Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor, Kadın Hakları, Kadınların Boşanma Halinde

Konusu 'Siyasal Bilimler' forumundadır ve Duru tarafından 28 Eylül 2011 başlatılmıştır.

  1. Duru

    Duru Administrator

    Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor, Kadın Hakları, Kadınların Boşanma Halinde Hakları, Kadınların Bilmesi Gereken Kanunlarımız
    [​IMG]

    TCK Ankara Kadın Platformu’nun hazırladığı “Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor?” kitapçığının tam içeriğini kitapçığı edinemeyenler için

    [​IMG]

    Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor?


    “Öğrenmek hak aramanın birinci adımıdır.”


    Sevgili Kadınlar


    Bildiğiniz gibi ceza yasaları bir toplumun huzur

    içinde ve bir diğerinin haklarına saygı duyarak yaşaması için kurallar getirirler. Yasaların içinde suç sayılan davranışların tanımı ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kişilere verilmesi gereken cezalar yer alır. Yasaları bilmek esas olarak haklarımızı bilmek demektir. Çünkü tüm yasalar devletle toplum ya da bireyler arasında yapılmış sözleşmelerdir. Devlet yasa eli ile hem kendisini hem de yurttaşlarını korur. Bizler de TC yurttaşları olarak bu korumadan eşit olarak yararlanma hakkına sahibiz. Kadınlar olarak bizi koruyan yasalara Cumhuriyet Devrimimizle sahip olduk. Cumhuriyet’in temelinde harcı bulunan kadınlar 1926 tarihinde yani cumhuriyetimizin ilanından üç yıl sonra Medeni Yasa’ya TCK’ya ve yurttaşlık haklarımızı koruyan diğer yasalara sahip oldular. 1926’lı yıllarda kabul edilen yasalar bizi ümmet olmaktan ulus olmaya kul olmaktan yurttaş olmaya taşıyordu. Bu değerli kazanım doğal olarak yılların ilerlemesi ile daha ileri ve daha çağdaş olana doğru evrilecekti. Bu gerçeği görebilmek için anneannelerimiz annelerimiz biz ve kızlarımız arasındaki anlayış ve kavrayış farklarını anımsamak yeterlidir. Tüm insan hakları gibi kadın hakları da bilimin aydınlığı arttıkça yeni bir ışığa doğru adım atıyor. Tüm insanlığa olduğu gibi toplumumuza ve bizlere adalet ve eşitlik fikri yol gösteriyor.



    İşte bu nedenledir ki ilerleyen süreç var olan yasalarımızda kadını erkeğin gerisinde ve onun hizmetinde gören anlayışların yanlış olduğunu kadınların da erkekler gibi tüm yurttaşlık haklarından eşit yararlanmaları gerektiğini bize kavrattı. 4320 Sayılı Ailenin Korunması Yasası Medeni Yasa İş Yasası Anayasa ve ardından Yeni Türk Ceza Yasası bu anlayışların ve kadınların kendi hakları için verdikleri etkin mücadelenin bir ürünü oldu.





    Yeni TCK’da Tüm Kadınların Emeği Var




    2004 yılında ise yepyeni bir TCK’ya sahip olduk. Kadın kuruluşları baroların sendikaların kadın hakları kurulları hatta tek tek kadınlar bu yasanın toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yapılabilmesi için yoğun emek harcadılar. Bir devlet kuruluşu olan Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü siyasi partilerin kadın milletvekilleri ve kadın emeğine saygı duyan diğer Adalet Komisyonu üyeleri bilim adamları elbirliği ile bu yasada kadının insan haklarının bir üstün değer olarak tanınıp korunması için çalıştılar.




    Pek çok kadın arkadaşımız da yasalardaki koruyucuların yeterli olmamasının acılarını bizzat yaşayarak yaşadıklarını bizlerle paylaşarak sorunun görünür ve bilinir kılınmasını sağladılar. Onlar evlerinde iş yerlerinde alanlarda meclis salonlarında basın yayın organlarında insan haklarına dayalı bir ceza yasası için seslerini yükselttiler. Böylece kimimiz acılarımızla kimimiz okuyup yazdıklarımız ve yaşadıklarımızla sorunun çözümüne katkı sunmaya çabaladık.




    TCK’daki Kazanımlar




    Örgütlü Önderlik ve





    Örgütler Arası Birlik Deneyiminin





    Başarısıdır




    Son üç yılda güçlerini TCK Kadın Platformu adı altında birleştiren Kadınlar “Kadın Bakış Açısından TCK Reformu” kampanyası ile birlikte ve kararlılıkla bu çalışmanın ürününü elde ettiler.




    Yeni Türk Ceza Yasası kadınları ilgilendiren hükümler yönünden önemli ölçüde kazanımların bulunduğu bir yasa metnine dönüştü. Elbette eksik ve yetersiz olan hükümler de var. Ancak kadınlar deneyerek biliyorlar ki çok azdan olur. Üstelik bu sefer çok olanı elde ettik. Geride azı kaldı. Yürümeye devam edeceğiz.




    Ankara TCK Kadın Platformu







    1. SORU: YENİ TCK’NIN ‘KADIN’A TEMEL YAKLAŞIMI NEDİR?




    YANIT: Yürürlükten kalkmış olan TCK; kadının vücut bütünlüğüne yönelik tecavüz ve taciz gibi s şiddet içeren suçları birey - insan olarak kadına yöneltilmiş eylemler olarak değerlendirmiyordu. s şiddet içeren suçların öncelikle toplumun genel ahlak ve adabını rencide ettiğini kabul ediyordu. Bu nedenle de bu tür suçları ‘Topluma Karşı Suçlar’ başlığı altında ele alıyordu. Yeni TCK bu yaklaşımı reddederek s suçlarda korunması gereken değerin toplumsal ahlak gelenek ve göreneklerden önce öncelikle bir insan olarak kadının kendisi ve onun vücut bütünlüğü olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle anılan suçlar Yeni TCK’de ‘Kişilere Karşı Suçlar’ ana başlığı altına alınmış bulunuyor. Bu suç grubu yasada “s Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” alt başlığı ile yer alıyor. (TCK:102-105)




    2. SORU: “CİNSEL DOKUNULMAZLIK TCK’DE NASIL KORUNMAKTADIR?




    YANIT: Yeni TCK “s Dokunulmazlığı” kişilerin vücudu üzerinde rızaları dışında s davranışlarda bulunularak beden bütünlüklerinin ihlali olarak tanımlamaktadır. “s Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” TCK’nın 102103104 ve 105. maddelerinde yer almıştır.




    Yeni TCK’nın ‘bireyin vücut bütünlüğünü koruma’ amacını birinci sıraya almış olması nedeni ile eski yasamızda “ırza tecavüz ve ırza tasaddi” olarak anılan eylemler yukarıdaki maddelerde ‘s saldırı’ olarak ifade edilmekte ve s davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi cezalandırılmaktadır.




    saldırı suçlarının oluşabilmesi için aranan önemli koşul bu suçu oluşturan eylemlerin mağdurların isteği dışında ve zorla ya da aldatma ile gerçekleştirilmiş olmasıdır. (TCK:102-103)




    Yasamız s saldırıyı; “s arzuları tatmin amacına yönelik fakat s ilişkiye varmayan davranışlarla bir kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etme” olarak tanımlamaktadır. Bu eylemin şehevi arzularla yapılmış olması yeterlidir. Bu suçun oluşması için şehevi arzuların fiilen tatmini aranmaz. Bu tür eylemleri yapanlar mağdurların şikayeti üzerine hapis cezası alırlar. (TCK:102/1)




    3. SORU: NİTELİKLİ CİNSEL SALDIRI NE DEMEKTİR?




    YANIT: Yukarıda tanımladığımız s saldırı fiili; “Mağdurun vücuduna organ ya da başka bir cismin sokulması yolu ile işlenirse” suçun nitelikli halinin oluştuğu kabul edilir. Burada dikkat çekici olan nokta nitelikli s saldırı suçunun kabulü için yalnızca s ilişkinin gerçekleşmesinin aranmamasıdır. Vücuda vajinal anal ya da oral yoldan herhangi bir cismin ithali de bu suçu oluştur. Ayrıca bu suçun oluşması için beden bütünlüğüne yapılan saldırının s arzuların tatmini amacı taşıması şart olarak kabul edilmez. Bu suçlarda eylemci hapis cezasına mahkum olabilir. (TCK:102/2)





    4. SORU: CİNSEL SALDIRI SUÇLARININ EYLEMCİLERİ HANGİ HALLERDE DAHA AĞIR CEZALAR ALIRLAR?




    YANIT: s saldırı fiilleri; Beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı Kamu görevi ya da hizmet ilişkisinin sağladığı gücü kötüye kullanarak 3. derece dahil kan ve kayın hısımlığı ilişkisi olan kişiye karşı Silahla veya birden çok kişi tarafından birlikte işlenirse eylemciye verilecek ceza yarı oranında artırılır.




    5. SORU: CİNSEL SALDIRI SONUCU YARALANMA PSİKOLOJİK YA DA FİZİKSEL BAŞKACA ZARARLAR DA VARSA BU CEZA MİKTARINI ETKİLER Mİ?




    YANIT: s saldırı sırasında direncin kırılmasına neden olacak cebir kullanılmışsa bu şiddet eylemi nedeni ile ayrıca ceza verilir. İşlenen suç nedeni ile mağdurun beden ya da ruh sağlığının bozulması halinde eylemciye 10 yıldan az olmamak üzere ceza verilir.




    s saldırı nedeni ile mağdurun ölümü ya da bitkisel yaşama girmesi durumunda eylemci ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olur.




    6. SORU: EVLİLİK İÇİ CİNSEL SALDIRI NE DEMEKTİR?




    YANIT:
    TCK s saldırı eyleminin evlilik birliği içinde gerçekleşmesi halini şikayete bağlı bir suç olarak kabul etmiştir. Hukuk sistemimize yeni girmiş olan bu suç türü yasamızın bireyi her koşulda şiddete karşı koruma kararlılığının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Yasaya hakim olan ‘Önce insan’ düşüncesi evlilik kurumunu koruduğumuz zannıyla kimse ile paylaşmadığımız “özel alanımız” diyerek içimize attığımız aile içinde yaşanan pek çok olumsuzluğun özünde aileyi içinden kemiren ve çürüten unsurlar olduğunu görmemize yardımcı oluyor. s şiddet çoğu zaman evin içinden birinden hatta eşimizden gelebilir. Evlilik birliği eşlerin birbirine dayak atmasına hakaret etmesine aşağılamasına aç susuz bırakmasına eve kapatılmasına nasıl izin vermiyorsa zorla s birlikteliğe de izin vermez. Evimiz içindeki bu şiddeti de yargı ile bölüşerek çözebiliriz. Unutmayalım ki yasalar cezalandırmak yok etmek için değildir. Önlemek düzeltmek onarmak gibi görevleri vardır. Biz de evlilik birliğimizi onarmak istiyorsak yasaların bize verdiği hakları kullanmaktan çekinmemeliyiz. (TCK:102/2)




    7. SORU: CİNSEL TACİZ VE İŞ YERİNDE CİNSEL TACİZ NE DEMEKTİR?




    YANIT:
    s taciz bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan s davranışlarla gerçekleştirilir. Yeni yasamıza göre bir kimseyi s amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında mağdurun şikayeti üzerine ceza verilmektedir. Yeni yasa işyerinde s taciz eylemini bu eylemin nitelikli hali olarak tanımlamıştır. Yasamız çalışma yaşamı içinde bulunan bir kişinin işyerinde hiyerarşi ve hizmet ilişkisinin yarattığı güçten ya da aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanarak diğer çalışana s tacizde bulunması halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını emretmektedir. (TCK:105/2)




    8. SORU: ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI NE DEMEKTİR?




    YANIT: Yeni Türk Ceza Yasası’nda yetişkinlere yönelik olarak gerçekleşen s amaçlı eylemler ‘s Saldırı Suçu’ olarak adlandırılırken çocuklarımıza yönelik s amaçlı saldırılar “s İstismar” olarak adlandırılmaktadır. İstismar ‘kötüye kullanma- iyi niyeti sömürme’ anlamına gelmektedir. Aynı nitelikteki bu eylemin çocuklar yönünden farklı adlandırılmasının nedeni erişkin yönünden s suçlardan söz edebilmek için ‘rızanın olmaması- zor unsurunun bulunması’ gerekirken çocuklara yönelik s suçlarda çocukların rızasından söz etmenin olanaksız oluşudur. Çocuklar kendilerine yönelik s amaçlı saldırının ayırdında değildir. Bu saldırının kendileri üzerinde yaratacağı olumsuzluk ve zararları bilmemektedirler. Bu nedenle saldırı karşısında hareketsiz ve dirençsiz olmaları halinde dahi bu duruma rızaları dışında tahammül ettiklerini- boyun eğdiklerini kabul etmek gerekmektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi onsekiz yaşına kadar herkesi çocuk saymaktadır. (Madde:1) Aynı Sözleşme’nin 19. ve 34. maddelerinde ise çocuğa yönelik her türlü bedensel ve zihinsel saldırı; istismar ve suiistimal olarak değerlendirilmekte ve bu hallerde çocuğun korunması sorumluluğu devlete verilmektedir. Bu nedenle TCK çocuklara yönelik s saldırı eylemlerini ‘istismar’ olarak nitelemiştir. Yasa’da çocukların durumu yaşlarına ve s farkındalıklarına göre iki grupta ele alınmıştır. Yasamız 103. maddesinde ‘s istismar’ı şöyle tanımlamaktadır: “s istismar deyiminden; “Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü s davranış; diğer çocuklara karşı sadece cebir tehdit hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen s davranışlar” anlaşılır.”
  2. Tırtıl

    Tırtıl Moderator

    Ce: Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor, Kadın Hakları, Kadınların Boşanma Hal

    az şöle kıdemimiz yükselsin birden havalara girdim bile :=)
  3. Kayıtsız

    Kayıtsız Guest

    Ce: Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor, Kadın Hakları, Kadınların Boşanma Hal

    neden TCK sürekli poliannayla aynı hamama girmiş gibi davranıyo anlamıyorum.
    bir sosyolog olarak yetersiz tanımlar açık uçlar ..vsde dolayı kınıyorum TCKyı
    Ramazan DİHAR.
  4. Kayıtsız

    Kayıtsız Guest

    Ce: Türk Ceza Kanunu Kadınlara Neler Getiriyor, Kadın Hakları, Kadınların Boşanma Hal

    boşanan kadın kuş gibi avlanıyor çocugu varsa okula kayıt ettirdigi an adresi çıkıyor TCK bişi yapacaksa bu kadınlara adres gizleme hakkı versin...

Sayfayı Paylaş