurulması, ardında da diğer idari tasarruflar sonunda bugünkü durumuna gelmiştir. İlçe, kuzeyde Eyüp, Kağıthane, Şişli ve Beşiktaş'a, güneyde ise Fatih ve Eminönü ilçelerine komşudur. Beyoğlu'nun Boğaz'ın Anadolu yakasındaki komşusu ise Üsküdar'dır.

    Beyoğlu adının ortaya çıkışına ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birisine göre; Beyoğlu adı, Fatih Sultan Mehmed zamanında Pontus prenslerinden Aleksios Komnenos’un islamiyeti kabul ederek burada oturmasından kaynaklanır. İkincisine göre ise; burada oturan Pontus prensi değil, Kanuni zamanındaki Venedik elçisi Andre Giritti’nin oğlu Luigi Giritti’dir. Türkler’in “Bey Oğlu” diye andıkları bu adam, elçinin bir Rum kadınla evlenmesinden dünyaya gelmiştir. Oturduğu konak da Taksim yakınında bir yerdedir. Diğer birine göre ise; Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik elçisine yazışmalarda Beyoğlu dendiği için bu semt de Beyoğlu adını almıştır.

    [​IMG]



    Tarihi çiçek pasajı

    [​IMG]



    Galatasaray lisesi kapısı (Galatasaray)

    [​IMG]



    İstanbulu 360 derece görebilen popüler mekan ''teras360''

    [​IMG]



    Eyüp

    Eyüp İstanbul Metropolitan Alanı’nın Batı yakasında, Çatalca Yarımada’sında yer almaktadır.İlçe doğuda Sarıyer, Şişli, Kağıthane, güneydoğuda Beyoğlu, güneyde Fatih ve Zeytinburnu, güneybatıda Bayrampaşa, batıda ve kuzeybatıda Gaziosmanpaşa ilçeleri ile çevrilidir. İlçe Haliç’in son bulduğu noktada başlayan, kuzeyde Karadeniz kıyılarına kadar uzanan 242 km2’lik geniş bir alana sahiptir. İlçe sınırları içinden Alibeyköy ve Kağıthane dereleri geçerek Haliç’e dökülmektedir. Arnavutköy ve İmrahor yörelerinin sularını alan Alibeyköy Deresi önce doğuya, sonra da güneye Haliç’e yönelmektedir. Yaklaşık 50 km uzunluğundaki derenin üzerinde Alibey Barajı mevcutdur. Eyüp tarihi merkezi Haliç doğal suyolu üzerinde bulunmaktadır.

    [​IMG]



    Pierre Loti

    [​IMG]



    Eyüpsultan türbesi

    [​IMG]




    [​IMG]



    Modern Yapıları


    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]





    [​IMG]




    Sunum 1sen
    oneyouu
    Last edited: 17 Ocak 2011
  5. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    Ce: İstanbul / İki kıtayı birbirine bağlayan yegane şehir

    İstanbul'da ulaşım

    [​IMG]


    [​IMG]





    [​IMG]




    Haydarpaşa Garı

    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]



    Güzel İstanbul'un sadece küçücük bir bölümünü izlediniz.



    Sunum 1sen
    oneyouu

    Last edited: 17 Ocak 2011
  6. Almira

    Almira Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    Harika sunum olmuş 1sen ellerine sağlık:mrb:​
  7. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    Teşekkür ederim Almira.
  8. _kanka**

    _kanka** Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    süpersin süperrr ellerine saglık
  9. Viole

    Viole Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    :bekle: 1sen hicdem bilem güzel değil elek kaka :trip:

    .
    .
    .
    .
    .
    ..
    .
    .
    ..
    .
    .
    .
    ..



    Şakaaaaaaaaa şakaaaaa cok cici konu olmuş nanikkkk:yuppi:
  10. _kanka**

    _kanka** Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    sanada nanikkk))))))))))
  11. Viole

    Viole Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    Nanikimi kıskanma :sinir:
    sana nanik yukkkk sana öcüüüüüüüüüüüüüü :D:D:bye:
  12. _kanka**

    _kanka** Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    :melekim::melekim::melekim::melekim::melekim:
  13. Viole

    Viole Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    uyyy uyyyyy kıyamam :törpü:
  14. _kanka**

    _kanka** Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    :mrb::mrb::mrb::mrb::mrb::mrb:
  15. Oneyouu

    Oneyouu New Member

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    kanka İstanbula gel İstanbula bütün deliler burada bulamassın bizim gibileri sen.:ponpon::süslü::ponpon:
  16. _kanka**

    _kanka** Administrator

    Ce: İstanbul Dünyanın Gözdesi Şehir Resimli Tanıtım-İstanbul'un Tarihi Yerleri Resiml

    senin gibideliye can kurbannn ))))))))

Sayfayı Paylaş