Kültürel Turizm - Kültür Turizmi Nedir?, Kültürel Turizm - Kültür Turizmi Hakkında

Konusu 'Turizm Bilimi' forumundadır ve Melek tarafından 10 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. Melek

    Melek Super Moderator

    Kültürel Turizm - Kültür Turizmi Nedir?, Kültürel Turizm - Kültür Turizmi Hakkında
    Kültürel Turizm - Kültür Turizmi

    Kültürel turizm'i ya da daha doğru bir terimle ''kültür turizmi'ni tanımlamak çok kolay değil elbette. Kültür sözcüğü çok geniş bir alanı kapsıyor ve çoğunlukla da kişiden kişiye değişiyor. Sözcüğü en geniş anlamıyla düşünürsek her türlü insan etkinliğini bu başlık altında ifade etmek ya da tanımlamak mümkün. Yine de turizmin pratiğinden gelen bir yaklaşımla bir tanım yapabiliriz.

    Kültür Turizmi, doğal ve tarihsel kültür varlıklarını, kültürel etkinlikleri ve güncel sanat eserlerini bazı sosyo-ekonomik olguları turistik bir ürün biçiminde gezginlerin hizmetine sunan bir turizm anlayışıdır. Yalnızca tarihsel olanı değil, günceli kapsayan bir terimdir.

    Tüm kentsel, kırsal, doğal öğeler, arkeolojik, tarihsel kültür varlıkları, müzeler, örenyerleri, anıtsal yapılar, sivil mimari örnekleri ve her türlü güncel sanat eseri ve etkinliği (resim, heykel, film, fotoğraf' güncel sanat, festivaller, konserler, sergiler) etnografya, botanik, flora ve fauna, folklor, mutfak, içki, bazı sosyo-ekonomik olgular (gecekondular, sivil toplum kuruluşları, dinsel motifler, değişik study tours konuları), her türlü kültür ürünü bu tanımın içindedir. Bu nedenle böcekçilik, kuşçuluk, ipekyolu turizmi, kruvaziyer turizmi, eko-turizm, trekking gibi alternatif spor turları, doğrudan haç seferleri dışındaki inanç turizmi, special interest tours, study tours, geographical expeditions, educational tours, kongre, fuar, sergi ve sağlık turizminin pre ve post turları bu tanım kapsamındadır.

    Biz Türkiye'de genellikle birçok terimi yanlış kullanıyoruz ya da bazı terimlere farklı anlamlar yüklüyoruz. Kültür turizmi yaklaşımı karşısına kitle turizmi (mass tourism), herşey dahil konsepti, macera turizmi, alternatif turizm, deniz turizmi gibi yaklaşımlar koymak çok doğru değil. Çünkü Türkiye'deki kültür turizmi kapsamındaki gezilerin çoğu herşey dahil gerçekleştirilmektedir. Bu turların bir kısmı kitle turizmi olarak yapılmaktadır. Aynı şekilde içinde Pamukkale ya da Kapadokya adı geçen her gezi de kültür turu değildir. Örneğin Kapadokya'ya Özcan Deniz'in göründüğü ev balkonunu görmek için gitmek başlı başına bir kültür gezisi sayılamaz.

    Kültür Turizminde Temel Bir Yanlış ve İstanbul Kültür Gezileri

    Kültür turizmi denildiğinde yanlış bir yaklaşımla yalnızca bir kente ya da Türkiye'ye gelen yabancı turistler anlaşılıyor. Bu çok temel bir yanlıştır. Dünyada hiçbir müze, hiçbir örenyeri yalnızca dışarıdan gelenlerin ilgisi ve onların getirisi ile ayakta kalamaz, doğal ve tarihi miras korunamaz. Kültür turizmi denildiğinde ana hedef o kentte, o ülkede yaşayanlar olmalıdır. İstanbul söz konusu olduğunda kültür turizmi konseptinin temel, değişmez en güvenilir hedefi İstanbullular olmak zorundadır.

    Ancak İstanbullu İstanbul'u tanımıyor. Müzelerini, sergilerini, galerilerini gezmiyor. Bir İstanbullu bilinci oluşmuş değil, bir kentlilik bilinci yaygın değil. Müzelerimizde yerli-yabancı ayrımı yapılarak istatistik tutulan son yıl olan 2005'in sayılarına bakar o yıl Topkapı Sarayı'nı gezen yerlilerin hepsinin İstanbullu olduğunu varsaysak bile gezen kişi sayısı 768 bindir. Londra ve New York'un en önemli müzelerinin ziyaretçi sayısı 7 ve 8.5 milyon kişidir. Esas olarak İstanbulluların gezmesi gereken Türk-İslam Eserleri Müzesi'ni gezen yerli turistlerin oranı % 33'tür.

    İşte bu nedenle fest travel bünyesinde 19 yıldır İstanbullulara yönelik kültür gezileri düzenliyoruz. Yabancı turist gruplarına, bir ya da birbuçuk günde gezdirdiğimiz İstanbul için birbirinden farklı 90 günlük güzergâh yarattık. 1988 yılından bu yana İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz adı ve konsepti Fest TravelLa ait olan yaklaşık bin 200 adet Adım Adım İstanbul, Köşe Bucak İstanbul kültür gezisi ile yaklaşık 35 bin İstanbullu'yu İstanbul ile buluşturduk. Bu alanda çok ciddi bir deney sahibi olduk.

    Yanından sık sık geçtiği, baktığı halde göremediği nice değerli tarih ve sanat eseri ile tanışmayı dileyenlere; tarihi, coğrafyası, kültürü, efsaneleri ve gelenekleriyle belli başlı mekanları, semtleri, sokakları, camileri, kiliseleri, sinagogları, ayazmaları, çeşmeleri, türbeleri, hanları, hamamları, çarşıları, kuşevlerini, bitki örtüsünü, kuşları, böcekleri keşfetmek isteyenlere; tarih bilincini ve çevre duyarlılığını geliştirmeyi arzulayanlara; konunun uzmanı bilim adamı, tarihçi, mimar, edebiyatçı kişilerin rehberliğinde İstanbul ile tanıştırdık.

    Tanıma sevgiyi getiriyor, sevgi ise sahiplenmeyi, yani doğal ve tarihsel mirası, çevreyi korumayı.

    Ama ne yazık ki, 35 bin İstanbulluyu İstanbul ile tanıştırırken İstanbul milletvekilleri için yaptığımız özel bir tur dışında Kültür ve Turizm bakanlarından, Vilayetten, yerel yönetimlerden hiçbir temsilci bu gezilere katılmadı. İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün geçen yıl yayımlanan İstanbul Kültür / İstanbul Turizm adlı kitabında böylesi bir yaygın deneye yer verilmedi.

    Şu andafest travel'in açtığı yolda İstanbul gezisi yapan acentelerin ortaya çıkışı, İBİB ile bazı yerel yönetimlerin dar kapsamlı da olsa kent gezileri yapması oldukça sevindirici.

    Bir diğer konu da bu çalışmalarda, kent gezilerinde, kültür ve sanat etkinliklerinde ÖTEKİ İSTANBUL'un da katılımını sağlamak.

    İstanbul'daki müzelerin, sarayların, kültürel mirasın algılanması ile birlikte her türlü kültür ve sanat etkinliğine öncelikle İstanbulluların ve sonra Türkiye'nin dört bir tarafından gelecek insanların geniş ölçüde katılımını esas alan yaklaşımlarla yeni yeni projeler üretmek zorundayız. AB gereği müze girişlerinde yerli/yabancı ayrımını kaldırarak daha düşük müze girişleri ile müze ve örenyerlerini gezmeyen yurttaşlarımızı daha büyük paralar ödemeye zorladık. AB hukuk çerçevelerine uygunluk güzel, ama bu alanda farklı, özendirici, teşvik edici öğeler bulunabilir. Her şeyden önce önemli olan kentlilerde yani İstanbullularda bir kültür bilinci, bir kentlilik bilinci, bir şehirli kimliğiyaratmak ve bunu değişik katılım ve etkinliklerle geliştirmek gerekir.

    Kültür Turizminin Nitelikleri
    Bu tür geziler arz açısından nadir ürünlerdendir. Birçok gezgin açısından olmazsa olmaz turlardır. Terör olayları, savaş, çok ağır politik tavır almalar gibi bazı konular dışında daha istikrarlı bir talebe sahiptir.
    Bu tür gezilere katılanların toplumsal statüsü ortalama turistlere göre daha yüksektir.
    Kültür gezilerine katılan gezginler daha eğitimli, daha meraklı, daha ilgili, daha özgür, acelesi olmayan, gittiği yerde daha fazla zaman ve para harcayabilen, kültürel ve sanatsal etkinliklere daha duyarlı, doğaya, çevreye, gidilen bölgenin kültürüne ve geleneklerine daha saygılı, yöre insanını tanımaya istekli, gruplar içinde seyahat edebilen kişilerdir.
    Özellikle Türkiye'de kültür turizminin alternatifiymiş gibi onun karşısına konan güneş-deniz-kum (GDK) turizmi daha farklı niteliklere sahiptir. Kıyı turizmi kültür turizminden ayrı, onun alternatifi olmayan ancak dolaylı olarak onu da etkileyen bir turizm türüdür. Ancak bu ürün daha bol bulunan bir turistik üründür. Bu ürün yoğun rekabet ile hele hele bazı siyasi takıntılarla her an kaybedilebilir. GDK turizminde pazar kaybetme riski oldukça yüksektir. GDK turizmi her an vazgeçilebilecek, değiştirilebilecek bir destinasyonu içerir. GDK turizmi kırılgan bir üründür.
    Kültür turizmi gelişmekte olan sanal ortamdan ve global sermaye hareketlerinden GDK turizmine göre daha az etkilenmektedir.
    Kültür turizmi turistik gelirlerin ülkesel düzeyde daha geniş alanları yayılmasında, bölge halklarının daha geniş oranda pay almasına ve bölgelerin kültür düzeylerinin yükselmesine yöneliktir.
    Kültür turizmi nisbi olarak çevreye, tarihsel ve kültürel mirasa karşı daha duyarlıdır.

    Türkiye bağlamında söylersek Türkiye hem kültür turizmi, hem de kıyı turizmi açılarından akıl almaz olanaklara, hiçbir ülkede olmayan bir potansiyele sahiptir. Ancak bir kısmı nerede, hangi otelde kaldığını bile bilmeyen GDK turizmi müşterileri Türkiye'deki turistik tesislere başka yerlerde ulaşılabilecekken, Türkiye'deki doğal ve kültür varlıklarına hiçbir yerde ulaşamaz. Ama ne yazık ki, son yıllardaki GDK turizmindeki yanlış yaklaşımlar kültür turizmini de etkilemiş, kültür turizmini hem sayısal anlamda, hem de maddi anlamda aşağı çekmiştir.

Sayfayı Paylaş